Malatya’dan Yükselen Ses: Tekstil Bitmiyor, Şekil Değiştiriyor
Moda ve Hazır Giyim Federasyonu (MHGF) ile Ekonomi Gazetesi iş birliğinde düzenlenen “Tekstil ve Hazır Giyim Sektöründe Yeni Konumlanma Arayışı” çalıştaylarının 4. durağı Malatya oldu.
Malatya Tekstilciler ve Konfeksiyon Derneği (MATEK) ile Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantı, sektör temsilcileri, akademisyenler ve kamu kurumlarını bir araya getirerek önemli bir fikir platformu oluşturdu. Çalıştayda, tekstil ve hazır giyim sektörünün mevcut sorunları kapsamlı şekilde ele alınırken geleceğe yönelik stratejik yol haritası üzerine de değerlendirmeler yapıldı.
Toplantının moderatörlüğünü Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ üstlenirken sektöre yön veren birçok isim görüşlerini paylaştı. Yapılan değerlendirmelerde, tekstil ve hazır giyim sektörünün Türkiye ekonomisi açısından taşıdığı kritik rol bir kez daha vurgulandı. MHGF Başkanı Hüseyin Öztürk, sektörün yalnızca bir üretim alanı olmadığını; aynı zamanda sanayi kültürünün gelişiminde, kentleşme sürecinde ve özellikle kadın istihdamının artmasında önemli bir işlev üstlendiğini belirtti. Tekstil, hazır giyim, deri ve ayakkabı sektörlerinin toplamda milli gelirin yaklaşık %10’unu oluşturduğunu ifade eden Öztürk, sektörün geçmişte olduğu gibi gelecekte de dönüşerek varlığını sürdüreceğini dile getirdi.
Bununla birlikte çalıştayda sektörün karşı karşıya olduğu zorluklar açık bir şekilde ortaya kondu. MTSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, küresel rekabetin özellikle düşük işçilik maliyetine sahip ülkeler nedeniyle giderek sertleştiğine dikkat çekti. Mısır, Bangladeş gibi ülkelerde işçilik maliyetlerinin çok daha düşük seviyelerde olduğunu belirten Sadıkoğlu, Türkiye’nin bu koşullarda rekabet etmekte zorlandığını ifade etti. Malatya özelinde ise deprem sonrası yaşanan göç ve barınma sorunlarının istihdamı ciddi şekilde etkilediğini, çalışan sayısının 21 binden 15 bine düştüğünü söyledi. Ayrıca ihracatta yaşanan gerileme ve üretim maliyetlerindeki artışın sektörü zorladığını vurguladı. Buna rağmen tekstil sektörünün sahip olduğu yatırım büyüklüğü ve istihdam kapasitesi nedeniyle gözden çıkarılamayacak kadar önemli olduğu görüşü öne çıktı.

Çalıştayın temel amacı yalnızca sorunları tespit etmek değil, çözüm üretmek olarak belirlendi. MATEK Başkanı Mehmet Tüm, sektörün zor bir dönemden geçtiğini ancak bu sürecin aynı zamanda dönüşüm için önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Rekabet gücünün artırılması, katma değerli üretime geçiş ve Malatya’nın daha güçlü bir tekstil merkezi haline getirilmesi için ortak akıl ile hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.
Toplantının en dikkat çekici sonuçlarından biri, sektörün karşı karşıya olduğu sorunların birbirinden bağımsız olmadığı gerçeği oldu. Maliyet, istihdam, lojistik, teşvik sistemi ve rekabet gibi başlıkların birbirini besleyen bir yapı oluşturduğu ve çözümün ancak bütüncül bir yaklaşımla mümkün olabileceği ifade edildi.
Maliyet baskısı, çalıştayda en çok öne çıkan başlıkların başında geldi. Katılımcılar, maliyetlerin yalnızca işçilik giderlerinden ibaret olmadığını; enerji fiyatları, ithal hammaddeye bağımlılık, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve yüksek vergi yüklerinin de önemli etkileri olduğunu belirtti. Bu kapsamda işveren üzerindeki vergi ve prim yüklerinin azaltılması, düşük faizli finansman imkanlarının artırılması ve yerli hammadde üretiminin desteklenmesi gibi öneriler dile getirildi. Ayrıca yenilenebilir enerji yatırımlarının teşvik edilmesi ve kayıt dışı üretimin önlenmesi de maliyetleri dengeleyebilecek önemli adımlar arasında gösterildi.
