Yapmasaydık Olmazdı

Haber 847 kez okundu.
Dört can dostun kafa kafaya verip yola çıktığı bir başarı hikayesi; Pro-SMH… Denim kültürünün 20 yıllık tecrübeyle vücut bulmuş hali… Türkiye’de hatta dünyada ilkleri başarmış ve başarmaya da devam eden bu güzide marka, ürettikleri teknoloji ve makinelerle adından söz ettirmeye devam edecek.

Yapmasaydık Olmazdı
Biz dört can dost dedik, insanlar ortaklık da diyor bu birlikteliğe… Pro-SMH’ta Cenk Gencay üretimden sorumlu... Tüm üretim süreçlerini yönetiyor. Makinelerin üretim siparişlerinin verilmesi, kalite kontrollerinin yapılması ve sevk edilmesine o bakıyor; Cenk Gencay Makine Mühendisi. Tayfun Karakurt ise uzun yıllar Boyahanelerde yöneticilik yapmış kimya mühendisi. İstanbul’daki üretim tesisinde işin başında. Burada tüm Boya Makineleri ve paslanmaz imalatlarına yön vermekte. Bu iki tesisindeki üretimler Cenk bey ve Tayfun bey tarafından koordine edilmektedir. Hasan Çakır Elektrik-Elektronik aksamlar ve bunların yazılımları, yazılımların makinelere yüklenmesi ve fonksiyonlarının test edilmesi, bu testlerden sonra da saha da devreye alınmasından sorumlu; kendisi Elektronik mühendisi. Cüneyt İşman, satış, pazarlama ve finanstan sorumlu ve aynı zamanda Yüksek Tekstil Mühendisi. Bu dört kişilik dev kadronun yanında uluslararası satış ağını yöneten Alfred Esser de Pro SMH’ın güçlü kadrosunda yer alıyor. Elbette başarılı ekibin en önemli parçaları 60 üzerinde çalışanı. Bu güçlü kadro toplam 9000 m2’lik bir alanda üretim yapıyor ve hızla büyümeye devam ediyor. Biz Tekstil Teknoloji Dergisi olarak İzmit Fabrikalarını ziyarete gittiğimizde sıkı bir röportaj yapacağımızı az çok tahmin edebiliyorduk. Ortaya öyle hoş şeyler çıktı ki hangisini nasıl yazalım, bu kadar güzelliği bu sayfalara nasıl sığdırırız diye düşünmeye başladık. Kendilerine “Bu kadar şeyi niye yaptınız” diye sorduğumuzda verdikleri cevap oldukça manidardı: “Yapmasaydık olmazdı…” İyisi mi söyleşiyi yaparken Cenk Gencay ve Hasan Çakır’ın söylediklerini, heyecanlarını, iş aşklarını kendilerinden dinleyelim…

Pro-SMH’ın yola çıkış öyküsünü anlatır mısınız?
Cenk Gencay: Biz ortaklar olarak uzun yıllar Alman menşeli ve dalında en iyi olan bir markada çalıştık. Seri çözgü makinesi, konik çözgü makinesi, haşıl makinesi, indigo boya makineleri üretiyordu. Daha sonra markanın el değiştirmesi gündeme geldi. Dünya üzerinde 84 ülkede servis ve yedek parça hizmeti bekleyen bir müşteri grubu oluştu. Uzun yıllar bu insanlara hizmet verdiğimiz ve bizleri arar hale geldiklerinden dolayı bu makinelerin sorumluluğu bir anlamda üzerimize kaldı. Biz de ilk olarak 2008 yılında Pro Teknik’i kurarak servis vermeye başladık; sonra yedek parça tedariği onu takip etti. Bundan sonraki aşamada dünya çapında bulunan müşterilerimizin makinelerinin kontrol teknolojisinin eskimesi ile üretimde ve parça tedariğinde çıkan sıkıntılardan dolayı bu makinelerinin yeni teknolojileri ile güncellenmesi ihtiyacı ortaya çıktı.
Hasan Çakır: Biz bu şekilde servis ve yedek parça haricinde daha uzun ömürlü olabilmeleri için gerekli modifikasyonlarını sağlamaya başladık. Bunlar sadece yazılımla sınırlı kalmadı, mekanik ilaveler de yaparak bunu devam ettirdik. Bu da bizi yeni makineleri üretebilme noktasına getirdi. Uzun yıllar dokuma ön hazırlık ve özellikle Denim sektöründe edinmiş olduğumuz tecrübe ve bilgi ile başarıyı sağlamak için bir araya geldik. Firmamızda çok yüksek takım çalışması söz konusu. Herkes ilk önce ben demeden çalışır burada. Bu düzgün birliktelik dünyanın en iyi makinelerini ve yazılımlarını üretmemize vesile oldu. Ayrıca İstanbul fabrikamızda Krantz markasıyla terbiye makinelerinde patentli üretim gerçekleştiriyoruz. İstanbul’daki üretim tesisimizde ayrıca Krantz boya ve terbiye makineleri imal ediyoruz. İzmit’te ise Pro SMH markası altında haşıl, seri çözgü ve indigo boya makineleri ve yine İzmit’teki merkezimizden yedek parça, servis ve modifikasyon işlerini de Pro Teknik markası altında yapıyoruz. Yurtdışında Bangladeş’te Pro Trading adı altında bir firmamız var. Oradaki müşterilerimize daha rahat hizmet verebilmek için kurduk. Ayrıca bizim ürettiğimiz ve daha önce çalıştığımız firmanın çalışan makinalarının teknik servislerinin ve yedek parçalarının verilmesine de devam ediyoruz. Dünya çapında 26 ülkeye ihracatımız var. Ayrıca servis yedek parça haricinde mevcut makinelerin güncellenmesi işlemleri de devam ediyor. Akabinde de son iki yıldır yeni makinelerin üretilmesi ile en kaliteli malzeme kullanılarak, en ileri seviye sistemde ve hiç servis gereksinimi olmayan makineler üretiyoruz.

