Trump’ın Gümrük Vergisi, Türk Hazır Giyim Sektörü İçin Fırsat Kapısı Araladı
TGSD Başkanı Toygar Narbay, ABD Başkanı Donald Trump’ın Uzak Doğu ve Güney Asya ülkelerine uyguladığı yeni gümrük vergileri sonrası global hazır giyim sektöründe yaşanması öngörülen köklü değişiklikler ve bunların Türk hazır giyim sektörüne etkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), geçtiğimiz şubat ayında yaptığı açıklamada; 2023’te %9, 2024’te ise %6,9 küçülen Türk hazır giyim endüstrisinin önünde üç önemli fırsat alanı olduğunu açıklamıştı. “Trump’ın Çin’e karşı uygulayacağı politikalar”, “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması” ve “savaş bölgelerinde barışın yeniden tesis edilmesi” olarak belirtilen bu üç fırsat alanından birinde önemli bir gelişme yaşandı. ABD Başkanı Donald Trump, 2 Nisan’da imzaladığı kararname ile yeni gümrük tarifelerini açıkladı. Buna göre Türkiye, %10 ile en düşük gümrük vergisi uygulanacak ülkeler arasında yer aldı. Uzak Doğu ve Güney Asya’daki 14 ülke (Çin, Vietnam, Bangladeş, Hindistan, Endonezya, Kamboçya, Pakistan, Tayland, Güney Kore, Sri Lanka, Filipinler, Burma, Tayvan, Malezya) için ise %17 ila %49 arasında değişen, ortalaması %37,7 olan yeni gümrük tarifeleri uygulanacak.
“ABD’li Firmalar Tedarik Zincirlerini Yeniden Oluşturacak”
Narbay, ABD’nin yaklaşık 1,2 trilyon dolar olan dış ticaret açığının %60’ına tekabül eden 722,25 milyar dolarlık kısmının Uzak Doğu ve Güney Asya’daki 14 ülkeden kaynaklandığını söyledi. Narbay, “Bu ülkeler, ABD hazır giyim ithalatı için büyük önem taşıyor. Çünkü ABD, hazır giyim ithalatının % 72’sine denk gelen 57,38 milyar dolarlık kısmını bu 14 ülkeden yapıyor. Buna rağmen bölgeye getirilen ilave verginin ortalama %37,7 seviyesinde uygulanması, Trump’ın net olarak şu mesajı verdiğini gösteriyor: ABD’li firmalar tedarik zincirlerini yeniden oluştursun. Başta Çin ve Vietnam’dan yapılanlar olmak üzere ABD’nin Uzak Doğu ve Güney Asya’dan ithalatı azaltılsın. Tedarik, Orta ve Güney Amerika ağırlıklı olmak üzere dünyadaki diğer havzalara kaydırılsın ve tedarik zinciri yeniden şekillensin.” dedi.
“Düşük Vergi Uygulanan Ülkeler Arasında Avantajlıyız”
Trump’ın özellikle Uzak Doğu ve Güney Asya’ya uyguladığı yüksek vergilerin Türkiye için önemli bir fırsat kapısı araladığını ifade eden Narbay şöyle devam etti: “Uzak Doğu ve Güney Asya’dan yapılan 57,38 milyar dolarlık tedarikin bir kısmının; halihazırda 11,97 milyar dolar hazır giyim ürünü tedarik edilen Orta ve Güney Amerika’ya, 4,53 milyar dolar hazır giyim ithalatı yapılan Afrika ve Arap Yarımadasına ve 910 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirilen Türkiye’ye kaydırılacağını düşünüyoruz. Bu ülkeler arasında da ciddi bir avantajımız bulunuyor. Çünkü hazır giyim ve tekstil sektörleri olarak dünyanın en büyük ikinci tam entegre ülkesi, dördüncü en büyük üreticisiyiz; tasarım ve inovasyon kapasitesine sahibiz. Dolayısıyla Uzak Doğu’dan farklı havzalara kayması beklenen hazır giyim üretiminde, maliyet avantajı elde edeceğimiz kamu destekleri sağlanırsa ciddi bir pazar payı alabiliriz. Üstelik yalnızca ABD nezdinde değil AB ile ticaretimizi de artırabiliriz. Çünkü özellikle Çin ile Tayvan arasındaki gerilimin giderek tırmanması, Avrupalı alıcıların halihazırda var olan güvenlik endişelerinin daha da artmasına neden oluyor. Bu da üretim havzalarını Türkiye gibi yakın coğrafyalara kaydırma süreçlerini hızlandıracaktır. Öte yandan AB’ye getirilen ilave %20’lik vergi artışının, AB’li markaların ABD’ye olan satışlarını bir miktar düşürme ihtimali bir risk olarak görünse de Türkiye olarak yine bir avantajımız var: AB’li markalar ABD için Uzak Doğu’dan yaptıkları ve vergi oranları ortalamada %49’a yükselen ürün alımlarının bir kısmını, ortaya çıkan vergi avantajı dolayısıyla Türkiye’den tedarik edebilir.”