İstihdam konusu da sektörün en kritik sorunlarından biri olarak öne çıktı. Katılımcılar, özellikle gençlerin tekstil sektörüne yönelmemesi ve nitelikli iş gücü eksikliğinin giderek büyüdüğünü ifade etti. Bu sorunun çözümü için mesleki eğitimin yeniden yapılandırılması, uygulamalı eğitim modellerinin yaygınlaştırılması ve öğrencilerin üretim süreçlerine daha erken dahil edilmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca sektörde çalışmayı cazip hale getirecek teşviklerin artırılması ve iş gücü politikalarının gözden geçirilmesi gerektiği dile getirildi.
Lojistik altyapı eksiklikleri de rekabet gücünü doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer aldı. Malatya gibi üretim merkezlerinde taşımacılık maliyetlerinin yüksek olması, firmaların uluslararası pazarlarda dezavantaj yaşamasına neden oluyor. Bu nedenle demiryolu taşımacılığının geliştirilmesi, hızlı tren projelerinin hayata geçirilmesi ve kamuya ait kargo hizmetlerinde sektöre özel indirimler uygulanması gibi öneriler gündeme geldi.
Üretim alanı ve altyapı eksikliği de önemli bir sorun olarak değerlendirildi. Katılımcılar, büyümek isteyen işletmelerin uygun maliyetli sanayi alanlarına erişimde zorlandığını belirtti. Bu sorunun çözümü için altyapısı hazır, üretim odaklı sanayi sitelerinin kurulması ve tedarik zincirinin tüm bileşenlerini kapsayan entegre üretim ekosistemlerinin oluşturulması gerektiği ifade edildi.
Teşvik sistemine yönelik eleştiriler de çalıştayın önemli başlıklarından biri oldu. Mevcut teşviklerin sektörün ihtiyaçlarını tam olarak karşılamadığı, daha esnek ve erişilebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiği belirtildi. Özellikle yalnızca yeni makine alımına odaklanan teşvik modellerinin işletmeler açısından sınırlayıcı olduğu ifade edildi.
Sektörde “yıkıcı rekabet” anlayışının yerine katma değerli üretim modeline geçilmesi gerektiği de güçlü şekilde vurgulandı. Tasarım odaklı, teknoloji destekli ve markalaşmaya dayalı üretim anlayışının benimsenmesi gerektiği ifade edildi. Teknik tekstil, Ar-Ge ve inovasyon alanlarında yapılacak yatırımların sektörün geleceği açısından kritik önemde olduğu belirtildi.
Çalıştayda ayrıca zihniyet dönüşümünün gerekliliği üzerinde duruldu. Devletin sektörde daha aktif bir rehberlik rolü üstlenmesi, yerel markaların desteklenmesi ve Malatya’nın üretim kimliğinin güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ise sektörün geleceğini şekillendirecek en önemli başlıklar arasında yer aldı. Otomasyon yatırımları, veri odaklı üretim süreçleri ve çevre dostu uygulamaların hem rekabet gücünü artıracağı hem de sektörün itibarını güçlendireceği belirtildi. Bu dönüşümün aynı zamanda gençlerin sektöre olan ilgisini artırabileceği de ifade edildi.
Genel değerlendirmede, Malatya tekstil sektörünün deprem sonrası yalnızca fiziksel değil; ekonomik ve yapısal bir yeniden yapılanma sürecinden geçtiği vurgulandı. Katılımcılar, kısa vadeli desteklerin yanı sıra orta ve uzun vadeli reformların eş zamanlı uygulanması gerektiği konusunda görüş birliğine vardı.
Sonuç olarak çalıştay, tekstil ve hazır giyim sektörünün zorluklara rağmen geleceğini koruduğunu, ancak bu geleceğin ancak dönüşümle mümkün olacağını ortaya koydu. Sektörün düşük maliyetli üretim modelinden uzaklaşarak katma değerli, yenilikçi ve sürdürülebilir bir yapıya yönelmesi gerektiği vurgulandı. Malatya’da dile getirilen görüşler, Türkiye genelinde sektörün yeniden konumlanması için önemli bir perspektif sundu.