Teknik servis ve yedek parça hizmeti verirken kendinizi direk üretimin ve yazılımın içinde bulmuşsunuz. Bu süreç nasıl gerçekleşti?
Cenk Gencay: Aslına bakarsanız müşterilerimiz bunu bizden önce gördü ve bize siz bize artık makine de vermelisiniz demeye başladılar. Bu konudaki çalışmalarımıza başladık ve iki yıl içerisinde makinelerimizi sevk eder hale geldik.  Şu an 9000m2lik bir alanda çalışmaya devam ediyoruz. 80’nin üstünde ülkede satış potansiyelimiz bulunuyor. Biz servis tarafından geldiğimiz için servisin ne demek olduğunu iyi biliyoruz. Yapmaya çalıştığımız, müşterilerimizin bize bağlı olmadan makine üzerindeki problemlerini çözülebilmeleridir. Bunu yaparken müşterilerimizi elimizden geldiğince konu hakkında eğitmeye çalışıyoruz ve yapmış olduğumuz yazılımları, makinedeki problem makineye gitmeden çözülecek şekilde hazırlıyoruz. Ayrıca makinelerimiz kendi kendisine chek-up yapabiliyor. Makine çalıştırıldığı zaman senkronizasyonunu kendisi yapar ve hatayı kendisi bulur. Biz o makinelere uzaktan bağlanarak problemleri çözebiliyoruz. Çok spesifik bir konu olmadığı sürece müşterilerin bizden servis alma talebi olmasın diye uğraşıyoruz. Bizim işimiz dünyanın en iyi makinelerini yapmak ve onları problemsiz şekilde çalıştırmak.  “Hedefimiz ise dünyada bu konuda lider firma olmak”
Hasan Çakır: Şu andaki üreticilerle aramızda ciddi farklar var. Dışarıdan bakıldığı zaman birbirine benzemekle beraber üzerindeki makine aksamının malzeme kalitesinden işlem kalitesine kadar, imalat proseslerinden maliyetlerine kadar çok kusursuz makineler üretiyoruz. Makine üzerindeki yazılım makinenin ruhudur. Üretimi şekillendiren makine üzerindeki programdır. Burada mukayese kabul etmeyecek kadar ilerideyiz.  Ülkemiz için bunun yapılması gerekiyordu. Biz sadece mevcut  makineyi modifye etmekle uğraşsak bunlara ömür yetmezdi ama ülkemiz için bizim en iyisini yapıyor olmamız lazım. Bilgisayarın içerisindeki işletim sistemi o bilgisayarın verimliliğini nasıl artırıyorsa makine üzerindeki yazılım da onun verimliliğini, üretim kalitesini artırır.

Teknolojik gelişimi takip etmekle teknolojinin önünden gitmek arasındaki farkı iyi ayırt etmişsiniz sanırım. Siz bir adım önden gidiyorsunuz…
Hasan Çakır: 95 yılından itibaren teknolojik gelişimin her safhasına hakim olarak piyasada çalıştık. Yaptığımız iş itibariyle o dönemde tüm süreçlere hakim olabiliyorduk. Her tür testi ve Ar-Ge araştırmasını makineler üzerinde deneme şansımız oluyordu. DNA’larına iniyorduk makinenin. 20 yıldan fazla bir zamandır işin içerisindeyiz. Makinelerimizi bu teknolojik altyapıyı kullanarak yapmaya başladık. Dünyada en başarılı dizayna sahip makinenin üzerinde son teknoloji yazılımları ilave ettik. Haberleşme hızları 100.000 kat artmış durumda. Dolayısıyla fiziksel olarak kusursuz olan makineleri zihinsel olarak da kusursuz hale getirmeye başladık. Makineden çıkan netice bugün dünyanın tartışmasız en iyisidir. Biz bunu müşterilerimizden de duyuyoruz. Rakiplerimizin iki yaşındaki makinesini kaldırıp bizim makinemizi koymasının başka nedeni olamaz. Bu operasyonlarımızın sonunda randımanlarımızda %5’lik bir artış aldık. Bir yazılımın bu kadar etkili olması düşünülemez normalde. Teknolojik gelişimin makine üzerine oturtulması çok önemli. Eski teknolojilerdeki çözünürlük ile şimdiki arasında 13,5 kat fark var. Biz tüm bu gelişmeleri makinelerin üzerinde entegre ettik. Bunun da ötesinde makinenin bazı mekanik aksamlarını yazılıma çevirdik. Bu da müşterilerin kazanımlar elde etmesine neden oldu. 
Cenk Gencay: Biz teknolojinin önünden giderken dünyayı iyi takip ediyoruz. Neler geliştirebiliriz diye kendi aramızda bir beyin jimnastiği yapalım diyoruz; zaman zaman beyin fırtınaları çıkıyor. 
Makine üzerinde 16 noktada radikal değişiklikler yapabileceğimizi bulduk. Bunların birçoğu dünyada ilk defa denenecek ve devrim niteliğinde.  20 yıllık tecrübeyle revizyonları yaparken dikkatli olmamız gerektiğini biliyoruz. Çünkü makinelerin ömrü, üzerinde teknolojiyle kaimdir. Teknoloji bitince makine de bitiyor. Makinelerin yatıyor olması teknoloji yatırımının yapılamamış olmasından kaynaklanıyor. Makinelerin mekanik dizaynı zaten mükemmel. Gerekli revizyonların yapılarak makineleri çalışır hale getirmenin ülkemiz ekonomisine de çok büyük katkısı var. Tüm makinelere ulaşmak demek, ülkemiz adına önemli bir ihracat çıktısı anlamı taşıyor. Hem makinenin burada üretilmesi hem de modernizasyonlarının yapılması düşünüldüğünde Türkiye’nin çok iyi bir teknoloji üretimi yaptığını söyleyebiliriz. Ülkemizin teknoloji üretmekten başka çaresi yok. Bu oluşumu kurarak ülkemiz adına önemli bir adım atmak istedik. Şu anda ciddi bir mesafe aldık. Kapasiteyi artırmak için çabalıyoruz. İnşallah bunda da muvaffak olacağız.  

