Türk Tekstil Hammadde ve İplik Sanayi

Haber 486 kez okundu.
Muhammet UZUN
Marmara Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi, Tekstil Mühendisliği


Türk Tekstil Hammadde ve İplik Sanayi
Giriş
Bu yazının amacı, Türk tekstil, pamuk ve iplik sanayinin dünü ve bugününün güncel veriler ışığında irdelenmesidir. Kuruluşundan itibaren Türk tekstil tarihi kısaca özetlenip günümüz pamuk ve iplik üretim verileri değerlendirilmiştir.   

Türk Tekstil Tarihi
Tekstil, özellikle de dokumacılık Türkler için önemli bir gelenektir ve Türk tarihi ile birlikte gelişimine devam etmektedir. Bunda en önemli etken hayvancılığın göçebe Türk kültüründeki yeri ve yetiştirilen hayvanlardan elde edilen yün ve keçi kıllarının kullanımıdır. Osmanlı ve öncesinde hayvan kökenli elyaf ile kilim yapımı önemli bir geçim kaynağı olmuştur. Osmanlı ve İslam dünyası önemli bir tekstil tarihine sahiptir ve Avrupa’nın da doğu tekstiline ilgisi 20. Yüzyılın sonlarında başlamıştır. Bu ilgi Maurice Lombert’in kaleme aldığı ve İslam topraklarını “Tekstil Uygarlığı” olarak tanımladığı eserinden sonra artarak devam etmiştir.. Tekstilin fabrikalaşma süreci Cumhuriyet döneminde başlamış ve 1980 sonrasında hız kazanmıştır. İktisadi Kalkınma Planlaması ile tekstil özel sektörününde içinde bulunduğu sektörlerin desteklenmesine karar verilmiş ve 1923 yılında Sümerbank kurulmuştur. 1925-27 arasında %25’i dokuma işletmesi olan 65 bin işletme desteklenmiştir. 1934-38 arasında Birinci Beş Yıllık Sanayileşme Planı ile tekstil sektörüne olan destekler artmış ve ülkemizin bu alanda dünyada öncü olma stratejisinin temelleri atılmıştır. 1980’e kadar devam eden destek ve teşviklerle ülke sanayisinin gelişimi hızlanmıştır. Ancak 1980’li yıllarda birçok işletmenin hantallaştığı ve ekonomik büyümenin yavaşladığı görülmüştür. Bu durumun giderilmesi için özelleştirme ve yabancı ürünlerin ülke pazarına girmesinin önü açılarak rekabet arttırılmıştır. Bu rekabet ile arzu edilen ekonomik büyümeye tekrar ivme kazandırmıştır. 

1987 yılında T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından yayınlanan Tekstil Sanayi Raporunda ileri sanayileşme sürecine tekstil sanayii ile başlanmasının zaruriliği vurgulanmıştır. Rapor verilerinde açıkça görüleceği üzere tekstil gelişmiş ülkelerin sanayileşmesinin de ilk basamağı olmuştur. Gelişmekte olan ülkeler de ilk olarak tekstil yatırımı ile sanayileşme hamlesi yapmışlardır. Tekstilin istihdama katkısı, düşük riskli bir sanayileşme olması ve pazar payının her daim olması sektörün artılarındandır. Dönemsel olan tarım ve turizme kıyasla tekstil ülke gelişimine büyük bir ivme kazandırmıştır. Rapordaki öngörülerin yayınlandığı 1987 yılından günümüze 30 yıllık gelişim süreci raporu desteklemektedir. 1987 yılında 2,2 milyar  dolar olan tekstilin ihracat kapasitesi günümüzde 10 milyar dolar seviyelerine çıkmıştır. Dün olduğu gibi bugün de ülkemizin toplam ihracatının lokomotifi tekstil sanayidir. Üstelik devlet bütçesine sağlanan gelir kaynakları bakımından ilk sıralardaki yerini almaya devam edecektir. Başlangıcını hayvansal elyaf ile yapan Türk tekstil tarihi pamuk tarımının ülke coğrafyasına uyumu sayesinde ilerlemeye devam etmiştir. Hammadde, enerji, iş gücü, sermaye, ulaşım ve pazara yakınlık tekstilin her dalının ülke sınırlarında gelişmesini devam ettirecektir.  

