19. İstanbul Hazır Giyim Konferansı, Türkiye Markası ve Küresel İş Birliklerine Odaklandı
TGSD tarafından “Yeniden Tanımlanan Değer: Made in Türkiye” temasıyla düzenlenen 19. İstanbul Hazır Giyim Konferansı, sektörün küresel rekabet gücünü artırmaya yönelik stratejileri ve yeni iş birliği fırsatlarını gündeme taşıdı. Konferans kapsamında 64 küresel alım grubuyla Türk üreticiler arasında yaklaşık 2 bin ikili iş görüşmesi gerçekleştirildi.
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) tarafından bu yıl 50. kuruluş yıl dönümünü kutladığı dönemde düzenlenen 19. İstanbul Hazır Giyim Konferansı, kamu temsilcilerini, yerli ve yabancı üreticileri, küresel markaları temsil eden alım gruplarını, akademisyenleri ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirdi. “Yeniden Tanımlanan Değer: Made in Türkiye” temasıyla gerçekleştirilen konferansın ilk gününde sektörün mevcut durumu, küresel rekabet koşulları, dönüşüm ihtiyaçları ve Türkiye Markası’nın güçlendirilmesine yönelik stratejiler ele alındı. İkinci ve son günde düzenlenen B2B ikili iş görüşmeleri ise Türk üreticiler ile uluslararası alım gruplarını doğrudan buluşturdu.
TÜRKİYE MARKASI İÇİN ÇOK SEKTÖRLÜ STRATEJİ ÇAĞRISI

TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren
Konferansın açılışını T.C. Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya ve TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren yaptı. Özüren, Türkiye’de üretilen değerin küresel pazarlarda daha güçlü bir karşılık bulması için iş dünyası, akademi, kamu ve sivil toplumun yanı sıra farklı alanlardan paydaşların katılımıyla ortak bir Türkiye Markası stratejisi geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin üretim yetkinliğine, Avrupa’ya yakınlığına, lojistik bağlantılarına ve esnek üretim kabiliyetine dikkat çeken Özüren, üniversitelerin araştırma gücü ile işletmelerin deneyiminin daha sık buluşturulmasının önemini belirtti. Özüren, “Bilgiyi üretime taşıma hızımız, rekabet gücümüzü belirleyecek” diyerek Türkiye’de geliştirilen tasarımların, teknolojilerin ve markaların çoğaltılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca gençlerin sektörün geleceğinde daha fazla yer alması, kadınların çalışma hayatına ve yönetim kademelerine katılımının güçlendirilmesi, fırsat eşitliği ve güvenli çalışma koşullarının üretim kültürünün temelinde tutulması gerektiğini söyledi.
Uluslararası markalara ve alıcılara da seslenen Özüren, uzun vadeli ilişkilerin, öngörülebilir siparişlerin ve dönüşüm yatırımlarındaki iş birliğinin tüm değer zincirini güçlendireceğini belirtti.
TOYGAR NARBAY: “ÜLKE MARKASI OLMADAN ÜLKENİN MARKALARI OLAMAZ”

TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay
Konferans kapsamında TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay ile TÜSİAD Baş Ekonomisti Gizem Öztok Altınsaç’ın katıldığı “Kritik Eşikteyiz: Çıkış Yolu Nerede? Raporlar Ne Söyledi, Bugün Neredeyiz?” başlıklı oturumda hazır giyim sektörünün ekonomik görünümü ve rekabet koşulları değerlendirildi.
Sektörün zorlu bir dönemden geçtiğini ancak üretim gücünü koruduğunu belirten Narbay, Ocak-Temmuz döneminde Avrupa Birliği’nin hazır giyim ithalatının yüzde 4,9, ABD’nin ithalatının ise yüzde 8,2 gerilediğini; Türkiye’nin kaybının yüzde 1,5’te kaldığını açıkladı. Aynı dönemde Kuzey Amerika’ya ihracatın yüzde 4,6 arttığını ve yılbaşından bu yana istihdamın yeniden yükselmeye başladığını kaydetti. Konkordato başvurularının yüzde 28 gerilediğini de belirten Narbay, mevcut tablonun henüz bir toparlanmaya işaret etmediğini vurguladı.