Makinelerin avantajlarından bahsedecek olursak neler söyleyebilirsiniz?
Hasan Çakır: Slasher makinesinde en büyük avantajımız, halat boyaya karşı olan dezavantajlarını yok eden unsurları geliştirmiş olmamız. Mesela dünyada ilk kez çift parti aynı anda boyayan makineyi ürettik. Diğer bir avantajımız ise telefi yok eden bir sistemimizin olması. Üçüncüsü boyama yüzdelerinin halat boyama yüzdelerine çıkmış olması. 
Bir slasher makinesinde hem telef vermeden hem de halat boyamadaki kadar koyu boyama yapabiliyorsunuz. Hem de iki partiyi aynı anda boyuyorsunuz. 
Dezavantajları avantaja çeviren uygularımızdan bir tanesi de şu: ‘Kenar orta kenar denen’ sıkıntısının tamamen ortadan kaldırılması. Rakiplerimiz bu sıkıntıyı çözemedikleri için daha dar enlerde boyama yaparken biz onların iki katına çıktık. Hem hardware hem de software olarak üstün olduğumuz konulardır. 
Bütün bunların dışında bazı ekstralarımız var. Bizim makinemizde 80 numara iplik çalışılabiliyor. Her müşterimizin taleplerine bir terzi gibi makinenin üzerine işlemeye çalışıyoruz. Bu şirketin farkı denim kültürüdür. 20 yıllık birikimin neticesinde oluşan kültürü bir potada birleştirerek ortaya çıkardıklarımızdır farkımız.
Cenk Gencay: Bu kadar ince iplikleri boyayabilmek için en iyi komponentleri kullanmak zorundasınız. Bizim hedefimiz makinenin fiyatı değil, makineden çıkan ürünün kalitesi. Bunları kullanarak dünyada ilk defa yapılan slasher boya makinesinde çalışma eni 2200mm olan bir makineyi üretime aldık. Bunun eşi benzeri yoktur. Denimi elde etmenin iki yolu var. Amerikan sistemi dediğimiz halat boyama diğer çözgü boyama. Amerikan halat sisteminde belli inceliklerin altında boyama yapmanız mümkün olmuyor. 20 numaraya kadar halat boyama da problem çıkmıyor ama daha incelerde bu sistemde problem çıkıyor. 
Bizde ise 80 numaralara kadar çıkma şansınız var. Bu sadece makine ile değil firma kültürü de önemlidir. 

Ezber bozan işler yapıyorsunuz, hedefiniz küresel bir marka olmak mı?
Cenk Gencay: Biz burada kendimizle yarışıyoruz aslında. Şu an hazırladığımız 7 tane TUBİTAK projemiz var. 2-3 ay içerisinde firmanın büyük bir kısmı Ar-Ge merkezi olacak. Bizim sadece bu konularla ilgilenen danışmanımız var. Bizim amacımız sadece müşterilerimizin istedikleri makineleri vermek değil, denenmemiş işleri deneyerek üstüne katmaktır. Projelerimizin testleri yapıldı ve pozitif sonuçlar aldık. Makineye montajı da yapılıktan sonra tüm ezberler bozulacak. Dünyadaki denim mantığı baştan aşağıya değişecek. 
Hasan Çakır: Biz makineyi üretirken kalite ve çözüm odaklı hareket ettik. Daha az maliyetli üretim düşünsek Alman kalitesini yakalayalım yeter derdik. Ama biz onun da üzerine çıkarak ilaveler yaptık. Müşteriye olan bakış açımızı ortaya koyan iki örnek vermek istiyorum. Biz makineyi müşterimize verirken her makine için ayrı ayrı sistemler satın almak yerine her makine için uygun sistemler geliştirdik. Yani gerek slasher makinesi gerekse haşıl makinesinde kullanabileceği sistemlerle yedek parça ihtiyacını ortadan kaldırdık. Teknede yapılması gereken yenilikleri yaparak her şeyi bilgisayar ortamına aktardık. Burada herhangi bir arıza çıkması durumunda başka bilgisayara yedekleme yaptık; durmadık bir başka bilgisayarı daha devreye soktuk. Yani özetle makinenin durmaması için her türlü tedbiri aldık. 
Cenk Gencay: Bir makinede eskime olduğu zaman bunu topyekün yenilemenin maliyeti hem firma açısından hem de memleketimiz açısından çok artırıyor. Şimdi üzerinde çalıştığımız bir konu var, eski sürücülerle yeni sürücüleri aynı anda kullanmak. Kimseden de aslında bu konuda bir beklenti içinde değildi, böyle bir konunun avantajları hiçbir zaman gündeme bile gelmemişti. Ama biz baktık ki dünya teknolojisinin gideceği yol bu, o zaman biz ileriyi görerek hareket etmeliydik. Şu anda makinenin üzerindeki elektrik panosunu hiç açmadan bütün datalara uzaktan erişim yapabiliyoruz. Dünyanın her yerine ulaşabiliyoruz. Bunu sağlamak için 2300 tane mesaj yazdık. Makine üzerinde ne yaparsanız yapın bilgisini veren bir sistem mevcut.