Pamuk Üretim ve Tüketim Dağılımı
Kuşkusuz pamuk tarımının yoğun oluşu ülkede tekstil sektörünü ön plana çıkarmıştır. Sümerbank’ın çabaları neticesinde Türkiye pamuklu dokuma üretimindeen önemli üreticilerden biri olmuş ve günümüzde bu konumunu sürdürmektedir. Son verilere göre pamuk lifi toplam elyaf gereksiniminin 1/4’ünü karşılamaktadır. Selüloz esaslı birçok rejenere lif üretilmekte fakat yapı ve konfor üstünlüklerinden dolayı pamuk önemini korumaktadır. Uluslararası Pamuk İstişare Komitesi (ICAC)’nin verilerine göre Türkiye pamuk ekim alanı yönünden dünyada dokuzuncu (Tablo 1), birim alandan elde edilen pamuk lif verimliliği yönünden ikinci sıradadır (Tablo 2). Pamuk üretimi yönünden  yedinci sırada olurken pamuk tüketiminde dördüncü sıradadır. Bu değerler gözönüne alınınca Türkiye pamuk ithalatı yapmak zorunda kalmaktadır ve dünyada pamuk ithal eden beşinci ülke konumundadır. Pamuk ithali genel olarak üretim maliyetlerini arttırmaktadır çünkü iplik üretim maliyetinin %50-60’lık kısmı hammadde kaynaklıdır. Hammadde maliyetlerinin düşürülmesi üretim maliyetlerini %50 düşürebilmektedir. Dünya çapında elyaf tüketim dağılımı Şekil 1’de görülmektedir. 
 
   

Tablo 3’te görüldüğü üzere 2015/16 yılında önceki yıllara oranla ciddi bir üretim azalması meydana gelmiştir (%13). Bu durum stok oranlarını düşürmüş ve dünya genelinde konunun uzmanlarını çözüm arayışına itmiştir. 2016/17 yılında pamuk fiyatlarının artışı ile 2017/18 yılında pamuk üretiminin %1 artacağı öngörülmektedir. Bunun yanında geçen dört yıldır devam eden hasat verim düşüşünün devam edeceği öngörüsü ile toplam pamuk üretimindeki %1’lik artış yıllık üretim miktarını arttırmayacaktır. Pamuk üretimindeki gerilemenin önüne geçmek için başta Çin ve Hindistan olmak üzere birçok ülke önlemler geliştirmektedir. 2017/18 pamuk ekim döneminde Hindistan ekili alan oranını %2, Çin ise %3 arttırmayı planlamaktadır. Çin geçtiğimiz aydan itibaren stok fazlası pamuk rezervlerini piyasaya sunmaya başlamıştır ve Nisan 2017 itibariyle 450 bin ton pamuk ihraç etmiştir. 2016/17 sezonun sonuna kadar toplam stoğunun %17'sini (9,3 milyon ton) azaltmayı hedeflemektedir. 2016/17 yılının sonunda öngörülen pamuk üretimi dünya genelinde 22,78 milyon ton olarak hesaplanmıştır ve bu değerin 2017/18 yılında bir miktar artarak 23,12 milyon ton seviyelerine çıkacağı öngörülmektedir. Son üç yıllık tüketim rakamları baz alındığında 2016/17 ve 2017/18 yılarının tüketiminin 24 milyon tonun üzerinde olacağı düşünülmektedir. 2017/18 döneminde Hindistan’ın 12 milyon hektarlık pamuk tarımıyla dünya pamuk üretiminin %37’lik kısmını gerçekleştireceği öngörülmektedir.


