“Dünya Hazır Giyim Ticaretinden Aldığımız Pay 35 Yıl Sonra %3’ün Altına Düştü”
Türk hazır giyim sektörü, küresel ticarette uzun yıllardır sürdürdüğü güçlü konumunu son dönemde kaybetmeye başladı. Sektörün dünya hazır giyim ticaretinden aldığı pay 35 yıl sonra ilk kez %3’ün, ana pazarı Avrupa Birliği’nden aldığı pay ise 30 yıl sonra %5’in altına düştü.
Hazır giyim sektörünün kapsayıcılığı en yüksek sivil toplum kuruluşu olan Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), Ekim ayında düzenleyeceği 18. İstanbul Hazır Giyim Konferansı öncesinde bir basın toplantısı yaptı. TGSD Başkanları Toygar Narbay ve Dr. Ümit Özüren ile TGSD Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel’in katılımıyla düzenlenen toplantıda, sektörün tarihi kırılma noktasına geldiğini gösteren veriler paylaşıldı ve rekabet gücünün yeniden kazanılabilmesi için atılması gereken adımlar vurgulandı.
TGSD Başkanı Toygar Narbay, “Bu yılın ilk yarısında dünya hazır giyim ticareti büyürken ihracatı gerileyen tek ülke Türkiye oldu. İthalat yapmanın içeride üretmekten daha ucuz olduğu, istihdamdaki kaybın durdurulamadığı, şirketlerin öz sermayesini neredeyse tamamen kaybettiği bir dönemdeyiz. Sektörün yeniden ayağa kalkmasını sağlayacak taleplerimiz karşılanmadığı takdirde üretim ve rekabet koşullarının daha uygun olduğu ülkelere taşınmaların, halihazırda buralara yapılan yatırımların daha da artacağını öngörüyoruz. Böyle giderse kaybeden ülkemiz olacak.” dedi.
“Dezenflasyon Programı Hem İhracatı Hem de Yurt İçi Satışları Etkiledi”
Dünya hazır giyim ihracatının 2023 yılında yaşanan sert düşüşün ardından geçtiğimiz yıl itibarıyla toparlanma sürecine girdiğini, Türkiye’de ise bu durumun tam tersinin yaşandığını hatırlatan Narbay şunları söyledi: “Özellikle enflasyonla mücadele için uygulanan yüksek faiz-baskılanmış kur politikası sonucu artan maliyetlerimiz, rekabetçiliğimizi kaybetmemize yol açtı. Buna bir de savaş bölgelerindeki yüksek kaybımız eklenince Türk hazır giyim sektörünün ihracatı giderek düşmeye başladı. Bu yılın ilk yarısında da dünya hazır giyim ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre %6 artarken; Bangladeş, Vietnam gibi rekabet ettiğimiz ülkelerin payı %10’un üzerinde yükselirken bizim ihracatımız %6,5 azaldı. Hatta ihracatı düşen tek ülke biz olduk. Türk hazır giyim sektörünün dünya hazır giyim ticaretinden aldığı pay, ilk kez 1990 yılında %3’ün üzerine çıkmıştı. Tam 35 yıl sonra, Haziran 2025 itibarıyla bu oranın altına düşerek 2,96’ya geriledik. Halbuki son 15 yılda aldığımız payın ortalaması %3,67 idi. Geleneksel ve en büyük pazarımız olan AB’deki payımız da 30 yıl sonra %5’in altına inerek %4,65’e düştü. Diğer taraftan dezenflasyon programı, hazır giyim yurt içi harcamalarını da vurdu. Azalan iç satışlar ve bunun yanında geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %25 artan hazır giyim ithalatı da üretim kapasitemizi hızla kaybetmemize neden oluyor. Diğer taraftan TGSD olarak yaptığımız modellemeye göre sektördeki her 1 milyar dolarlık kayıp, 31 bin 500 kişinin işini kaybetmesine neden oluyor. Yılın ilk yarısında hazır giyimde 33 bin 724 kişi, tekstilde 22 bin 116 kişi olmak üzere toplamda 55 bin 840 kişilik istihdam kaybı yaşadık. Yine aynı dönemde hazır giyimde 2.527, tekstilde 496 olmak üzere toplamda 3.023 şirket kapandı.”
