ITM Fuarı’nın, Tekstil Üretiminin Olduğu Ülkemizde Düzenlenmesi Çok Gurur Verici
Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu (MHGF) Başkanı Hüseyin Öztürk, “Yurt dışında bir fuara katılırsanız kiracı ve yabancı olursunuz. Burada ise ev sahibisiniz ve bunun verdiği özgüven, pozitif etki yaratıyor. Bu fuara emek veren, bugüne getiren, herkesi de kutluyorum.” dedi.
Türkiye’nin istihdamında, üretiminde ve ihracatında öncü sektörleri olan tekstil, hazır giyim, moda, deri, deri konfeksiyon ve ayakkabıda, sektörel ve bölgesel dernekleri temsil eden ve alanında ülkedeki tek üst çatı kuruluşu olan Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu (MHGF), 2007 yılında 11 derneğin bir araya gelmesiyle kuruldu. Alanında Türkiye’nin en büyük bağımsız iş örgütü olan MHGF’nin Başkanlık görevini 2012 yılından bu yana Hüseyin Öztürk yürütüyor. İlk göreve geldiğinde 11 dernek ve 1500 üyesi olan MHGF’nin bugün 32 dernek ve bu derneklere bağlı yaklaşık 10 bin firma üyesi bulunuyor.
MHGF Başkanı Hüseyin Öztürk, Türkiye Organ Nakli Kuruluşları Koordinasyon Derneği (TONKKD) ve T.C. Sağlık Bakanlığı ile işbirliğiyle Organ bağışı konusunda en önemli sosyal sorumluluk hareketlerinden biri olan Candostu Organ Bağışına Evet Platformu’nun da kurucusu. Ayrıca Mayıs 2018’den bu yana Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkan Yardımcılığı ve Haziran 2018’de kurucuları arasında olduğu Hazır Giyim İhracatı Geliştirme Derneği (HİGE-DER) Başkanlık görevlerine de devam ediyor.
Çorap fabrikasında tarihi kostümler
Hüseyin Öztürk’ün sahibi olduğu Rapsodi Çorapları, İstanbul/ Beylikdüzü’nde faaliyet gösteriyor. 6.500 m2’lik fabrikada ayda yaklaşık 100 bin düzine çorabın üretildiği Rapsodi; İngiltere, Fransa, Almanya, Danimarka, Hollanda, İsveç, Avusturya, İrlanda ve Bulgaristan’ın da aralarında olduğu 15 ülkeye ihracat yapıyor.
Rapsodi Çorap, Kasım ayında “22 Medeniyetin Kapısı Kars, Sözcüsü Ani’ sergisine de ev sahipliği yaptı. Rapsodi Çorap Fabrikası’ndaki Sanat Galerisi’nde sergilenen kıyafetler; Moda ve Hazır Giyim Federasyonu (MHGF) ve İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Anadolu Bil Meslek Yüksekokulu (ABMYO) Moda Tasarım Bölümü iş birliğiyle, Kars Uluslararası Kültür ve Turizm Günleri çerçevesinde 2014 yılında gerçekleştirilen “22 Medeniyetin Kapısı Kars, Sözcüsü Ani” konulu defilenin kostümleriydi.
Açılışında yoğun ilgi gören serginin ardından görüştüğümüz Hüseyin Öztürk, “Kendi topraklarımızı ve kültürümüzü tanımamız gerekiyor. Dünyadaki kadim ülkelerden birisiyiz. Anadolu’yu karış karış dolaşıyoruz. Kadim şehirlerin kültürünü ve folklorik yapısını kumaşa, giysiye ve kostüme uyarlayarak defileler düzenliyoruz. Burada sergilediğimiz ürünler, 2014 yılında gerçekleştirdiğimiz defilemizde kullanılan kostümlerdi. Pandemi döneminde ara verdiğimiz şehir gezilerimize yeniden başlıyoruz. Bu çalışmalarımızda dünün uygarlığını bugünün gençleriyle tanıştırıyoruz. Sanayicimizden de bu konuda destek bekliyoruz.” dedi.

Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu (MHGF) Başkanı Hüseyin Öztürk
“İnsanlar cazibenin içinde olmak istiyor”
MHGF olarak 35 üniversiteyle işbirliği yaptıklarını, 30’dan fazla şehre dokunduklarını ve buluşturmanın, birilerinin hayatına dokunmanın ve değer yaratmanın önemli olduğunu vurgulayan Hüseyin Öztürk, “İnsanlar cazibenin içinde olmak, güzel şeylerin parçası olmak istiyor. Geldiği yeri unutup sahip olduğunu ve hatta daha fazlasını hak ettiğine inanan, açgözlü ve şımarık insanlar olmak istemiyoruz. Egodan, komplekslerden arınmak huzur sebebidir. Huzur da mutluluk getirir. Bizler de sahip olduğumuz güzellikleri göstererek ve paylaşarak mutluluğu çoğaltmaya çabalıyoruz.” diye konuştu.