‘Daha neler yapılacak’ diye sorsak sayacak bir şey bırakmamışsınız…
Cenk Gencay: En kalite malzeme en ileri seviye sistem ve hiç servis gereksinimi olmayan bir makine… makine ihtiyacı olanları kendisi söylesin istiyoruz. Makine üzerinde geliştirilebilecek her şeyi uyguladık. Müşterilerimizin bize “şu da olsaydı iyi olurdu” dediği bir konu yok. Dünyadaki en iyi yazılıma sahibiz. Birisi bizi kovalamıyor, biz kendimizi kovalıyoruz. Satış ve organizasyon ağı ile ilgili çalışmalarımız da devam ediyor. Daha önceki firmada beraber çalıştığımız Alman arkadaşlarımız da bize katılmaya başlıyorlar. Hem teknoloji hem de know-how transferlerimiz devam ediyor. Bu milli bir mesele olduğu kadar global bakılması gereken bir olay. Alman bir markayı da bünyemize katacağız inşallah, görüşmelerde son safhaya gelindi. Yakında Pro SMH Gmbh, Almanya adresi de olacak.
Hasan Çakır: Birkaç mühendis arkadaşla çalışmaya başladık. İlk olarak şunu söyledim. Bizler ülkenin askerleriyiz. Güvenlik görevlilerimizin, askeriyemizin ve emniyetimizin gurur verici hizmetleri var. Bir de ülkemizin ekonomik askerleri var. Ekonomisi güçlü olmayan bir ülke güçsüz bir ülkedir. Biz de Türkiye’nin dışa bağımlı olduğu bir kaleme çizik atalım dedik ve kolları sıvadık ve önemli bir ihracat kalemi oluşturalım istedik.  Yeni mühendis arkadaşlara da bunları aktarıyor bu şekilde yetiştiriyoruz. Bu da bizim sosyal bir sorumluluğumuzdur.
 
Makinelerinizi geliştirirken ve üretirken çok hassas, hatta kimsenin aklına bile gelmeyecek detayları düşünüp üretimi gerçekleştiriyorsunuz. Müşterilerinizden nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?
Cenk Gencay: İndigo boya makinesi üzerinde çeşitli proseslerin olduğu, çeşitli bölgelerinde değişik reaksiyonların olduğu bir makine. Bazı bölgeleri tamamen kuruyken bazı bölgelerinde de çok ciddi aşındırıcı kimyasalların olduğu, bazı bölgelerde buhar ve su yokken bazı bölgelerinin tamamen su içerisinde çalışan bir makine. Dolayısıyla bu kadar uzun, büyük ve farklı proseslerin bir arada olduğu makineden bahsedildiği zaman üretimin tek düze olmasından bahsedemezsiniz. Yani bazı bölgelerde 3-4 ayrı boya kullanıyoruz. Cağlık üretiminde kullandığımız boya ile haşıl teknesini üretirken kullandığımız boya farklı oluyor. 3-4 ayrı boyayı fonksiyonlarına özel olarak kullanıyoruz. Bu kadar ince bir detayı bile atlamıyoruz. Bu sistemi de dışarıdan destek alacak bir firma bulamadığımız için kendi bünyemizde çözüyoruz. Burada denim kültürü lazım işte. Biz ayrıca plazma kaplama tekniğini de getirdik. Yeri geldiğinde makineleri parçalarını plazma tekniğiyle kaplıyoruz. Ondan sonra gerekli boya hangisiyse onu kullanıyoruz. Makinelerimizin mekanik ömrü çok çok uzun. Elektronik olarak güncellenmeler gerektiğinde ise zaten orada rakipsiziz diyebilirim. Tüm bunları zevkle yapıyoruz. Müşterilerimiz de bunlara çok olumlu bakıyor hatta bazıları inanamıyor yaptıklarımıza. 
Hasan Çakır: Ürettiğimiz makinelerde 16 adet geliştirilecek alan bulduk. Bunların bazıları Tekstil üretim sektörinde devrim yaratacak nitelikte. Bunların da patentlerini alıyoruz. Tekstil üretimini istasyon bazlı düşünürsek 50 tane farklı yerden geçiyor. Her biri mükemmel olursa üzerimize giydiğimiz ürün meydana gelir. Ama bunları test aşamaları baştan 3-4 istasyondan geçtikten sonra yapılabilir. 
Eğer sıkıntılar varsa geriye yönelik araştırmalar yapılarak sıkıntının tespiti yapılır. Biz de dedik ki bu sıkıntıların çözümünü on-line bir sistemde hatalı üretime müsaade etmeyen bir yazılımla yapalım dedik. Ortaya çıkan ise maddi ve çevresel olarak inanılmaz avantajlar. Ayıca biz kendi üretimimiz olan makinelerin hatasızlığına ve randımanına o kadar güveniyoruz ki olası hatalardan da korkmuyoruz. O zaman çıkabilecek hataları da gösteren bir yazılımı koymakta tereddüt etmeyiz. Müşterilerimizin yerine kendimizi koyarak iş yapıyoruz. Onlara da müşterilerimiz değil dostlarımız diyoruz zaten. 

ITM 2018’e katılımınızı öğrendik. Hem daha önceki fuar deneyimlerinizi hem de 2018 beklentilerinizi değerlendirebilir misiniz? 
ITM 2016’ya katıldık ve oradaki geri dönüşlerden çok memnunuz. Genel olarak ITM Fuarlarının bir yapısı var. Bu fuara ciddi müşteriler geliyor. Nokta atış işler yapıp amacına ulaşarak ayrılıyorsunuz fuardan, geri dönüşler de ardından gelmeye başlıyor zaten. Sonuç itibariye ITM Fuarı bu bölgenin en önemli fuarıdır. Bizim bilmediğimiz ama bizi bilen müşterilerle ITM Fuarlarında bir araya geliyoruz. İnsanlar makinelerindeki problemleri çözebilecek durumda değiller ve güvenilir limanlar arıyorlar. ITM Fuarları bu anlamda da üreticinin yanında duruyor. ITM 2018’de de yeni teknolojilerimizi ve sürprizlerimizi sergileyeceğiz. Hem Türkiye hem de Türkiye’deki makine üreticileri için çok faydalı bir fuar. 