Narbay, rekabet gücünün yalnızca işçilik maliyetiyle ölçülemeyeceğini; hız, dikey entegrasyon, pazara erişim ve işletme standartlarının da belirleyici olduğunu ifade etti. Sektörün 2022’den bu yana birim fiyatını yüzde 13 artırmasına ve verimliliğini geliştirmesine rağmen yüzde 21’lik üretim kaybının ve artan maliyetlerin şirketlerin kârlılığını olumsuz etkilediğini belirtti. Belirsizliklerin önümüzdeki yıllarda da devam edeceğine dikkat çeken Narbay, “Yakın tedarik bir tercih değil, bir sigortadır” diyerek Türkiye’nin Avrupa için güçlü bir tedarik ortağı olma potansiyelini vurguladı.
TGSD’nin Strateji Haritası ve Uzgörü 2050 çalışmaları doğrultusunda Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına sunulan 138 maddelik çerçeveye de değinen Narbay, mevcut 86 desteğin 83’ünün yeniden düzenlendiğini ve 55 yeni öneri eklendiğini belirtti. Sektörün geleceği için net ihracata yüzde 10 kur dönüşüm desteği, istihdam desteğinin bölgesel gelişmişliğe göre artırılması ve üç yıllık bütüncül bir finansman köprüsü oluşturulması gibi önerileri sıraladı. Nitelikli üretimin, dijitalleşmenin, yapay zekâ yatırımlarının ve Türkiye Markası’na yapılacak yatırımların önemini vurgulayan Narbay, stratejik adımlarla sektörün 2050 yılında 39 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşabileceğini ifade etti.
64 KÜRESEL ALIM GRUBUYLA YAKLAŞIK 2 BİN İKİLİ İŞ GÖRÜŞMESİ
Konferansın ikinci ve son gününde gerçekleştirilen B2B ikili iş görüşmeleri, yerli üreticiler ile uluslararası markaları temsil eden alım grupları arasında yeni ticari bağlantılar kurulmasına olanak sağladı. Çoğunluğu Avrupa ve ABD’den gelen toplam 64 alım grubu görüşmelere katılırken, bu grupların 25’i T.C. Ticaret Bakanlığının desteğiyle organizasyonda yer aldı. Türk üreticiler ile alım grupları arasında yaklaşık 2 bin ikili iş görüşmesi gerçekleştirildi.
B2B görüşmelerinin yeni müşterilere ulaşmak ve mevcut ticari ilişkileri geliştirmek açısından önem taşıdığını belirten Toygar Narbay, küresel markaların tedarik kararlarında ürün fiyatının yanı sıra teslimat hızını, kaliteyi, esnek üretimi ve stok yönetimini de değerlendirdiğini söyledi. Türkiye’nin tasarımdan üretime uzanan yetkinliği ve ana pazarlara yakınlığı sayesinde bu beklentilere yanıt verebildiğini ifade eden Narbay, önceliklerinin söz konusu avantajları uzun vadeli siparişlere dönüştürmek olduğunu belirtti.
Narbay, markalar ile üreticiler arasında karşılıklı güvene ve öngörülebilirliğe dayalı ilişkilerin önemini vurgulayarak düzenli sipariş akışının üreticilerin kapasite ve yatırım planlarını güçlendireceğini, markaların ise değişen talebe daha hızlı yanıt vermesini sağlayacağını kaydetti. Konferans kapsamında kurulan doğrudan temasların yeni siparişlere, pazar çeşitliliğine ve kalıcı iş birliklerine dönüşmesini hedeflediklerini söyledi.
B2B etkinliğinde Adenza, AHKİB, Bolero, Burteks, Deniz Tekstil, Erateks, Gelişim Tekstil, Kyass, Kumaş Tekstil, Lefaxx Jeans, Marka Tela, Murat Çorap, Palmiye Tekstil, Penti, Simteks, Teda Tela ve ZH Dış Ticaret stantlarıyla yer aldı.
Konferansın uluslararası açılış konuşmacısı McKinsey Hazır Giyim ve Lüks Moda Sektörü Küresel Lideri Gemma D’Aura, “Yeni Değer Denklemi: ‘Made in Türkiye’ Nerede Kazanıyor?” başlıklı konuşmasıyla etkinliğe katkıda bulundu.
1976 yılında kurulan TGSD, Türkiye hazır giyim sanayisinin gelişmesine, sektörün uluslararası alanda tanıtılmasına ve sektörel iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Dernek, İstanbul Hazır Giyim Konferansı aracılığıyla sektörün küresel rekabet gücünü artırmayı ve uluslararası ticari ilişkilerin gelişmesini desteklemeyi amaçlıyor.




