“Piyasada Kıray’ın Yaş Kesme Makinelerinin Performansına Yaklaşan Başka Bir Ürün Yok”
Röportaj: Dilek Hayıırlı
Dünya markası Adidas ve LC Waikiki’ye çalışan ve günlük 25 ton kumaş üretim kapasitesi olan Beybo Boya firması, zorlu piyasa koşullarına rağmen yatırım yapmaktan vazgeçmiyor. Firma, yerli üretime ve teknolojik dönüşüme odaklanarak verimlilikte büyük kazanımlar elde etti.
Beybo Boya San. ve Tic. A.Ş., Yönetim Kurulu Başkanı Kâmil Akkanat’ın abisi Ali Akkanat tarafından 1983 yılında Merter’de küçük bir konfeksiyon atölyesi olarak kuruldu. 1996 yılında İstanbul Esenyurt’taki merkez ofisine taşındı, ardında grup şirketleri Akkanat Holding çatısı altında bir araya getirildi. Beybo’nun boyahanesi ise 1987 yılında Çorlu’da kuruldu. Beybo Boya bugün; İstanbul, Çorlu ve Konya Seydişehir olmak üzere üç farklı lokasyonda entegre bir tesis olarak faaliyet gösteriyor. İstanbul merkezinde yönetim, muhasebe ve modelhane birimleri yer alırken; Çorlu’da iplik üretimi, örme, boyahane, iplik ve elyaf boyama, kesimhane gibi üretim tesisleri bulunuyor. Konfeksiyon, parça baskı ve nakış işlemleri ise Konya’daki tesiste gerçekleştiriliyor. Çorlu’daki toplam 70 bin metrekarelik alan üzerine kurulu tesisinde 250 çalışanı ile günlük 25 ton kumaş boyama yapan Beybo Boya, sadece iki firmaya çalışıyor. Bunlardan biri dünya markası Adidas, diğeri de LC Waikiki.
Tesislerindeki tüm proseslerde çoğunlukla yerli makineleri tercih eden Beybo Boya’nın Fabrika Müdürü Metin Coşar ile Tekstil Teknoloji dergimiz için bir röportaj gerçekleştirdik. Terbiye prosesinde Kıray Makina firmasına ait, yaş kesme, ön yıkama ve kontinü halat yıkama makinelerini tercih ettiklerini söyleyen Coşar, verimlilik, enerji, su tasarruf, maliyet ve sürdürülebilirlik gibi pek çok açıdan avantaj sağladıklarını belirtti.
Üretim hattınızda ağırlıklı olarak hangi ürün gruplarına odaklanıyorsunuz?
Beybo olarak örgü boyahanesi alanında faaliyet gösteriyoruz ve günlük 25 ton kumaş boyama kapasitesine sahibiz. Ağırlıklı olarak süprem, iki iplik ve üç iplik kumaşlarla çalışıyor; T-shirt, sweatshirt, tayt ve eşofman altı gibi ürünler üretiyoruz. Genellikle kadın ve çocuk giyimine yönelik üretim yapıyoruz. Tesisimizdeki iplik boyama bölümümüz ise 5 ton kapasiteye sahip, ancak ağırlıklı olarak kendi üretimimize yönelik çalıştığımız için günlük ortalama 1 tonluk bir üretim gerçekleştiriyoruz.
Beybo Boya’nın mevcut makine parkurunu bizimle paylaşır mısınız?
Beybo ilk kurulduğunda tüm proseslerdeki boyama, ram ve sanfor gibi makinelerimizin çoğunluğu ithaldi. Tabi o zamanlar yerli üretici de çok olmadığından ithal tercih etmek zorundaydık. Yerli üreticiler kendilerini geliştirmeye başlayınca, Yönetim Kurulu Başkanımız Kâmil Akkanat ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcımız Ömer Akkanat’ın vizyonuyla yerli makineleri tercih etmeye başladık. Tesisimizde 3 adet otomatik ve kendinden dikişli mal açma, 19 adet boyama, 6 adet iplik boyama, 1 adet kurutma, 2 adet yaş kesme, 1 adet kontinü halat yıkama, 4 adet ram, 3 adet sanfor, 2 adet şardon, 1 adet tıraş, 1 adet fırça, 1 adet ram önü yıkama makinemiz yer alıyor.