<< Geri

Yapmasaydık Olmazdı

Haber 848 kez okundu.
Dört can dostun kafa kafaya verip yola çıktığı bir başarı hikayesi; Pro-SMH… Denim kültürünün 20 yıllık tecrübeyle vücut bulmuş hali… Türkiye’de hatta dünyada ilkleri başarmış ve başarmaya da devam eden bu güzide marka, ürettikleri teknoloji ve makinelerle adından söz ettirmeye devam edecek.
Yapmasaydık Olmazdı

Biz dört can dost dedik, insanlar ortaklık da diyor bu birlikteliğe… Pro-SMH’ta Cenk Gencay üretimden sorumlu... Tüm üretim süreçlerini yönetiyor. Makinelerin üretim siparişlerinin verilmesi, kalite kontrollerinin yapılması ve sevk edilmesine o bakıyor; Cenk Gencay Makine Mühendisi. Tayfun Karakurt ise uzun yıllar Boyahanelerde yöneticilik yapmış kimya mühendisi. İstanbul’daki üretim tesisinde işin başında. Burada tüm Boya Makineleri ve paslanmaz imalatlarına yön vermekte. Bu iki tesisindeki üretimler Cenk bey ve Tayfun bey tarafından koordine edilmektedir. Hasan Çakır Elektrik-Elektronik aksamlar ve bunların yazılımları, yazılımların makinelere yüklenmesi ve fonksiyonlarının test edilmesi, bu testlerden sonra da saha da devreye alınmasından sorumlu; kendisi Elektronik mühendisi. Cüneyt İşman, satış, pazarlama ve finanstan sorumlu ve aynı zamanda Yüksek Tekstil Mühendisi. Bu dört kişilik dev kadronun yanında uluslararası satış ağını yöneten Alfred Esser de Pro SMH’ın güçlü kadrosunda yer alıyor. Elbette başarılı ekibin en önemli parçaları 60 üzerinde çalışanı. Bu güçlü kadro toplam 9000 m2’lik bir alanda üretim yapıyor ve hızla büyümeye devam ediyor. Biz Tekstil Teknoloji Dergisi olarak İzmit Fabrikalarını ziyarete gittiğimizde sıkı bir röportaj yapacağımızı az çok tahmin edebiliyorduk. Ortaya öyle hoş şeyler çıktı ki hangisini nasıl yazalım, bu kadar güzelliği bu sayfalara nasıl sığdırırız diye düşünmeye başladık. Kendilerine “Bu kadar şeyi niye yaptınız” diye sorduğumuzda verdikleri cevap oldukça manidardı: “Yapmasaydık olmazdı…” İyisi mi söyleşiyi yaparken Cenk Gencay ve Hasan Çakır’ın söylediklerini, heyecanlarını, iş aşklarını kendilerinden dinleyelim…

Pro-SMH’ın yola çıkış öyküsünü anlatır mısınız?
Cenk Gencay: Biz ortaklar olarak uzun yıllar Alman menşeli ve dalında en iyi olan bir markada çalıştık. Seri çözgü makinesi, konik çözgü makinesi, haşıl makinesi, indigo boya makineleri üretiyordu. Daha sonra markanın el değiştirmesi gündeme geldi. Dünya üzerinde 84 ülkede servis ve yedek parça hizmeti bekleyen bir müşteri grubu oluştu. Uzun yıllar bu insanlara hizmet verdiğimiz ve bizleri arar hale geldiklerinden dolayı bu makinelerin sorumluluğu bir anlamda üzerimize kaldı. Biz de ilk olarak 2008 yılında Pro Teknik’i kurarak servis vermeye başladık; sonra yedek parça tedariği onu takip etti. Bundan sonraki aşamada dünya çapında bulunan müşterilerimizin makinelerinin kontrol teknolojisinin eskimesi ile üretimde ve parça tedariğinde çıkan sıkıntılardan dolayı bu makinelerinin yeni teknolojileri ile güncellenmesi ihtiyacı ortaya çıktı.
Hasan Çakır: Biz bu şekilde servis ve yedek parça haricinde daha uzun ömürlü olabilmeleri için gerekli modifikasyonlarını sağlamaya başladık. Bunlar sadece yazılımla sınırlı kalmadı, mekanik ilaveler de yaparak bunu devam ettirdik. Bu da bizi yeni makineleri üretebilme noktasına getirdi. Uzun yıllar dokuma ön hazırlık ve özellikle Denim sektöründe edinmiş olduğumuz tecrübe ve bilgi ile başarıyı sağlamak için bir araya geldik. Firmamızda çok yüksek takım çalışması söz konusu. Herkes ilk önce ben demeden çalışır burada. Bu düzgün birliktelik dünyanın en iyi makinelerini ve yazılımlarını üretmemize vesile oldu. Ayrıca İstanbul fabrikamızda Krantz markasıyla terbiye makinelerinde patentli üretim gerçekleştiriyoruz. İstanbul’daki üretim tesisimizde ayrıca Krantz boya ve terbiye makineleri imal ediyoruz. İzmit’te ise Pro SMH markası altında haşıl, seri çözgü ve indigo boya makineleri ve yine İzmit’teki merkezimizden yedek parça, servis ve modifikasyon işlerini de Pro Teknik markası altında yapıyoruz. Yurtdışında Bangladeş’te Pro Trading adı altında bir firmamız var. Oradaki müşterilerimize daha rahat hizmet verebilmek için kurduk. Ayrıca bizim ürettiğimiz ve daha önce çalıştığımız firmanın çalışan makinalarının teknik servislerinin ve yedek parçalarının verilmesine de devam ediyoruz. Dünya çapında 26 ülkeye ihracatımız var. Ayrıca servis yedek parça haricinde mevcut makinelerin güncellenmesi işlemleri de devam ediyor. Akabinde de son iki yıldır yeni makinelerin üretilmesi ile en kaliteli malzeme kullanılarak, en ileri seviye sistemde ve hiç servis gereksinimi olmayan makineler üretiyoruz.