Tablo 1- Dünya Pamuk Ekim Alanları (Bin Ha)
 
 
Türkiye pamuk üretiminin 2016/17 ve 2017/18 dönemlerinde bir önceki 2015/16 dönemine kıyasla %2,3 artış göstererek 655 bin ton/yıl seviyelerine çıkacağı öngörülmektedir. Bu artışta ekili alan artışından ziyade hektar başına düşen üretim verimliliği etkili olacaktır. Türkiye 2017/18 sezonunda 1,436 milyon ton pamuk tüketirken 654 bin ton pamuk üretimi yapacaktır ve bu dönemde 872 bin ton pamuk ithal edecektir. Uluslararası Pamuk İstişare Komitesi (ICAC) verilerinde açıkça görüldüğü üzere Türkiye pamuk ekim alanları heryıl azalmaktadır. Ülke tekstil üretim potansiyeli gözönüne alındığında bu düşüş tekstil endüstrisini olumsuz yönde etkilemektedir. Dışa bağımlılığın giderilmesi ve girdi maliyetlerinin düşürülmesi için alınması gereken önlemler aşağıda özetlenmiştir.

  a-Pamuk ekimi maliyeti yüksek hasat fiyatı düşüktür bu pamuk ekimini ekonomik riski yüksek sınıfa sokmaktadır.
  b-Üretici çırçır ve aracıların insiyatifine bırakılmıştır.
  c-Alım-satım belirli bir standartta yapılmadığı için çok fazla sorun çıkmaktadır.
  d-Lif kalitesinin arttırılması ürünün fiyatını arttıracaktır.
  e-El ile toplama kontaminasyona makine ile toplama nem problemlerine neden olduğundan hasatı zor olabilmektedir.
  f-Değişken pamuk genetiği kaynaklı sorunlar.
  g-Yeterli depolama alanı olmaması sorun ve bu sorunun giderilmesi lisanslı depoculukla aşılabilecektir.
  h Çapa ve gübreleme maliyetenin düşürülmesi için makine techizat ortak kullanımı devlet eliyle sağlanmalıdır.
  i-İthalat kısıtlaması getirilmeli.
  j-Pamuk üzerine Ar-Ge birimleri güçlendirilmelidir. 

Tablo 3 ve 4’te bulunan üretim/tüketim değerleri göz önüne alındığında tüketim değerlerinin yıllık artışı ile üretim değerlerindeki düşüş önümüzdeki beş yıl devam ettiği takdirde pamuklu kumaş üretiminde sorun olacağı düşünülmektedir. 
 
  

Türkiye’de pamuk tarımının tamamına yakını Ege Bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Çukurova ve Antalya yörelerinde yapılmaktadır. Tablo 5 bölgelere göre ekim alanlarında 1995-2015 arası 5 yıllık değişimleri yansıtmaktadır. TÜİK verilerine göre 1995 yılından 2015 yılına Güneydoğu Anadolu Bölgesinde pamuk ekim alanları % 29 genişlerken, Ege’de % 63, Çukurova’da % 73, Antalya’da % 79 gerilemiştir. 1995 yılından 2015 yılına toplam ekim alanlarındaki daralma ise %42 olmuştur. Özellikle Ege ve Çukurova’daki gerileme sadece oransal olarak değil hektar bazında da ciddi rakamlara karşılık gelmektedir. TÜİK verilerine göre 2015 yılında 434 bin hektar alanda pamuk tarımı yapılmıştır. Ekim alanlarının genişliği bakımından ilk sırayı Güneydoğu Anadolu Bölgesi almaktadır. 2015 yılında Güneydoğu Anadolu Bölgesinin tüm ekim alanları içerisindeki payı % 60,9 olurken Ege Bölgesinin payı %21, Çukurova yöresinin % 15, Antalya yöresinin %1,4 olmuştur. 
 
  
 
Şekil 2. Toplam tarım alanına göre pamuk ekim yoğunluğu (%)

Türkiye’de İplikçilik
Dünya genelinde en çok kullanılan iplik eğirme metodu ring ve rotor iplikçiliğidir. Türkiye her iki eğirme yönteminde de güçlü bir üretici konumundadır. Türkiye 2012 yılında gerçekleştirdiği 1,6 milyar dolarlık ihracatla dünyanın 12. büyük iplik ihracatçısıdır. 2015 yılı ihracat verileri baz alındığında hammadde, örme ve dokuma kumaş ihracatında gerileme olduğu halde pamuklu ve sentetik iplik ithalatında %17’lik bir artış gerçekleşmiştir. Türkiye yıllık 1,7 milyar dolarlık bir iplik ihracat rakamına sahiptir. Bu ihracat rakamlarını dünya iğ kapasitesinin %3’üne sahip olarak gerçekleştirmektedir. Dünya üretim hattında bulunan iğ sayısı 220 milyon adettir ve Türkiye de 7 milyona yakın iğ vardır (Şekil 3). İplik üretiminde en çok kullanılan rotor kapasitesi ise 5 milyon civarıdır ve Türkiye toplam rotor sayısının %13’üne sahiptir.  Dünyanın en büyük konfeksiyon ihracatçısı olan Çin aynı zamanda dünya toplam iplik ihracatınında %22’sini gerçekleştirmektedir (11 milyar dolar).  
 
