“Performans Odaklı Markalar, Laboratuvar Kısayolları Yerine Gerçek Kullanımdaki İddialarını Savunmalı”
Röportaj: Tuğba Karademir
Tekstil test teknolojileri; sürdürülebilirlik mevzuatı, artan kalite beklentileri ve ürünlerin gerçek kullanım koşullarındaki performansının daha doğru ölçülmesine yönelik ihtiyaçlarla dönüşüm geçiriyor. James Heal, otomasyon, görüntü tabanlı analiz ve çok koşullu test teknolojilerinin bu dönüşümde giderek daha önemli bir rol üstlendiğine dikkat çekiyor.
Tekstil sektöründe kalite ve performans beklentilerinin yükselmesi, test ve kalite güvence süreçlerinin de yeniden şekillenmesini beraberinde getiriyor. Sürdürülebilirlik düzenlemeleri, marka düzeyindeki uygunluk gereklilikleri ve ürünlerin farklı kullanım koşullarındaki performansının kanıtlanmasına yönelik ihtiyaç, laboratuvarları yalnızca standartlara uygun sonuç üretmenin ötesine taşıyor. Bu dönüşümle birlikte otomasyon, görüntü tabanlı ölçüm ve yaş-kuru gibi farklı koşullarda gerçekleştirilen testler öne çıkıyor.
Tekstil test ve kalite güvence alanında 150 yılı aşkın deneyime sahip James Heal, bu değişime yeni nesil test teknolojileriyle yanıt veriyor. WickView ile nem hareketinin daha kapsamlı biçimde görüntülenmesini, Martindale Motion ile aşınma testlerinin otomatikleştirilmesini ve AquAbrasion ile gerçek kullanım koşullarına daha yakın yaş aşınma testlerinin gerçekleştirilmesini sağlayan şirket, aynı zamanda lif dökülmesi ve mikrofiber salımı gibi giderek önem kazanan alanlarda da çözümler geliştiriyor. James Heal Ticari İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı, tekstil test teknolojilerindeki mevcut dönüşümü, yeni ürünlerin sunduğu olanakları ve 2027 sonrasında sektörün ihtiyaçlarını değerlendiriyor.
2026 yılında küresel tekstil endüstrisini ve özellikle tekstil testleri ile kalite güvence pazarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Üreticilerin ve markaların test gerekliliklerinde gözlemlediğiniz başlıca değişiklikler neler?
Pazar, ham talepteki büyümeden ziyade düzenlemeler tarafından yeniden şekillendiriliyor. Sürdürülebilirlik mevzuatı, nem ve dayanıklılık standartları ile marka düzeyindeki uygunluk gereklilikleri, test hacmini moda döngülerinden daha fazla yönlendiriyor. Ayrıca coğrafi bir değişim de görüyoruz: Üretim ve test talebi, gümrük tarifeleri ve ticaret politikalarındaki değişikliklerle birlikte hareket ediyor. Bu da laboratuvarların artık yalnızca tek bir ulusal standardı karşılamak yerine, daha önce olduğundan daha fazla yargı alanında uygunluğu kanıtlamasını gerektiriyor.
“Sürdürülebilirlik Testleri Laboratuvarların Temel Gerekliliği Hâline Geliyor”
Tekstil üreticileri; daha yüksek ürün kalitesi, dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve performans konusunda giderek artan taleplerle karşı karşıya. Bu değişen beklentiler tekstil test teknolojilerinin geliştirilmesini nasıl etkiliyor?
Sürdürülebilirlik testleri, niş bir talep olmaktan çıkarak laboratuvarların temel gerekliliklerinden biri hâline geldi. En güçlü büyümeyi nem yönetimi, yaş ve dinamik aşınma ile lif dökülmesinin ölçümü alanlarında görüyoruz. Bunların tümü, markaların basit bir geçer/geçmez sonucundan ziyade tekrarlanabilir, görüntü tabanlı veya gravimetrik verilere ihtiyaç duyduğu alanlar. Alıcılar giderek yalnızca bir sertifika üzerinde bir sayı üreten değil, paylaşılabilir ve video ile desteklenen kanıtlar sağlayan cihazlar istiyor.
James Heal, yakın zamanda WickView, Martindale Motion ve AquAbrasion gibi teknolojilerle ürün portföyünü genişletti. Bu yeni çözümlerin temel özellikleri nelerdir?
Her biri, geleneksel yöntemlerin kapatamadığı bir boşluğu ele alıyor. WickView, özellikle koyu renkli veya desenli kumaşlarda, temel zaman ve mesafe esaslı kılcallık ölçümünün yerine çok yönlü görüntüleme sistemini getiriyor. Martindale Motion, 80 yıllık aşınma platformumuzu otomatik hâle getirerek, testlerin gözetim gerektirmeden ve gece boyunca büyük ölçekte gerçekleştirilmesini sağlıyor. Türünün ilk örneği olan AquAbrasion ise basit ancak gözden kaçırılmış bir soruya yanıt veriyor: Bir giysi yağmur altında giyiliyorsa, neden kuru olarak test edilsin?