“İki Yıldır Zararına Üretim Yapıyoruz”
Sektörün maliyet artışları ve rekabet gücü kaybı sonucunda oluşan zararı telafi etmek için fiyat artırdığını ve zorunlu olarak istihdamı düşürdüğünü ancak bunların yeterli gelmediğini ifade eden Narbay, “Sektörümüzün dolar bazlı maliyeti, 2022-2025 yılları arasında %25,8 arttı. Bu zararın karşılanması için satış fiyatlarında %9,6 artış yapılırken istihdam da zorunlu olarak %28,3 azaltıldı. Ancak bunlar bile zararın durdurulmasına yetmedi. TGSD olarak yaptığımız modellemeye göre 2022’de vergi önceki kârlılık oranı %10,5 olan bir şirket, 2023’te %5,6 kâr ederken 2024’ü %-5,1 zararla kapattı. Bu yıl şubat ayında da yıl sonu öngörümüzü %-4,6 olarak açıklamıştık. Dolayısıyla iki yıl üst üste zarar eden sektörümüz öz sermayesini de tamamen kaybedecek. Çünkü mevcut para politikaları, sektörümüzün sermayesini koruyacak bir kârlılık yaratamıyor. Yüksek enflasyon ve bununla mücadelede kullanılan yüksek faiz-baskılanan kur politikası nedeniyle rekabetçiliğimizi sadece işçilik maliyeti değil, finansman maliyeti kaynaklı da kaybettik. Maliyetten bağımsız, yurt dışındaki rakiplerimizin %3,5 FAVÖK ile sermayelerini koruması yeterli olurken bizde sermayeyi korumamız için elde etmemiz gereken FAVÖK oranı %17,5.” diye konuştu.
“Sektör, Yurt Dışına Yatırım Seçeneğini Daha Fazla Değerlendirmeye Başladı”
Türk hazır giyim sektörünün yeniden toparlanması için şubat ayında önerdikleri 10 maddelik çözüm önerilerinde bir sonuca ulaşılamadığını, özellikle dünya hazır giyim ticaretinden alınan payın 35 yıl sonra %3’ün altına düşmesiyle birlikte sektörde bir kırılma yaşandığını vurgulayan Narbay, “Bu kırılma neticesinde Türk hazır giyim sektörü olarak yeni alternatifleri değerlendirme zorunluluğuyla karşı karşıyayız. Üretim ve rekabet koşullarının daha uygun olduğu ülkelere tamamen taşınma veya Türkiye’de küçülerek bu ülkelerde yatırım yapma; alıcıların siparişlerini koşulların uygun olduğu ülkelerde üretme yani organizatörlük görevini üstlenerek Türkiye’deki üretim ve istihdamı azaltma seçenekleri giderek daha çok sektör oyuncusunun gündeminde yer almaya başladı. Kamuoyunun da takip ettiği üzere sektörde yurt dışı yatırımları yaygınlaşıyor ve böyle giderse daha da yaygınlaşacak. Neticede kaybeden ülkemiz olacak.” ifadelerini kullandı.
“Kısa ve Uzun Vadeli Stratejileri Paylaşacağız”
TGSD Başkanı Dr. Ümit Özüren ise dernek olarak yaptıkları çalışmalar ve 7-8 Ekim tarihlerinde düzenleyecekleri 18. İstanbul Hazır Giyim Konferansı hakkında bilgi verdi. Hazır giyim sektörünün yaşadığı sorunların üstesinden gelmek ve sektörün rekabet gücünü artırmak için kapsamlı bir eylem planı üzerinde çalıştıklarını söyleyen Özüren, “Bu doğrultuda hazırladığımız ‘Türk Hazır Giyim Sektörü Strateji Belgesi’ni bu yılın son çeyreğinde, sektörün yol haritasını oluşturacak ‘UFUK 2040 Stratejik Planı’nı ise 2026’nın ilk çeyreğinde yayımlayacağız.” dedi.
“Konferansta Sektörün İzlemesi Gereken Rotaları Ele Alacağız”
Bu yılki konferansın temasını ise “Yeni Düzenin Pusulası” olarak belirlediklerini açıklayan Özüren şöyle devam etti; “Bu pusula bize, ‘yeni düzen’, ‘yeni ve uzak pazarlar’, ‘inovasyon’ ve ‘’markalaşma’ olmak üzere bu dönemde izlenmesi gereken dört kritik rotayı gösteriyor. Her biri, sektörün geleceğine yön verecek stratejik odakları temsil ediyor ve sadece yönümüzü değil, birlikte nasıl ilerleyeceğimizi de tarif ediyor. Konferansın ilk gününde bu tema doğrultusunda, değişen ekonomik dengelerden pazarlardaki derinleşme imkanlarına, üretim teknolojilerinden mikro ihracat fırsatlarına kadar pek çok konuyu, ülkemizden ve yurt dışından uzmanlar ve sektör temsilcileriyle birlikte ele alacağız. Her yıl olduğu gibi bu yıl da konferansımızın ikinci gününü hazır giyim ve tekstil sektörünün ihracat kapasitesini artıracak ikili iş görüşmelerine (B2B) ayırdık. Başta Avrupa olmak üzere dünyanın dört bir yanından gelen markaları temsil eden alım grupları, Türkiye’nin önde gelen e-ticaret platformları ve yerli üreticiler doğrudan temas kuracak. Bu kapsamda 1.500’ün üzerinde görüşme yapılacağını öngörüyoruz. Sektörümüzün durumu ve yaşanılan zorluklar ortada ama bizler her şeye rağmen elimizden geleni yapmaya, Türk hazır giyim sektörünü geleceğe taşımak için yılmadan çalışmaya ve bu süreçte TGSD olarak yol gösterici bir rol üstlenmeye devam edeceğiz.”