  
Sonuç: 2016 yılı Türkiye genel ihracatı 142 milyar dolar üzerinde gerçekleşmiştir ve bunun 9,2 milyar doları toplam tekstil ve hammadde kaynaklı ihracatdır. 2016/17 Ocak ayı verileri baz alındığında Türkiye geneli ihracat rakamları %15’lik bir artışla 2017 yılına iyi bir başlangıç yapmıştır. Genel ihracat rakamlarındaki artışla birlikte tekstil ürünlerinde %2,3’lük bir ihracat artışı gerçekleşmiştir. Bu artış 2015 yılından beri devam etmektedir.  
 
  
 
Kaynaklar:
  1. https://www.icac.org/cotton_info/publications/updates/2017/English/ectm4_17.pdf.
  2. https://www.itkib.org.tr/Home/.../tekstil-Ihracat-degerlendirme-notu-ocak-2017
  3. http://www.ormegiyim.com/2015/04/08/turkiyenin-pamuk-ekim-alanlarinda-dusus-bekleniyor/
  4. http://koop.gtb.gov.tr/data/56e95b3a1a79f5b210d9176f/2015%20Pamuk%20Raporu.pdf
  5. http://www.tetsiad.org/files/downloads/bilgi_bankasi/thg%20raporu.pdf
  6. https://tmo.org.tr/2015-yili-sektorel-pamuk-raporu/
 






<< Geri

22. Yılımızda Geleceğe Umutla Bakıyoruz

Teknik Fuarcılık olarak 22. yılımıza coşku ile giriyoruz. Bu uzun zaman diliminde Türk tekstil sektörünün gözü kulağı olduk. Ülkemiz adına yaptığımız yayıncılık ve fuarcılık faaliyetlerimizin dünya ile rekabet edebilir hale gelmesi gurur kaynağımız oldu. Uluslararası yayınlarımız ve fuarlarımız ile dünyanın sayılı organizasyonları arasına girdik. ... devamı >




Türk Tekstil Hammadde ve İplik Sanayi

Haber 487 kez okundu.
Muhammet UZUN
Marmara Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi, Tekstil Mühendisliği
Türk Tekstil Hammadde ve İplik Sanayi

Giriş
Bu yazının amacı, Türk tekstil, pamuk ve iplik sanayinin dünü ve bugününün güncel veriler ışığında irdelenmesidir. Kuruluşundan itibaren Türk tekstil tarihi kısaca özetlenip günümüz pamuk ve iplik üretim verileri değerlendirilmiştir.   

Türk Tekstil Tarihi
Tekstil, özellikle de dokumacılık Türkler için önemli bir gelenektir ve Türk tarihi ile birlikte gelişimine devam etmektedir. Bunda en önemli etken hayvancılığın göçebe Türk kültüründeki yeri ve yetiştirilen hayvanlardan elde edilen yün ve keçi kıllarının kullanımıdır. Osmanlı ve öncesinde hayvan kökenli elyaf ile kilim yapımı önemli bir geçim kaynağı olmuştur. Osmanlı ve İslam dünyası önemli bir tekstil tarihine sahiptir ve Avrupa’nın da doğu tekstiline ilgisi 20. Yüzyılın sonlarında başlamıştır. Bu ilgi Maurice Lombert’in kaleme aldığı ve İslam topraklarını “Tekstil Uygarlığı” olarak tanımladığı eserinden sonra artarak devam etmiştir.. Tekstilin fabrikalaşma süreci Cumhuriyet döneminde başlamış ve 1980 sonrasında hız kazanmıştır. İktisadi Kalkınma Planlaması ile tekstil özel sektörününde içinde bulunduğu sektörlerin desteklenmesine karar verilmiş ve 1923 yılında Sümerbank kurulmuştur. 1925-27 arasında %25’i dokuma işletmesi olan 65 bin işletme desteklenmiştir. 1934-38 arasında Birinci Beş Yıllık Sanayileşme Planı ile tekstil sektörüne olan destekler artmış ve ülkemizin bu alanda dünyada öncü olma stratejisinin temelleri atılmıştır. 1980’e kadar devam eden destek ve teşviklerle ülke sanayisinin gelişimi hızlanmıştır. Ancak 1980’li yıllarda birçok işletmenin hantallaştığı ve ekonomik büyümenin yavaşladığı görülmüştür. Bu durumun giderilmesi için özelleştirme ve yabancı ürünlerin ülke pazarına girmesinin önü açılarak rekabet arttırılmıştır. Bu rekabet ile arzu edilen ekonomik büyümeye tekrar ivme kazandırmıştır. 

