Vefa Örme Kumaşçılık, İplik Sektörüne de El Atacak
Aylık 1500 ton kumaş üretim kapasitesine sahip olan Vefa Örme Kumaşçılık, tekstil sektöründe faaliyet gösteren firmaların, lojistik partneri olarak çalışmalarına devam ediyor.
2004 yılında aile şirketi olarak kurulan Vefa Örme Kumaşçılık, kuruluşunun ilk yıllarında bünyesinde bulunan 26 makine ile birçok büyük firmaya fason üretimler gerçekleştiriyordu. Sonrasında ise bir iplik firmasına yönelik üretimler yaparak örme kumaş satış serüvenine de başladı. Şu an, interlok ve süprem olmak üzere iki branşta çalışmalar yapan firmanın, ribana branşına da yöneltilmesi planlanıyor.
Firmanın üretim kapasitesi, çalışmaları ve örme sektörünün sorunları hakkında, Vefa Örme Kumaşçılık Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Demir ile Tekstil Teknoloji Dergisi olarak bir röportaj gerçekleştirdik. Sayın Demir, firmanın gelecek projelerinden bahsederek Vefa Örme Kumaşçılık’ın bu yıl, Akçaburgaz / Hadımköy’de daha büyük bir alana taşınacaklarının bilgisini verdi. Ayrıca önümüzdeki beş yıl içerisinde bir iplik fabrikası kurma projeleri olduğundan bahsetti.
Fabrikanızın günlük kapasitesi nedir? Üretimlerinizin tedarik süreci nasıl ilerliyor?
Şu an fabrikamızda 250 kişi çalışıyor. 86 adet makine kapasitesiyle günde 50 ton, ayda 1500 ton ürün üretiyoruz. Kumaşı ham olarak ürettikten sonra boyahanelere sevk ediyoruz. Sonrasında boyahaneler, kumaşları boyayıp müşterilerimize ulaştırıyor. Müşterilerimiz de kumaşları imalatçılara satıyor. Şuan tüm Zeytinburnu ve birkaç tane ihracat yapan müşterimizin, lojistik partneri konumundayız.
Makine yatırımları yaparken nelere dikkat ediyorsunuz?
Fabrikamızda, tümüyle İtalyan menşeli makineler yer alıyor. Müşterilerimize, her zaman aynı kalitede ürünü vermek istediğimiz için makinelerimizin hepsinin tek tip olmasına dikkat ediyoruz. Makinelerimizde yeni bir teknoloji olursa yatırım yapmayı düşünebiliriz. Kontrolü ve sistemi daha geniş bir yelpazeye oturttuğumuz takdirde yatırımlarımız devam edecek.
Müşteri taleplerini nasıl değerlendiriyorsunuz? En çok hangi ülkelere ihracat yapıyorsunuz?
Şu an da müşteri taleplerine yetişemiyoruz, diyebilirim. Çalıştığımız firmalar yurt içinde bulunduğundan dolayı genellikle iç piyasa ağırlıklı çalışıyoruz. Böylece ürünlerimiz, endirekt olarak ihraç ediliyor. Bunun birçoğu Orta Doğu ağırlıklı ihracat oluyor. Ayrıca Polonya ve Rusya’ya da ihracatımızı artırmayı hedefliyoruz.
Ar-Ge’ye yönelik çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?
Kumaş Ar-Ge’mizde yazlık ve kışlık olarak çalışıyoruz. Temmuz ayına kadar yazlık kumaş üzerine çalışmalar yaptıktan sonra, ekim ayına kadar kışlık kumaş çalışmaları yapıyoruz. Şu an da yazlık kumaş siparişlerimizi aldık ve önümüzde iki buçuk aylık bir dolulukla ilerliyoruz. Kendi içimizde iplik oranlarıyla oynayarak farklı çalışmalar yaptığımız gibi müşteri taleplerine yönelik de çalışmalar gerçekleştiriyoruz.
Tekstildeki atıklar ve geri dönüşüm çalışmaları açısından firma olarak neler yapıyorsunuz?
Bacasız bir sanayi olduğumuz için atığımız az oluyor. Ayrıca örme sektörü sanayiler içerisinde diğerlerine göre daha temiz olduğundan çevreyi kirletme olasılığımız bulunmuyor. Defolu kumaşları ise geri dönüşüm sayesinde iplik olarak yeniden kullanıyoruz.
Size göre örme sektöründe ne gibi sıkıntılar bulunuyor?
Sistemine uyulmadığında örgü kolay bir iş değildir. Çünkü her bir makine, ayrı bir müşteriye çalışıyor. Bunun sıkı bir şekilde takip edilmesi gerekiyor. Bir bobinin yanlış takılması ürünün, yaklaşık 800 kilogram sakat olması anlamına geliyor.
Üretim bakımından değerlendirdiğimizde daha çok kat etmemiz gereken yola ve personele ihtiyacımız olduğunu görüyoruz. Önce insana dayalı eğitimi tamamlamış ve geliştirmiş olmalıyız. Tekstil sektöründeki makinelerde çalışacak elemanın, makine eğitimini alması gerekiyor. Örme Sanayicileri Derneği (ÖRSAD) Yöneyim Kurulu Başkanı Sayın Fikri Kurt eğitime yönelik çok önemli çalışmalar yapıyor. Biz de bu konuda ÖRSAD üyesi olarak elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Mesai arkadaşlarımıza, makine eğitimini uygulamalı bir şekilde kendimiz veriyoruz. Eğitimsiz, vasıfsız bir insan, ülkesine sadece zarar verir. Tekstil sektöründe önce sistemi oturtup onun üzerine inşa ettiğimiz binayı yükseltmemiz gerekiyor. Sektörde birleşemiyor oluşumuz, en büyük problemlerimizden birini oluşturuyor. Firmaların ayrı kollara bölünmesi sektörü, güç kaybına uğratmakla beraber rekabet de oluşturuyor. Bu da ister istemez fiyat politikasını öne getiriyor.
Firma olarak geleceğe yönelik projeleriniz nelerdir?
Önümüzdeki beş yıl içerisinde Çerkezköy’de bir iplik fabrikası kurmayı düşünüyoruz. Üretimimiz fazla olduğundan ve fabrikaların cevap veremiyor ya da bağımlı kalmak istemiyor oluşundan iplik tedarikimiz zor oluyor. Bunun da alt zeminini hazırlama gerekçesiyle iplik fabrikası kurma hedefimiz bulunuyor.
Röportaj: Kübra KARACA