Teknik servis ve yedek parça hizmeti verirken kendinizi direk üretimin ve yazılımın içinde bulmuşsunuz. Bu süreç nasıl gerçekleşti?
Cenk Gencay: Aslına bakarsanız müşterilerimiz bunu bizden önce gördü ve bize siz bize artık makine de vermelisiniz demeye başladılar. Bu konudaki çalışmalarımıza başladık ve iki yıl içerisinde makinelerimizi sevk eder hale geldik.  Şu an 9000m2lik bir alanda çalışmaya devam ediyoruz. 80’nin üstünde ülkede satış potansiyelimiz bulunuyor. Biz servis tarafından geldiğimiz için servisin ne demek olduğunu iyi biliyoruz. Yapmaya çalıştığımız, müşterilerimizin bize bağlı olmadan makine üzerindeki problemlerini çözülebilmeleridir. Bunu yaparken müşterilerimizi elimizden geldiğince konu hakkında eğitmeye çalışıyoruz ve yapmış olduğumuz yazılımları, makinedeki problem makineye gitmeden çözülecek şekilde hazırlıyoruz. Ayrıca makinelerimiz kendi kendisine chek-up yapabiliyor. Makine çalıştırıldığı zaman senkronizasyonunu kendisi yapar ve hatayı kendisi bulur. Biz o makinelere uzaktan bağlanarak problemleri çözebiliyoruz. Çok spesifik bir konu olmadığı sürece müşterilerin bizden servis alma talebi olmasın diye uğraşıyoruz. Bizim işimiz dünyanın en iyi makinelerini yapmak ve onları problemsiz şekilde çalıştırmak.  “Hedefimiz ise dünyada bu konuda lider firma olmak”
Hasan Çakır: Şu andaki üreticilerle aramızda ciddi farklar var. Dışarıdan bakıldığı zaman birbirine benzemekle beraber üzerindeki makine aksamının malzeme kalitesinden işlem kalitesine kadar, imalat proseslerinden maliyetlerine kadar çok kusursuz makineler üretiyoruz. Makine üzerindeki yazılım makinenin ruhudur. Üretimi şekillendiren makine üzerindeki programdır. Burada mukayese kabul etmeyecek kadar ilerideyiz.  Ülkemiz için bunun yapılması gerekiyordu. Biz sadece mevcut  makineyi modifye etmekle uğraşsak bunlara ömür yetmezdi ama ülkemiz için bizim en iyisini yapıyor olmamız lazım. Bilgisayarın içerisindeki işletim sistemi o bilgisayarın verimliliğini nasıl artırıyorsa makine üzerindeki yazılım da onun verimliliğini, üretim kalitesini artırır.

Teknolojik gelişimi takip etmekle teknolojinin önünden gitmek arasındaki farkı iyi ayırt etmişsiniz sanırım. Siz bir adım önden gidiyorsunuz…
Hasan Çakır: 95 yılından itibaren teknolojik gelişimin her safhasına hakim olarak piyasada çalıştık. Yaptığımız iş itibariyle o dönemde tüm süreçlere hakim olabiliyorduk. Her tür testi ve Ar-Ge araştırmasını makineler üzerinde deneme şansımız oluyordu. DNA’larına iniyorduk makinenin. 20 yıldan fazla bir zamandır işin içerisindeyiz. Makinelerimizi bu teknolojik altyapıyı kullanarak yapmaya başladık. Dünyada en başarılı dizayna sahip makinenin üzerinde son teknoloji yazılımları ilave ettik. Haberleşme hızları 100.000 kat artmış durumda. Dolayısıyla fiziksel olarak kusursuz olan makineleri zihinsel olarak da kusursuz hale getirmeye başladık. Makineden çıkan netice bugün dünyanın tartışmasız en iyisidir. Biz bunu müşterilerimizden de duyuyoruz. Rakiplerimizin iki yaşındaki makinesini kaldırıp bizim makinemizi koymasının başka nedeni olamaz. Bu operasyonlarımızın sonunda randımanlarımızda %5’lik bir artış aldık. Bir yazılımın bu kadar etkili olması düşünülemez normalde. Teknolojik gelişimin makine üzerine oturtulması çok önemli. Eski teknolojilerdeki çözünürlük ile şimdiki arasında 13,5 kat fark var. Biz tüm bu gelişmeleri makinelerin üzerinde entegre ettik. Bunun da ötesinde makinenin bazı mekanik aksamlarını yazılıma çevirdik. Bu da müşterilerin kazanımlar elde etmesine neden oldu. 
Cenk Gencay: Biz teknolojinin önünden giderken dünyayı iyi takip ediyoruz. Neler geliştirebiliriz diye kendi aramızda bir beyin jimnastiği yapalım diyoruz; zaman zaman beyin fırtınaları çıkıyor. 
Makine üzerinde 16 noktada radikal değişiklikler yapabileceğimizi bulduk. Bunların birçoğu dünyada ilk defa denenecek ve devrim niteliğinde.  20 yıllık tecrübeyle revizyonları yaparken dikkatli olmamız gerektiğini biliyoruz. Çünkü makinelerin ömrü, üzerinde teknolojiyle kaimdir. Teknoloji bitince makine de bitiyor. Makinelerin yatıyor olması teknoloji yatırımının yapılamamış olmasından kaynaklanıyor. Makinelerin mekanik dizaynı zaten mükemmel. Gerekli revizyonların yapılarak makineleri çalışır hale getirmenin ülkemiz ekonomisine de çok büyük katkısı var. Tüm makinelere ulaşmak demek, ülkemiz adına önemli bir ihracat çıktısı anlamı taşıyor. Hem makinenin burada üretilmesi hem de modernizasyonlarının yapılması düşünüldüğünde Türkiye’nin çok iyi bir teknoloji üretimi yaptığını söyleyebiliriz. Ülkemizin teknoloji üretmekten başka çaresi yok. Bu oluşumu kurarak ülkemiz adına önemli bir adım atmak istedik. Şu anda ciddi bir mesafe aldık. Kapasiteyi artırmak için çabalıyoruz. İnşallah bunda da muvaffak olacağız.  

