Mısır’a Üretim Göçü Yavaşladı, Türk Tekstilinde Toparlanma Beklentisi
Son iki yılda yükselen üretim maliyetleri nedeniyle tekstil ve hazır giyim sektörünün en önemli gündem maddelerinden biri, üretimin Mısır başta olmak üzere düşük maliyetli ülkelere kayması oldu. Ancak son dönemde hem sektör temsilcilerinden gelen açıklamalar hem de sahadaki gelişmeler, bu sürecin yeni bir evreye girdiğine işaret ediyor.
Mısır’ın sunduğu maliyet avantajı önemini korurken, kalite, verimlilik ve nitelikli iş gücü konusunda yaşanan sorunlar yeni yatırım kararlarını yavaşlatıyor. Buna karşılık Türkiye’de sipariş hareketliliğinin yeniden başlaması, sektörde temkinli de olsa iyimser bir hava oluşturuyor.
Mısır Eskisi Kadar Cazip Değil
Pandemi sonrasında hızla artan işçilik, enerji ve finansman maliyetleri birçok üreticiyi alternatif üretim merkezleri aramaya yöneltti. Bu süreçte Mısır, düşük işçilik maliyetleri, yatırım teşvikleri ve bazı pazarlara sağladığı ticari avantajlarla öne çıktı.
Ancak sektör temsilcilerine göre bugün tablo değişmeye başladı. Üretim süreçlerinde karşılaşılan verimlilik sorunları, kalite standartlarının korunmasındaki güçlükler ve nitelikli iş gücüne erişimde yaşanan sıkıntılar, yalnızca düşük maliyet avantajıyla rekabet etmenin yeterli olmadığını ortaya koyuyor. Özellikle yüksek katma değerli üretim yapan firmalar için kalite sürekliliği ve üretim disiplini, maliyet kadar belirleyici unsurlar arasında yer alıyor.
Toplu Dönüşten Çok Yeni Göçün Yavaşlaması Konuşuluyor
Ticaret Bakanı Ömer Bolat da son dönemde yaptığı değerlendirmelerde, tekstil ve hazır giyim sektörünün yaklaşık 75 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip stratejik bir alan olduğunu vurgulayarak küresel sipariş akışında Türkiye lehine yeniden bir hareketlenme gözlendiğini belirtti. Bolat, sektörün rekabet gücünü artıracak destek mekanizmalarının sürdürüleceğini ifade ederken özellikle Türkiye’nin üretim altyapısı ve teslimat kabiliyeti sayesinde yeniden tercih edilen tedarik merkezlerinden biri olabileceğine dikkat çekti.
Son haftalarda kamuoyunda yeniden gündeme gelen “üretim Mısır’a kayıyor” tartışmalarına sektör temsilcileri farklı açılardan yaklaşıyor. İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa Paşahan, kamuoyunda oluşan algının gerçeği tam olarak yansıtmadığını belirterek Mısır’daki Türk yatırımlarının büyük bölümünün yıllar önce gerçekleştirildiğini, son dönemde yeni yatırım yapan firma sayısının ise oldukça sınırlı olduğunu ifade etti. Paşahan’a göre üretimini yurt dışına taşıyan firmalar bunu tercih ettikleri için değil, artan maliyet baskısı nedeniyle yapmak zorunda kalıyor.
EHKİB Başkanı Çağlar Bağcı ise kalite sorunu yaşayan bazı firmaların üretimlerini yeniden Türkiye’ye kaydırdığını ifade ederken, Mısır’ın özellikle yüksek adetli üretimlerde güçlü konumunu koruduğunu, buna karşın katma değerli, esnek ve nitelikli üretimde Türkiye’nin rekabet avantajının sürdüğünü vurguluyor.
“Rekabet Gücü Artırılırsa Siparişler Kalıcı Olarak Geri Döner”
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Toygar Narbay da son dönemde Avrupa pazarından gelen sinyallerin sektöre umut verdiğini belirtiyor. Narbay’a göre özellikle Mısır’da yaşanan kalite, termin ve operasyonel süreçlere ilişkin sorunlar nedeniyle bazı sipariş gruplarında yeniden Türkiye tercih edilmeye başlandı.
Bununla birlikte, Narbay bu gelişmenin tek başına kalıcı bir toparlanma anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Türkiye’nin yeniden güçlü bir üretim merkezi olarak öne çıkabilmesi için finansman maliyetlerinin düşürülmesi, kur-politika dengesinin ihracatı destekleyecek şekilde güçlendirilmesi ve üretim üzerindeki maliyet baskılarının azaltılması gerektiğini belirtiyor. Narbay’ın değerlendirmesine göre 2026 yılı sektör açısından hâlâ ayakta kalma yılı niteliğini taşırken, daha belirgin bir toparlanmanın 2027 yılında görülmesi bekleniyor.
Türkiye’nin Güçlü Olduğu Alanlar Yeniden Değer Kazanıyor
Küresel markaların tedarik zincirlerini çeşitlendirmesi ve yakın coğrafyadan tedarike yeniden önem vermesi, Türkiye’nin avantajlarını öne çıkarıyor. Avrupa pazarına yakınlık, hızlı teslimat kabiliyeti, gelişmiş yan sanayi, teknik bilgi birikimi ve yüksek kalite standardı, Türk üreticilerinin rekabet gücünü destekleyen temel unsurlar arasında yer alıyor.
Özellikle kısa terminli siparişler, teknik tekstiller, sürdürülebilir üretim ve yüksek katma değerli ürün gruplarında Türkiye’nin güçlü konumunu koruduğu belirtiliyor.
Yeni Dönemin Şifresi: Rekabetçilik
Sektör temsilcilerinin ortak görüşü, tekstil ve hazır giyimde yeni dönemin düşük maliyet rekabetinden çok yüksek verimlilik, teknoloji yatırımı, sürdürülebilirlik ve katma değerli üretim ekseninde şekilleneceği yönünde birleşiyor.
Son aylarda siparişlerde gözlenen hareketlilik ve Türkiye’nin yeniden tercih edilen tedarik merkezlerinden biri olarak öne çıkmaya başlaması olumlu bir tablo ortaya koysa da bu eğilimin kalıcı hale gelmesi rekabetçiliği artıracak yapısal adımlara bağlı görülüyor. Üretim maliyetlerinin dengelenmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve ihracatçıyı destekleyen politikaların sürdürülmesi halinde, Türk tekstil sektörünün önümüzdeki dönemde küresel pazardaki konumunu yeniden güçlendirmesi bekleniyor.





