“Örme Sektöründe Son 2 Yılda Büyük Yatırımlar Yapıldı”

“Örme Sektöründe Son 2 Yılda Büyük Yatırımlar Yapıldı”

Pandemi sürecinde talep yoğun olduğu için örme sektöründe büyük yatırımlar yapıldığını söyleyen ÖRSAD- Örme Sanayicileri Derneği Başkanı Fikri Kurt; “Türkiye, 2020 yılında 2500 tane örme makinesi, 2021 yılında da yaklaşık 2850 tane örme makinesi yatırımı yaptı.” dedi.

Örmeye yönelik faaliyet gösteren iki dernek olan ÖRSİAD ve ÖRSAD, 2002 yılında sektörü birleştirmek adına ÖRSAD- Örme Sanayicileri Derneği çatısı altında topladı. 1987 yılında örme sektörüne katılan Fikri Kurt, 2006 yılına kadar yönetiminde bulunduğu ÖRSAD’ın bu tarihten itibaren başkanlığı görevini yürütüyor.

Başlangıçta Mangan Tekstil olarak örme sektöründe faaliyet gösteren Fikri Kurt,1993 yılında üretim için Fikri Örme San. Tic. Ltd. Şti.’yi; kumaş satışı için ise Tekstil Örme’yi kurdu. Sonrasında plastik sektöründe üretim yapan Fimaks Plastik A.Ş, Demir Çelik Sektöründe imalat yapan Horoz Demir Ltd. Şti, Ambalaj sektöründe imalat yapan Ekopack Ambalaj San. Tic. A.Ş. ve İnşaat sektöründe faaliyet gösteren EET Yapı Mimarlık ve Mühendislik San. Tic. Ltd. Şti ve Kurt Hafriyat San. Tic. Ltd. Şti. şirketlerini kurarak Türk sanayisinde ciddi atılımlar yaptı.

Fikri Kurt aynı zamanda İstanbul Sanayi Odası Tekstil Örme grubu temsilcisi ve İTHİB Yönetim Kurulu üyesidir.

Dergimizin Örme Özel Dosyası için görüşlerini aldığımız Fikri Kurt, sektörün durumu ve sorunları hakkında görüşlerini paylaştı ve çözüm önerilerini anlattı.

Örme sektörünün bugün geldiği noktayı sizden dinleyebilir miyiz?

Örme; istihdam yaratan, yan sanayiyi güçlendiren, hazır giyim ve konfeksiyondan terbiyeye, nakışçısından baskıcısına kadar bütün sektörleri destekleyen bir yapıya sahip. Geçtiğimiz yıla kadar Türk tekstil örme sektörü büyüyen, gelişen ve şahlanan bir durumdaydı, Türkiye’nin parlayan yıldızıydı.

Pandemi sürecinde örme sektörü, özellikle Avrupa’dan gelen taleplere ve moda trendlerine göre gelişti. Avrupalı firmalar dönemsel olarak gerekli makineleri geliştirip modaya uyumlu hale getiriyorlar ve o makineyi dünyaya satıyorlar. Dönemin trendine göre başka bir makineye yöneliyorlar. Örneğin; bir dönem süprem makineleri ile üretim yapılıyor, bir dönem jakar çift plaka dediğimiz makineler çalışıyor, bir dönem esnek kumaş trend oluyor. 2020’den beri devam eden pandemi sürecinde çok kullanılan esnek kumaşların üretimine yoğunlaşıldı.

Son 2 yılda ağırlıklı olarak kaç tane örme makinesi yatırımı yapıldı?

Pandemi sürecinde talep yoğun olduğu için örme sektöründe yatırımlar yapıldı. Türkiye, 2020 yılında 2500 tane örme makinesi, 2021 yılında da yaklaşık 2850 tane örme makinesi yatırımı yaptı.

“Hammadde Fiyatları 4 Kata Kadar Arttı”

Bu makineler ve yatırımlar hakkında değerlendirmeleriniz nedir?

Bu sektörde son 2 yılda talep yoğun olduğu için bilinçsizce yatırım yapıldı. 2022 yılı Ocak ayı itibariyle baktığımızda, üretimde kapasitelerin dolmadığını görüyoruz. 2021’de Türkiye’de hammadde fiyatlarındaki artış olması gerekenden fazla olunca üretimde daralmalar gözlemledik. Özellikle 2022’ye geçiş sürecinde, hammadde fiyatları 4 kata kadar arttı. Üretici firmalar tarafından baktığımızda; işçilik, enerji giderleri, boya- terbiye işlemlerindeki fiyat artışına, hammaddeye gelen 4 katı fiyatları da eklediğimizde, maliyetlerin ne kadar yükseldiğini anlayabiliriz. Hangi sektör, bu yüksek maliyetler ve üzerine ekleyebilecekleri küçük kârlar ile üretime devam etmeyi sürdürebilir? Özellikle örme üreticileri gibi genelde KOBİ’lerden oluşan ve çok kişiyi istihdam eden firmalarımız, zor bir sürece girdiler. Üretim maliyetlerini doğru hesaplayamayan, ‘makinem çalışsın’ zihniyetiyle yapılan üretim artık kâr değil zarar getiriyor. Bu nedenlerle Ocak 2022 itibariyle baktığımızda örme sektörü zor şartlarla boğuşan, yüksek maliyetle mücadele eden bir durumdadır.

Yaşanılan durum tam olarak nedir?