Makinelerin avantajlarından bahsedecek olursak neler söyleyebilirsiniz?
Hasan Çakır: Slasher makinesinde en büyük avantajımız, halat boyaya karşı olan dezavantajlarını yok eden unsurları geliştirmiş olmamız. Mesela dünyada ilk kez çift parti aynı anda boyayan makineyi ürettik. Diğer bir avantajımız ise telefi yok eden bir sistemimizin olması. Üçüncüsü boyama yüzdelerinin halat boyama yüzdelerine çıkmış olması. 
Bir slasher makinesinde hem telef vermeden hem de halat boyamadaki kadar koyu boyama yapabiliyorsunuz. Hem de iki partiyi aynı anda boyuyorsunuz. 
Dezavantajları avantaja çeviren uygularımızdan bir tanesi de şu: ‘Kenar orta kenar denen’ sıkıntısının tamamen ortadan kaldırılması. Rakiplerimiz bu sıkıntıyı çözemedikleri için daha dar enlerde boyama yaparken biz onların iki katına çıktık. Hem hardware hem de software olarak üstün olduğumuz konulardır. 
Bütün bunların dışında bazı ekstralarımız var. Bizim makinemizde 80 numara iplik çalışılabiliyor. Her müşterimizin taleplerine bir terzi gibi makinenin üzerine işlemeye çalışıyoruz. Bu şirketin farkı denim kültürüdür. 20 yıllık birikimin neticesinde oluşan kültürü bir potada birleştirerek ortaya çıkardıklarımızdır farkımız.
Cenk Gencay: Bu kadar ince iplikleri boyayabilmek için en iyi komponentleri kullanmak zorundasınız. Bizim hedefimiz makinenin fiyatı değil, makineden çıkan ürünün kalitesi. Bunları kullanarak dünyada ilk defa yapılan slasher boya makinesinde çalışma eni 2200mm olan bir makineyi üretime aldık. Bunun eşi benzeri yoktur. Denimi elde etmenin iki yolu var. Amerikan sistemi dediğimiz halat boyama diğer çözgü boyama. Amerikan halat sisteminde belli inceliklerin altında boyama yapmanız mümkün olmuyor. 20 numaraya kadar halat boyama da problem çıkmıyor ama daha incelerde bu sistemde problem çıkıyor. 
Bizde ise 80 numaralara kadar çıkma şansınız var. Bu sadece makine ile değil firma kültürü de önemlidir. 

Ezber bozan işler yapıyorsunuz, hedefiniz küresel bir marka olmak mı?
Cenk Gencay: Biz burada kendimizle yarışıyoruz aslında. Şu an hazırladığımız 7 tane TUBİTAK projemiz var. 2-3 ay içerisinde firmanın büyük bir kısmı Ar-Ge merkezi olacak. Bizim sadece bu konularla ilgilenen danışmanımız var. Bizim amacımız sadece müşterilerimizin istedikleri makineleri vermek değil, denenmemiş işleri deneyerek üstüne katmaktır. Projelerimizin testleri yapıldı ve pozitif sonuçlar aldık. Makineye montajı da yapılıktan sonra tüm ezberler bozulacak. Dünyadaki denim mantığı baştan aşağıya değişecek. 
Hasan Çakır: Biz makineyi üretirken kalite ve çözüm odaklı hareket ettik. Daha az maliyetli üretim düşünsek Alman kalitesini yakalayalım yeter derdik. Ama biz onun da üzerine çıkarak ilaveler yaptık. Müşteriye olan bakış açımızı ortaya koyan iki örnek vermek istiyorum. Biz makineyi müşterimize verirken her makine için ayrı ayrı sistemler satın almak yerine her makine için uygun sistemler geliştirdik. Yani gerek slasher makinesi gerekse haşıl makinesinde kullanabileceği sistemlerle yedek parça ihtiyacını ortadan kaldırdık. Teknede yapılması gereken yenilikleri yaparak her şeyi bilgisayar ortamına aktardık. Burada herhangi bir arıza çıkması durumunda başka bilgisayara yedekleme yaptık; durmadık bir başka bilgisayarı daha devreye soktuk. Yani özetle makinenin durmaması için her türlü tedbiri aldık. 
Cenk Gencay: Bir makinede eskime olduğu zaman bunu topyekün yenilemenin maliyeti hem firma açısından hem de memleketimiz açısından çok artırıyor. Şimdi üzerinde çalıştığımız bir konu var, eski sürücülerle yeni sürücüleri aynı anda kullanmak. Kimseden de aslında bu konuda bir beklenti içinde değildi, böyle bir konunun avantajları hiçbir zaman gündeme bile gelmemişti. Ama biz baktık ki dünya teknolojisinin gideceği yol bu, o zaman biz ileriyi görerek hareket etmeliydik. Şu anda makinenin üzerindeki elektrik panosunu hiç açmadan bütün datalara uzaktan erişim yapabiliyoruz. Dünyanın her yerine ulaşabiliyoruz. Bunu sağlamak için 2300 tane mesaj yazdık. Makine üzerinde ne yaparsanız yapın bilgisini veren bir sistem mevcut.