Türk tekstil ve hazır giyim sektöründe son dönemdeki üretim ve ihracat artışını değerlendiren Hüseyin Öztürk, pandemi döneminde bekleyen tüketimin sonrasında artışa sebep olduğunu, ihracatta kısmi artışın söz konusu olduğunu, ekonomik sorunların yol açtığı sıkıntıların bir süre daha devam edebileceğini belirterek, 2022’nin ikinci yarısında normalleşmeyi tamamlayabileceğimizi söyledi.
“Ar-Ge ve İnovasyon büyük şehirde, üretim Anadolu’da olmalı”
Türkiye’deki tekstil ve konfeksiyon yatırımlarının İstanbul gibi büyük şehirlerden Anadolu’ya yönelmesi hakkında şu değerlendirmeyi yaptı: “Biz bunu yıllardır söylüyoruz: Büyük şehirlerde Ar- Ge, İnovasyon gibi akıl gerektiren kısımlar kalmalı, üretim tamamen Anadolu’da olmalı. Ancak devlet destekleriyle Anadolu’da üretim tesisi açan firmalar, bunu doğru kullanmalı. Örneğin 6. bölgedeki teşviklerden elde edilen karlar üreticiye ait olmalıyken alıcılara fayda sağlıyor. Çünkü yatırımcımız, teşviklerle açtığı fabrikada, devlet indirimleriyle ürettiği için birim maliyeti düşük olan ürününü karını, alıcıya indirim yaparak kullanıyor. Bu yüzden alıcıya fiyat verirken daha düşük fiyattan veriyor. Böyle olunca hem rekabeti zorluyor ve hem de ülkenin averaj fiyatını aşağıya çekiyor. Ülke, ucuz bir pazar haline dönüşüyor. Birçok firmamız da maalesef bunun farkında değil. Bu durum ilerleyen dönemde sorun haline gelecektir.”
Üretimle ilgili Türkiye’nin mutlaka stratejisi olması gerektiğini vurgulayan Hüseyin Öztürk, “Türkiye, hazır giyimde çok büyük dünya markaları çıkartmıyor ama 210 ülkeye ürün gönderiyor. Türk firmaları önce üretimi öğreniyor. Bundan sonra işini iyi yapanlar marka oluyor. Bunu aşmamız gerekiyor. Yetkili kanaat önderlerinin yatırımcıları doğru yönlendirmesi önem taşıyor. Bilmeden yapılan yatırımlar, geçmişte yaşanılan hataların tekrarı oluyor.
Bizim üretimde birçok avantajlı yanımız var. Örneğin genç nüfusu, katma değeri yüksek üretimde değerlendirebilir ve verimli hale getirebiliriz. Burada STK’lara çok iş düşüyor. Bunun toplumsal değişimle yapılması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
“Üretimdeki başarımızı marka olarak dünyaya sunmalıyız”
Türkiye’deki üretimin markalaşması konusuna da değinen Hüseyin Öztürk, diğer ülkelerden örneklerle konuyu şöyle açıkladı: “1970’li yıllarda Japon Malı dendiğinde herkesin küçümsediği Japonya, şimdi birçok marka çıkartmış durumda. Çin, Kore gibi diğer Uzakdoğu ülkelerinin de dünya markaları artırıyor.
Ülkenin kendisinin marka olması da önem taşıyor. Örneğin İtalyan giyimi, Fransız parfümü, İsviçre saati gibi…
Bizim de yapmamız gereken, üretimdeki başarımızı marka olarak dünyaya sunmamız. Türk tekstil ve konfeksiyon sektörüne baktığımızda; üretimde kullanılan makine donanımı, pazarla ilgili konumumuz, yüksek kaliteli ürünler gibi birçok avantaja sahibiz.”
“ITM Fuarı’nın, tekstil üretiminin olduğu ülkemizde düzenlenmesi çok gurur verici”
Hüseyin Öztürk ITM Fuarlarıyla ilgili düşüncelerini ise şu sözlerle açıkladı: “Ülkemizde yapılan uluslararası fuarlar bizim için çok önemli. Özellikle ITM gibi konusunda dünya markası olan bir fuarın ülke tanıtımı ve turizmi de dâhil olmak üzere her yere katkı sağlamak gibi bir özelliği var. Bu anlamda fuarları önemsiyoruz. Fuarın her yıl tecrübesiyle kendini büyütmesi ve kendini yenilemesi; yeni firmalar getirmesi, mevcut firmaların kendilerini geliştirmesi gibi özellikleri de bulunuyor. Fuar sadece ürün satma alanı değil aynı zamanda paydaşlarıyla beraber yeni ürünler tasarlama ve Ar-Ge merkezidir.
ITM Fuarı’nın, tekstil üretiminin olduğu ülkemizde düzenlenmesi çok gurur verici. Yurt dışında bir fuara katılırsanız kiracı ve yabancı olursunuz. Burada ise ev sahibisiniz ve bunun verdiği özgüven, pozitif etki yaratıyor. Bu fuara emek veren, bugüne getiren, herkesi de kutluyorum.
Fuarlar eğitimi de revize diyor. Ülkenin akıllı insanlarının neye yönlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Burada atılan doğru adım, kendi ekseninde çarpan etkisiyle doğruya gidiyor. O yüzden güzel işleri alkışlıyoruz ve saygıyla karşılıyoruz.”
Röportaj: Z. Seda Demirdelen