1987 yılında T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından yayınlanan Tekstil Sanayi Raporunda ileri sanayileşme sürecine tekstil sanayii ile başlanmasının zaruriliği vurgulanmıştır. Rapor verilerinde açıkça görüleceği üzere tekstil gelişmiş ülkelerin sanayileşmesinin de ilk basamağı olmuştur. Gelişmekte olan ülkeler de ilk olarak tekstil yatırımı ile sanayileşme hamlesi yapmışlardır. Tekstilin istihdama katkısı, düşük riskli bir sanayileşme olması ve pazar payının her daim olması sektörün artılarındandır. Dönemsel olan tarım ve turizme kıyasla tekstil ülke gelişimine büyük bir ivme kazandırmıştır. Rapordaki öngörülerin yayınlandığı 1987 yılından günümüze 30 yıllık gelişim süreci raporu desteklemektedir. 1987 yılında 2,2 milyar  dolar olan tekstilin ihracat kapasitesi günümüzde 10 milyar dolar seviyelerine çıkmıştır. Dün olduğu gibi bugün de ülkemizin toplam ihracatının lokomotifi tekstil sanayidir. Üstelik devlet bütçesine sağlanan gelir kaynakları bakımından ilk sıralardaki yerini almaya devam edecektir. Başlangıcını hayvansal elyaf ile yapan Türk tekstil tarihi pamuk tarımının ülke coğrafyasına uyumu sayesinde ilerlemeye devam etmiştir. Hammadde, enerji, iş gücü, sermaye, ulaşım ve pazara yakınlık tekstilin her dalının ülke sınırlarında gelişmesini devam ettirecektir.  

Pamuk Üretim ve Tüketim Dağılımı
Kuşkusuz pamuk tarımının yoğun oluşu ülkede tekstil sektörünü ön plana çıkarmıştır. Sümerbank’ın çabaları neticesinde Türkiye pamuklu dokuma üretimindeen önemli üreticilerden biri olmuş ve günümüzde bu konumunu sürdürmektedir. Son verilere göre pamuk lifi toplam elyaf gereksiniminin 1/4’ünü karşılamaktadır. Selüloz esaslı birçok rejenere lif üretilmekte fakat yapı ve konfor üstünlüklerinden dolayı pamuk önemini korumaktadır. Uluslararası Pamuk İstişare Komitesi (ICAC)’nin verilerine göre Türkiye pamuk ekim alanı yönünden dünyada dokuzuncu (Tablo 1), birim alandan elde edilen pamuk lif verimliliği yönünden ikinci sıradadır (Tablo 2). Pamuk üretimi yönünden  yedinci sırada olurken pamuk tüketiminde dördüncü sıradadır. Bu değerler gözönüne alınınca Türkiye pamuk ithalatı yapmak zorunda kalmaktadır ve dünyada pamuk ithal eden beşinci ülke konumundadır. Pamuk ithali genel olarak üretim maliyetlerini arttırmaktadır çünkü iplik üretim maliyetinin %50-60’lık kısmı hammadde kaynaklıdır. Hammadde maliyetlerinin düşürülmesi üretim maliyetlerini %50 düşürebilmektedir. Dünya çapında elyaf tüketim dağılımı Şekil 1’de görülmektedir. 
 
