“Türkiye, Güçlü Tekstil ve Hazır Giyim Altyapısı ile Küresel Ticarette Fark Yaratacaktır”
Tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüsü pandemi sürecinde Türk tekstil ve hazır giyim sektörleri başarılı çalışmalara imza attı. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin öncülüğünde başlatılan üretim seferberliği ile fabrikalar hızlı bir şekilde maske üretim tesislerine dönüştürüldü.
Tekstil Teknoloji dergimizin bu ayki sayısına özel olarak İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Öksüz ile bir röportaj gerçekleştirdik.
Vaka sayılarındaki azalma eğilimiyle birlikte 2020 yılının ikinci yarısından itibaren ihracatımızda yüksek bir ivme yakalayacağımızı öngörüyoruz, diyen Öksüz sözlerine şöyle devam etti:
“Covid-19 pandemisinin bir sonucu olarak sektörlerimizin ne kadar stratejik öneme sahip olduğu bir kez daha gözlemlenmiş oldu. Bugün yerli hammadde üretim tesislerimiz ve güçlü hazır giyim firmalarımız olmasaydı biz de birçok ülke gibi medikal tekstil ürünlerine ilişkin büyük problemlerle karşılaşacaktık.”
Korona virüsü salgını sürecinde Türk tekstil sektörü tedarikte sağladığı güven ve değişen koşullarda hızla aldığı aksiyonlarla başarılı bir sınav verdi. Özellikle maske ve koruyucu giysiler konusunda pek çok ülkeye destek verdi. Yeni süreçte Türk tekstil sektörü ne tür açılımlar yapmalı? Yol haritamız ne olmalı?
Dünya çapında çok zor bir dönemden geçiyoruz. Yaşadığımız bu süreçte tekstil ve hazır giyim sektörleri olarak yoğun bir çalışma temposuna girdik. Ülkemizin, maske ve korucuyu giysi ihtiyacı çerçevesinde firmalarımız, 7/24 çalışmalarını sürdürdü. Türkiye İhracatçılar Meclisimiz öncülüğünde başlattığımız üretim seferberliği çerçevesinde fabrikalarımızı hızlı bir şekilde maske üretim tesislerine dönüştürdük. Birçok üretim tesisimiz, tek kullanımlık maske – koruyucu önlük gibi medikal tekstil ürünlerine yatırım gerçekleştirdi. Medikal tekstil üretimi gerçekleştirmeyen firmalarımız da kısmi zamanlı da olsa çalışmalarına devam ediyor. Çok kullanımlı maske ihracatının serbest bırakılmasıyla birlikte fabrikalarımızın üretimlerinde tekrar bir hareketlenme başladı. 2020 yılının ikinci yarısında ihracat kaybını büyük ölçüde telafi etmeyi hedefliyoruz. Tekstil ve hammaddeleri sektörü olarak elbette ki ilerleyen dönemde yeni kurallara, yeni normal düzene göre şekillenecek ve ihracatımıza devam edeceğiz. Değişen küresel ticaret normlarına ve trendlere adapte olabilme kabiliyeti çok yüksek olan tekstil ve hammaddeleri sektörü olarak, sektörümüzü daha ileriye taşımak için çalışmalar yürütüyoruz. Bu kapsamda e – ticaret, alternatif lojistik kanallar, sanal fuarlar, dijitalleşmeye dair birçok alanda projeler yürütüyoruz. Korona virüsü salgını öncesinde başlattığımız ‘Teknik Tekstillerde Dönüşüm ve İnovasyon’ kümelenme projemiz gibi çalışmaları önümüzdeki dönemde de gerçekleştirerek firmalarımızın, dijital dönüşümüne katkı sağlamayı ve firmalarımızı sanal ticaret heyetleri gibi alternatif pazarlama yöntemleriyle küresel alıcılarla buluşturmayı planlıyoruz.
Korona virüsü salgını sonrası özellikle tekstil ve hazır giyim ürünlerinin tedariki konusunda Avrupa ülkeleri uzak rotalar yerine siparişlerini Türkiye’ye kaydırdı. Bu da yeni iş fırsatları ve daha fazla ihracat anlamına geliyor. Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir? Türkiye bu fırsatı, avantaja çevirmek için ne tür adımlar atmalı?
Salgının kontrol altına alındığı ülkelerde kısıtlamalar kademeli olarak kaldırılmaya başlandı. Hali hazırda Türkiye’de, Avrupa’da da bazı perakende zincirleri kademeli olarak mağazalarını açıyor. Bununla birlikte sektörümüzde de firmalarımıza siparişler az da olsa gelmeye başladı. Vaka sayılarındaki azalma eğilimiyle birlikte 2020 yılının ikinci yarısından itibaren ihracatımızda yüksek bir ivme yakalayacağımızı öngörüyoruz.
Covid – 19 pandemisinin bir sonucu olarak sektörlerimizin ne kadar stratejik öneme sahip olduğu bir kez daha gözlemlenmiş oldu. Bugün yerli hammadde üretim tesislerimiz ve güçlü hazır giyim firmalarımız olmasaydı biz de birçok ülke gibi medikal tekstil ürünlerine ilişkin büyük problemlerle karşılaşacaktık. Pandeminin bir diğer sonucu ise ithalatın artık tek bir ülkeye bağımlı hale getirilmemesi gerektiği yönünde oldu. Birçok ülkenin pandemi sonrası siparişlerini Çin’den Türkiye’ye yönlendireceği yönünde olumlu haberler almıştık. Çin’e alternatif olarak piyasaların açılmasıyla birlikte Türkiye, güçlü tekstil ve hazır giyim altyapısı ile küresel ticarette fark yaratacaktır.
Röportaj: Tekstil Teknoloji Dergisi