‘Daha neler yapılacak’ diye sorsak sayacak bir şey bırakmamışsınız…
Cenk Gencay: En kalite malzeme en ileri seviye sistem ve hiç servis gereksinimi olmayan bir makine… makine ihtiyacı olanları kendisi söylesin istiyoruz. Makine üzerinde geliştirilebilecek her şeyi uyguladık. Müşterilerimizin bize “şu da olsaydı iyi olurdu” dediği bir konu yok. Dünyadaki en iyi yazılıma sahibiz. Birisi bizi kovalamıyor, biz kendimizi kovalıyoruz. Satış ve organizasyon ağı ile ilgili çalışmalarımız da devam ediyor. Daha önceki firmada beraber çalıştığımız Alman arkadaşlarımız da bize katılmaya başlıyorlar. Hem teknoloji hem de know-how transferlerimiz devam ediyor. Bu milli bir mesele olduğu kadar global bakılması gereken bir olay. Alman bir markayı da bünyemize katacağız inşallah, görüşmelerde son safhaya gelindi. Yakında Pro SMH Gmbh, Almanya adresi de olacak.
Hasan Çakır: Birkaç mühendis arkadaşla çalışmaya başladık. İlk olarak şunu söyledim. Bizler ülkenin askerleriyiz. Güvenlik görevlilerimizin, askeriyemizin ve emniyetimizin gurur verici hizmetleri var. Bir de ülkemizin ekonomik askerleri var. Ekonomisi güçlü olmayan bir ülke güçsüz bir ülkedir. Biz de Türkiye’nin dışa bağımlı olduğu bir kaleme çizik atalım dedik ve kolları sıvadık ve önemli bir ihracat kalemi oluşturalım istedik.  Yeni mühendis arkadaşlara da bunları aktarıyor bu şekilde yetiştiriyoruz. Bu da bizim sosyal bir sorumluluğumuzdur.
 
Makinelerinizi geliştirirken ve üretirken çok hassas, hatta kimsenin aklına bile gelmeyecek detayları düşünüp üretimi gerçekleştiriyorsunuz. Müşterilerinizden nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?
Cenk Gencay: İndigo boya makinesi üzerinde çeşitli proseslerin olduğu, çeşitli bölgelerinde değişik reaksiyonların olduğu bir makine. Bazı bölgeleri tamamen kuruyken bazı bölgelerinde de çok ciddi aşındırıcı kimyasalların olduğu, bazı bölgelerde buhar ve su yokken bazı bölgelerinin tamamen su içerisinde çalışan bir makine. Dolayısıyla bu kadar uzun, büyük ve farklı proseslerin bir arada olduğu makineden bahsedildiği zaman üretimin tek düze olmasından bahsedemezsiniz. Yani bazı bölgelerde 3-4 ayrı boya kullanıyoruz. Cağlık üretiminde kullandığımız boya ile haşıl teknesini üretirken kullandığımız boya farklı oluyor. 3-4 ayrı boyayı fonksiyonlarına özel olarak kullanıyoruz. Bu kadar ince bir detayı bile atlamıyoruz. Bu sistemi de dışarıdan destek alacak bir firma bulamadığımız için kendi bünyemizde çözüyoruz. Burada denim kültürü lazım işte. Biz ayrıca plazma kaplama tekniğini de getirdik. Yeri geldiğinde makineleri parçalarını plazma tekniğiyle kaplıyoruz. Ondan sonra gerekli boya hangisiyse onu kullanıyoruz. Makinelerimizin mekanik ömrü çok çok uzun. Elektronik olarak güncellenmeler gerektiğinde ise zaten orada rakipsiziz diyebilirim. Tüm bunları zevkle yapıyoruz. Müşterilerimiz de bunlara çok olumlu bakıyor hatta bazıları inanamıyor yaptıklarımıza. 
Hasan Çakır: Ürettiğimiz makinelerde 16 adet geliştirilecek alan bulduk. Bunların bazıları Tekstil üretim sektörinde devrim yaratacak nitelikte. Bunların da patentlerini alıyoruz. Tekstil üretimini istasyon bazlı düşünürsek 50 tane farklı yerden geçiyor. Her biri mükemmel olursa üzerimize giydiğimiz ürün meydana gelir. Ama bunları test aşamaları baştan 3-4 istasyondan geçtikten sonra yapılabilir. 
Eğer sıkıntılar varsa geriye yönelik araştırmalar yapılarak sıkıntının tespiti yapılır. Biz de dedik ki bu sıkıntıların çözümünü on-line bir sistemde hatalı üretime müsaade etmeyen bir yazılımla yapalım dedik. Ortaya çıkan ise maddi ve çevresel olarak inanılmaz avantajlar. Ayıca biz kendi üretimimiz olan makinelerin hatasızlığına ve randımanına o kadar güveniyoruz ki olası hatalardan da korkmuyoruz. O zaman çıkabilecek hataları da gösteren bir yazılımı koymakta tereddüt etmeyiz. Müşterilerimizin yerine kendimizi koyarak iş yapıyoruz. Onlara da müşterilerimiz değil dostlarımız diyoruz zaten. 

ITM 2018’e katılımınızı öğrendik. Hem daha önceki fuar deneyimlerinizi hem de 2018 beklentilerinizi değerlendirebilir misiniz? 
ITM 2016’ya katıldık ve oradaki geri dönüşlerden çok memnunuz. Genel olarak ITM Fuarlarının bir yapısı var. Bu fuara ciddi müşteriler geliyor. Nokta atış işler yapıp amacına ulaşarak ayrılıyorsunuz fuardan, geri dönüşler de ardından gelmeye başlıyor zaten. Sonuç itibariye ITM Fuarı bu bölgenin en önemli fuarıdır. Bizim bilmediğimiz ama bizi bilen müşterilerle ITM Fuarlarında bir araya geliyoruz. İnsanlar makinelerindeki problemleri çözebilecek durumda değiller ve güvenilir limanlar arıyorlar. ITM Fuarları bu anlamda da üreticinin yanında duruyor. ITM 2018’de de yeni teknolojilerimizi ve sürprizlerimizi sergileyeceğiz. Hem Türkiye hem de Türkiye’deki makine üreticileri için çok faydalı bir fuar. 




<< Geri