Hammaddede fiyatlarının 4 katına çıkmasına sebep olan zam oranları en önemli sorundur. Bu anlamda sektör içinde kendi kendimize ihanet ettik. Sektörün tamamını bir aile olarak görmek gerekir. İplik, sektörün başıdır. Ortası örme sektörüdür ve yan sanayi besleyen en önemli güçtür. Hazır giyim, ülkenin katma değerini, modasını ve nihai ürününü yapıp pazarlayandır. Bu sektörün bileşenleri, birbirlerini yaşatmalı ve bunun için desteklemelidir. Geçmişten bugüne bu şekilde geldi ancak 2022’de bu konuda çözülmeler başladı.

“Ülke İçinde Ticaretin TL İle Yapılması Gerekiyor”

Bu duruma getiren sorun hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Yurt içinde firmaların kendi aralarında dolarla alış veriş yapmalarının engellenmesi ve tüm ticaretin TL ile yapılması gerekiyor. Ancak iplik üreticileri, kurdaki dalgalanmalara karşı hammaddenin değerini korumak için dolar üzerinden fiyatlandırma ve satış yapıyorlar. Eskiden vadeli fiyatlarla olan satışlarda şimdi peşin ödeme istiyorlar. Hem döviz kuruyla hem peşin hem de arttırılmış hammadde fiyatları, örme üreticilerinin mağdur olmasına hem de sektörün devamında sorun yaşanmasına sebep oluyor.

Çünkü işçilik maliyetleri, enerji maliyetleri zaten arttı, hammadde de pahalılaşınca üretici bu fiyatlarını, ürettiği kumaşın fiyatına yansıtıyor. Bu da konfeksiyon üreticisini etkiliyor. Avrupa’da 6 ayda bir yeni koleksiyon için fiyat teklifi alırlar, 3 ay sonra size onay verirler. Konfeksiyon üreticisi firmalar, 3 ay önce verdiği fiyatı 3 ay sonra, anlaşması zarar görmesin diye arttıramadığı için düşük fiyatlarla üretimi yapıyor ama kâr elde edemiyor. Bu yüzden pandemide Çin’den kayan siparişlerin Türkiye’ye sağladığı avantajlı durum son dönemde bozulmaya başladı. Böyle devam etmesi durumunda üretici firmalar, maliyetleri düşürmek için başka yerlerden kısmak zorunda kalacak.

Sizce çözüm nedir?

Türk tekstil ve konfeksiyon sektörü bugünlere omuz omuza, kol kola, birlik ve beraberlik içinde geldi. Sektörümüz birbirinin gücüyle, tasarımıyla, pazarlamasıyla beraber gelişti. Bugün beklentim herkes TL ile fiyat versin ve ticaretini yapsın. Ödemesini yine peşin alsın ama dövizle yurt içinde ticaret yapılmasın. Bu duruma çözüm bulununca, ticaret daha rahat yapılır ve eski şaşalı günlere döner. Tüm sektörün sürdürülebilir ve uzun vadede kendini arttıran işbirliğini sağlamamız gerekiyor.

Sektörün yaşadığı diğer sorunlar nelerdir?

Bizim sanayicimizin taklidi bırakıp kendi kararıyla yatırım yapması gerekiyor. Aynı işi yapanların yan yana fabrika kurması kimseye fayda sağlamaz. Bunu gerekirse bakanlık düzenlesin. Birleri bir şey üretip kazanınca hemen benzerleri de “burada para var” diye aynı yatırımı yaparsa ürünlerin fiyatları yüksek arz sebebiyle düşer ve oradaki kârlılık azalır. Yaptığınız yatırımla kalırsınız. Kâr etmek için başkalarının kazancına göz dikilmez, ortak olunmaz. Beceremezsin, başkasına zarar verirsin, kendin daha fazla zarar görürsün. İşini iyi yapan, kendi yolunda giden ve başarılı olanlara destek olalım ama taklitçilere imkân ve izin vermeyelim.

Son olarak ITM Fuarları hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Fuarlar, özellikle sektörel ihtisas fuarları; yenilikleri tanıtma yeridir ve heyecan vericidir. Ülkemizde ne yazık ki fuarcılık sektörü de geçmişteki birlik ve beraberlik halini kaybetmiştir. Bugün herkes kendi başına sektörel fuarlar yapıyor. Aynı sektörde bu kadar çok fuarın yapılmasını, bölünüp dağılmasını kınıyorum. Fuarların tüm sektör bileşenleriyle birlik ve beraberlik içinde yapılması gerekir. Hele tekstil ve konfeksiyon sektörüne yönelik fuarların, aynı ay içinde 2 farklı yerde yapılmasına engel olunmalıdır. Bu, sektörümüze zarar veren bir durumdur.

ITM bir makine fuarıdır. Biz uzak yerlere, başka ülkelerdeki makine fuarlarının hepsine gidemediğimiz için Türkiye’de yapılan bu fuara katılıp kendimizi güncellemeliyiz. Yaptığımız yenilikleri göstermeli, yapılan yenilikleri yakından izlemeliyiz. Dünya pazarında yapılan yenilikleri burada takip edip arz talebe ve modaya göre konumlanmamız için önemlidir. Eskiden Avrupa’daki fuarlarda en çok makineyi Türkler alırdı, şimdi bunu Türkiye’deki fuarda yani ITM’de yapıyorlar.

COMMENTS