“5 Milyar Dolarlık İlave İhracat Yapabilir, İstihdamımızı 145 Bin Kişi Artırabiliriz”
Türkiye’nin bu fırsatları değerlendirip rekabetçiliğini yeniden kazanması için sürecin doğru politikalar ve kamu destekleriyle yönetilmesi gerektiğine dikkat çeken Narbay, “TGSD olarak geçtiğimiz şubat ayında kamuoyu ile paylaştığımız analiz kapsamında, uygulanan ekonomi politikaları nedeniyle 2022-2024 yılları arasında girdilerimizi oluşturan parametreleri hesapladık. Buna göre enflasyon %138, işçilik maliyeti %249 ve finansman maliyetleri %258 artmasına karşın gelir tarafını etkileyen sepet kur yalnızca %101 arttı. Türk hazır giyim üreticilerinin maliyetlerinin dolar bazında %27 yükselmesine neden olan bu durum, Uzak Doğulu rakiplerimizden %60, Kuzey Afrikalı rakiplerimizden ise %45 daha pahalı olmamıza ve rekabetçiliğimizi büyük ölçüde kaybetmemize yol açtı. Şimdi ABD’nin yeni vergileri ile birlikte Uzak Doğulu rakiplerimizle aradaki fark %28 civarında kapanacak. Bu da Türk hazır giyim endüstrisi için büyük bir fırsat oluşturdu. Son iki yılda uygulanan politikalar nedeniyle %27 artan maliyetimizin bir kısmını kamu teşvikleriyle düşürebilirsek önümüze çıkan bu yeni fırsatı değerlendirebiliriz. Şubat ayında açıkladığımız 10 maddelik destek talebi karşılandığı takdirde sektörümüz yeniden rekabetçi hale gelebilir. Bunun neticesinde de ek bir yatırıma ihtiyaç olmadan, mevcut yatırımlar ile 5 milyar dolarlık ilave bir ihracat yapabilir, istihdamımızı 145 bin kişi artırabiliriz.” diye konuştu.
“Yüksek Katma Değer Yaratan Sektörümüze Verilen Kur Dönüşüm Desteği Yetersiz”
Narbay, kamudan başlıca destek taleplerini ise şu sözlerle hatırlattı; “Kur dönüşüm desteği; firmaların ithalat, ihracat rakamlarına ve ülke için yarattıkları katma değere bakılmaksızın salt ihracat ve döviz dönüşüm rakamına bakılarak veriliyor. Örneğin %80 ithalat yapan ve %20 katma değer yaratabilen bir firmaya verilen %2 kur dönüşüm desteği, o firmanın yarattığı katma değer için %10 destek anlamına geliyor. Ancak %70-80 katma değeri ülkemizde bırakan sektörümüz için %2 destek ise son derece yetersiz kalıyor. Bu nedenle ithalatçıları destekleyen bu yapının yeniden düzenlenmesini, net katma değeri ve üretimi önceleyen bir teşvik sistemi kurulmasını ve hazır giyim endüstrisinin net ihracatına %10 kur dönüşüm desteği verilmesini talep ediyoruz. KOBİ’ler için açıklanan çalışan başı 2.500 TL desteğin firma ölçeği gözetilmeksizin tüm sektör firmalarına sağlanması da büyük önem arz ediyor. Zira büyük ölçekli firmaların, ülkeye getirdiği müşteriler ve bu firmaların KOBİ’lere verdiği siparişler ihracatı önemli ölçüde destekliyor.”
“Uzak Doğu Fiyat Kırabilir, Proaktif Olmalıyız”
Yeni gümrük vergilerinin ardından Uzak Doğu ülkelerinin ekonomi yönetimlerinin, kendi üreticilerinin boşalan kapasitelerini doldurabilmeleri ve Avrupa’daki pazar paylarını artırmalarını destekleyecek, fiyatlarını düşürmelerine esneklik sağlayacak teşvikleri devreye alacağını öngördüklerini belirten Narbay, sözlerini şöyle tamamladı; “Özellikle Tayvan-Çin merkezli ciddi gelişmelerin olması durumunda, pandemi döneminde yaşadığımız gibi tedarik zincirinde güçlü kırılmalar yaşanabilir. Bu ihtimalin arttığı böyle bir dönemde, Trump hükümetinin açıkladığı yeni vergiler ile ayağımıza kadar gelen bu fırsatın kaçırılmaması için ham madde ve ara malında dışa bağımlılığı azaltıp, üretimi ve yatırımı destekleyecek, sanayinin rekabet gücünün artıracak etkin teşvik mekanizmalarının proaktif bir şekilde ve ivedilikle devreye alınması gerektiğini düşünüyoruz.”