WickView ile Nem Yönetimi Testlerinde Görüntü Tabanlı Yaklaşım
WickView, hem dikey hem de yatay nem yönetimi testlerini destekliyor ve AATCC ile iş birliği içinde geliştirilen yeni AATCC TM217-2025 test yöntemi temel alınarak tasarlandı. Bu yeni yaklaşım, nem yönetimi testlerinin doğruluğunu ve gerçek yaşamla ilişkisini nasıl geliştiriyor?
Eski yöntemler, kılcallık hareketini temel olarak mesafe ve zaman üzerinden ölçüyordu. AATCC tarafından James Heal/PPT Group ile istişare hâlinde geliştirilen TM217-2025 ise çift kameralı görüntüleme kullanarak nemi tüm yönlerde ve kumaşın her iki yüzünde takip ediyor; şekli, hızı ve gerçek ıslanan alanı kaydediyor. Bu da markalara, bir giysinin gerçek kullanım sırasında ter veya yağmura karşı nasıl performans gösterdiğine ilişkin çok daha gerçekçi bir değerlendirme sunuyor; yalnızca basitleştirilmiş bir laboratuvar simülasyonuna dayanmıyor.
Dayanıklılık ve aşınma direnci; performans giysileri, outdoor giyim, teknik tekstiller ve diğer zorlu uygulamalar için giderek daha önemli hâle geliyor. Martindale ürün grubu bu yeni gereklilikleri karşılamak üzere nasıl gelişiyor?
Martindale Motion, doğrudan orijinal 1609 platformumuz üzerine inşa edildi, ancak sistemi otomatik hâle getiriyor: Dokuz bağımsız olarak kaldırılabilen test kafası, önceden belirlenmiş desenler ve gözetim gerektirmeden gece boyunca çalışma imkânı sunuyor. Buna karşılık, geleneksel test cihazları hâlâ manuel olarak ve her seferinde tek bir istasyonda çalıştırılmayı gerektiriyor. AquAbrasion ile birlikte kullanıldığında, ürün grubu artık hem kuru hem de yaş koşullardaki aşınmayı kapsıyor. Bu da teknik ve outdoor giyim sektörlerinin giderek daha fazla yan yana ihtiyaç duyduğu bir kapsam.
James Heal, lif dökülmesi ve mikrofiber salımı testlerine yönelik artan ihtiyacı nasıl karşılıyor?
Başlangıçta renk haslığı cihazı olarak geliştirilen GyroWash’ımız, artık bu alandaki birçok önemli standardın temelinde kullanılan tercih edilen ekipman konumunda; bunlar arasında Microfibre Consortium’un test yöntemi, ISO 4484-1 ve AATCC TM212 yer alıyor. Ayrıca Under Armour da dâhil olmak üzere markalarla doğrudan iş birliği yaparak kendi lif dökülmesi yöntemlerini pazara sunmalarına yardımcı olduk. Standardizasyon burada önem taşıyor; çünkü markaların yalnızca kendi bünyelerinde tutarlı olan değil, tedarikçiler ve bölgeler arasında karşılaştırılabilir sonuçlara da ihtiyacı var.
Test Teknolojilerinin Geleceğinde Görüntüleme ve Çok Koşullu Testler Yer Alacak
Önümüzdeki yıllarda hangi test teknolojilerinin ve uygulamaların özellikle önemli hâle geleceğini düşünüyorsunuz?
Görüntü tabanlı ve çok koşullu testler; yaş ve kuru, sıcak ve soğuk koşullar, basit geçer/geçmez yöntemlerinin yerini almaya devam edecek. Bunun nedeni, performans odaklı markaların laboratuvar kısayollarını değil, gerçek kullanım koşullarındaki iddialarını savunmak zorunda kalmaları. Biz de ürün geliştirme yol haritamızı bunun etrafında oluşturuyoruz: Otomasyonu daha zengin ve paylaşılabilir verilerle birleştiren çözümler geliştiriyoruz. Böylece tek bir test, bir markanın kamuoyu önünde arkasında durabileceği kanıtlar üretiyor.
Son olarak, 2027 ve sonrasında tekstil test teknolojilerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Türkiye’deki tekstil üreticilerinin test ve kalite kontrol ihtiyaçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ürün grubumuz genelinde otomatikleştirilmiş, görüntü tabanlı cihazlara ve düzenlemelerin daha da sıkılaşmasıyla birlikte sürdürülebilirlikle bağlantılı testlere yönelik yatırımların devam etmesini bekliyoruz. Türkiye, küresel hazır giyim markaları için kritik bir üretim merkezi olmaya devam ediyor ve küresel ölçekte gördüğümüz aynı baskılar — marka düzeyindeki sürdürülebilirlik taahhütleriyle bağlantılı nem, dayanıklılık ve lif dökülmesine ilişkin uygunluk gereklilikleri — uluslararası pazarlara tedarik sağlayan Türk üreticiler için de doğrudan geçerli.