   

Tablo 3’te görüldüğü üzere 2015/16 yılında önceki yıllara oranla ciddi bir üretim azalması meydana gelmiştir (%13). Bu durum stok oranlarını düşürmüş ve dünya genelinde konunun uzmanlarını çözüm arayışına itmiştir. 2016/17 yılında pamuk fiyatlarının artışı ile 2017/18 yılında pamuk üretiminin %1 artacağı öngörülmektedir. Bunun yanında geçen dört yıldır devam eden hasat verim düşüşünün devam edeceği öngörüsü ile toplam pamuk üretimindeki %1’lik artış yıllık üretim miktarını arttırmayacaktır. Pamuk üretimindeki gerilemenin önüne geçmek için başta Çin ve Hindistan olmak üzere birçok ülke önlemler geliştirmektedir. 2017/18 pamuk ekim döneminde Hindistan ekili alan oranını %2, Çin ise %3 arttırmayı planlamaktadır. Çin geçtiğimiz aydan itibaren stok fazlası pamuk rezervlerini piyasaya sunmaya başlamıştır ve Nisan 2017 itibariyle 450 bin ton pamuk ihraç etmiştir. 2016/17 sezonun sonuna kadar toplam stoğunun %17'sini (9,3 milyon ton) azaltmayı hedeflemektedir. 2016/17 yılının sonunda öngörülen pamuk üretimi dünya genelinde 22,78 milyon ton olarak hesaplanmıştır ve bu değerin 2017/18 yılında bir miktar artarak 23,12 milyon ton seviyelerine çıkacağı öngörülmektedir. Son üç yıllık tüketim rakamları baz alındığında 2016/17 ve 2017/18 yılarının tüketiminin 24 milyon tonun üzerinde olacağı düşünülmektedir. 2017/18 döneminde Hindistan’ın 12 milyon hektarlık pamuk tarımıyla dünya pamuk üretiminin %37’lik kısmını gerçekleştireceği öngörülmektedir.


Tablo 1- Dünya Pamuk Ekim Alanları (Bin Ha)
 
 
Türkiye pamuk üretiminin 2016/17 ve 2017/18 dönemlerinde bir önceki 2015/16 dönemine kıyasla %2,3 artış göstererek 655 bin ton/yıl seviyelerine çıkacağı öngörülmektedir. Bu artışta ekili alan artışından ziyade hektar başına düşen üretim verimliliği etkili olacaktır. Türkiye 2017/18 sezonunda 1,436 milyon ton pamuk tüketirken 654 bin ton pamuk üretimi yapacaktır ve bu dönemde 872 bin ton pamuk ithal edecektir. Uluslararası Pamuk İstişare Komitesi (ICAC) verilerinde açıkça görüldüğü üzere Türkiye pamuk ekim alanları heryıl azalmaktadır. Ülke tekstil üretim potansiyeli gözönüne alındığında bu düşüş tekstil endüstrisini olumsuz yönde etkilemektedir. Dışa bağımlılığın giderilmesi ve girdi maliyetlerinin düşürülmesi için alınması gereken önlemler aşağıda özetlenmiştir.

  a-Pamuk ekimi maliyeti yüksek hasat fiyatı düşüktür bu pamuk ekimini ekonomik riski yüksek sınıfa sokmaktadır.
  b-Üretici çırçır ve aracıların insiyatifine bırakılmıştır.
  c-Alım-satım belirli bir standartta yapılmadığı için çok fazla sorun çıkmaktadır.
  d-Lif kalitesinin arttırılması ürünün fiyatını arttıracaktır.
  e-El ile toplama kontaminasyona makine ile toplama nem problemlerine neden olduğundan hasatı zor olabilmektedir.
  f-Değişken pamuk genetiği kaynaklı sorunlar.
  g-Yeterli depolama alanı olmaması sorun ve bu sorunun giderilmesi lisanslı depoculukla aşılabilecektir.
  h Çapa ve gübreleme maliyetenin düşürülmesi için makine techizat ortak kullanımı devlet eliyle sağlanmalıdır.
  i-İthalat kısıtlaması getirilmeli.
  j-Pamuk üzerine Ar-Ge birimleri güçlendirilmelidir. 

Tablo 3 ve 4’te bulunan üretim/tüketim değerleri göz önüne alındığında tüketim değerlerinin yıllık artışı ile üretim değerlerindeki düşüş önümüzdeki beş yıl devam ettiği takdirde pamuklu kumaş üretiminde sorun olacağı düşünülmektedir. 
 
  

Türkiye’de pamuk tarımının tamamına yakını Ege Bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Çukurova ve Antalya yörelerinde yapılmaktadır. Tablo 5 bölgelere göre ekim alanlarında 1995-2015 arası 5 yıllık değişimleri yansıtmaktadır. TÜİK verilerine göre 1995 yılından 2015 yılına Güneydoğu Anadolu Bölgesinde pamuk ekim alanları % 29 genişlerken, Ege’de % 63, Çukurova’da % 73, Antalya’da % 79 gerilemiştir. 1995 yılından 2015 yılına toplam ekim alanlarındaki daralma ise %42 olmuştur. Özellikle Ege ve Çukurova’daki gerileme sadece oransal olarak değil hektar bazında da ciddi rakamlara karşılık gelmektedir. TÜİK verilerine göre 2015 yılında 434 bin hektar alanda pamuk tarımı yapılmıştır. Ekim alanlarının genişliği bakımından ilk sırayı Güneydoğu Anadolu Bölgesi almaktadır. 2015 yılında Güneydoğu Anadolu Bölgesinin tüm ekim alanları içerisindeki payı % 60,9 olurken Ege Bölgesinin payı %21, Çukurova yöresinin % 15, Antalya yöresinin %1,4 olmuştur. 
 
  
 
Şekil 2. Toplam tarım alanına göre pamuk ekim yoğunluğu (%)

Türkiye’de İplikçilik
Dünya genelinde en çok kullanılan iplik eğirme metodu ring ve rotor iplikçiliğidir. Türkiye her iki eğirme yönteminde de güçlü bir üretici konumundadır. Türkiye 2012 yılında gerçekleştirdiği 1,6 milyar dolarlık ihracatla dünyanın 12. büyük iplik ihracatçısıdır. 2015 yılı ihracat verileri baz alındığında hammadde, örme ve dokuma kumaş ihracatında gerileme olduğu halde pamuklu ve sentetik iplik ithalatında %17’lik bir artış gerçekleşmiştir. Türkiye yıllık 1,7 milyar dolarlık bir iplik ihracat rakamına sahiptir. Bu ihracat rakamlarını dünya iğ kapasitesinin %3’üne sahip olarak gerçekleştirmektedir. Dünya üretim hattında bulunan iğ sayısı 220 milyon adettir ve Türkiye de 7 milyona yakın iğ vardır (Şekil 3). İplik üretiminde en çok kullanılan rotor kapasitesi ise 5 milyon civarıdır ve Türkiye toplam rotor sayısının %13’üne sahiptir.  Dünyanın en büyük konfeksiyon ihracatçısı olan Çin aynı zamanda dünya toplam iplik ihracatınında %22’sini gerçekleştirmektedir (11 milyar dolar).  
 
  
Sonuç: 2016 yılı Türkiye genel ihracatı 142 milyar dolar üzerinde gerçekleşmiştir ve bunun 9,2 milyar doları toplam tekstil ve hammadde kaynaklı ihracatdır. 2016/17 Ocak ayı verileri baz alındığında Türkiye geneli ihracat rakamları %15’lik bir artışla 2017 yılına iyi bir başlangıç yapmıştır. Genel ihracat rakamlarındaki artışla birlikte tekstil ürünlerinde %2,3’lük bir ihracat artışı gerçekleşmiştir. Bu artış 2015 yılından beri devam etmektedir.  
 
  
 
Kaynaklar:
  1. https://www.icac.org/cotton_info/publications/updates/2017/English/ectm4_17.pdf.
  2. https://www.itkib.org.tr/Home/.../tekstil-Ihracat-degerlendirme-notu-ocak-2017
  3. http://www.ormegiyim.com/2015/04/08/turkiyenin-pamuk-ekim-alanlarinda-dusus-bekleniyor/
  4. http://koop.gtb.gov.tr/data/56e95b3a1a79f5b210d9176f/2015%20Pamuk%20Raporu.pdf
  5. http://www.tetsiad.org/files/downloads/bilgi_bankasi/thg%20raporu.pdf
  6. https://tmo.org.tr/2015-yili-sektorel-pamuk-raporu/
 






<< Geri