“Yatırımlarımızın Odağında Müşteri Memnuniyeti ve Kalite Var”
Bu parkurun üretim kapasitenize, ürün çeşitliliğinize ve kalite standartlarınıza nasıl katkı sağladığını düşünüyorsunuz?”
Tekstilde özellikle boyama süreçlerinde en büyük sorunlardan biri kazan farklarıdır. Örneğin, 5 tonluk bir siparişi 500 kiloluk makinelerde 10 partide boyarsanız, her partide renk tutturmak zorlaşır ve bu da kaliteyi etkiler. Aldığımız siparişlerin genellikle büyük partiler halinde olması nedeniyle üretim sürecimizi yeniden yapılandırdık ve makine parkurumuzu büyüttük. İki adet 1750 kg’lık, iki adet 1000 kg’lık ve bir adet 1250 kg’lık makine alarak üretimimizin merkezine yüksek kapasiteli makineleri yerleştirdik. Böylece 5 tonluk bir siparişi sadece iki partide tamamlayabiliyoruz. Bu da kazan farklarını minimuma indirerek renk tutarlılığını ve kaliteyi artırıyor. Sanfor bölümümüzde de benzer bir adım attık ve Türkiye’de ilk kez 3 keçeli Sanfor makinesi kullanmaya başladık. Bu sayede kumaşın tuşesi belirgin şekilde iyileşti. Tüm bu yatırımlarımızın odağında ise müşteri memnuniyeti ve kalite yer alıyor.
Beybo Boya olarak üretiminizde özellikle önem verdiğiniz kriterler nelerdir?
Beybo Boya olarak üretimimizin merkezinde daima kalite yer alıyor. Bu konuda tavizsiz ve disiplinli bir yaklaşım benimsiyoruz. Kalite kontrol birimimiz, doğrudan fabrika müdürlüğüne bağlı olarak çalışıyor ve onay vermediği hiçbir ürün sevkiyata çıkmıyor, gerekirse ürün yeniden işleme alınıyor. Ayrıca Adidas ve LC Waikiki gibi global markaların akredite kalite kontrol laboratuvarı konumundayız. Bizim tarafımızdan yapılan testler, söz konusu markalar tarafından yeniden teste tabi tutulmuyor.
Kıray Makina ile iş birliğinizin başlangıç süreci hakkında bilgi verebilir misiniz?
Kıray Makina ile iş birliğimiz, Yönetim Kurulu Başkanı Samet Kıray’ın sensör ve otomasyon işleriyle ilgilendiği dönemlere, yani yaklaşık 15 yıl öncesine dayanıyor. Samet Bey’in çalışkanlığı, azmi ve sürekli kendini geliştirmesi bu iş birliğinde etkili oldu. İlk etapta RAM girişlerindeki beşik tipi merkezleme ünitelerini Kıray’ın çıtalı kumaş merkezleme sistemleriyle değiştirdik ve sonuçlardan çok memnun kaldık. Zamanla tüm kumaş merkezleme ünitelerimizi Kıray ile yeniledik. Sonrasında yaş kesme makineleri gündeme geldi. Açık söylemek gerekirse, piyasada Kıray’ın yaş kesme makinelerinin performansına yaklaşan başka bir makine yok. 120 m/dk hızla, tansiyon kontrollü kesim yapabilen başka bir makine tanımıyoruz. Kumaşın gerginlik olmadan işlenmesi, çekmezlik ve gramaj gibi açılardan büyük avantaj sağladı. Operasyonel kolaylık da cabası: Tam otomasyonlu sistem sayesinde operatör yalnızca kumaşı besliyor ve sonunda kumaşı çıkarıyor — başka bir müdahale gerekmiyor.
“1 kg Kumaş İçin 45–50 Litre Su Kullanılırken Bu Miktarı 8 Litreye Kadar Düşürdük”
Rekabet gücünüzü ve kalite seviyenizi koruyabilmek için makine ve teknoloji yatırımlarında en çok nelere dikkat ediyorsunuz? Sürdürülebilirlik, verimlilik, enerji tasarrufu, dayanıklılık ve fiyat gibi kriterler karar süreçlerinizde nasıl rol oynuyor?
Türkiye’de enerji maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle, makine yatırımlarımızda verimlilik, enerji tasarrufu ve sürdürülebilirlik en öncelikli kriterlerimiz arasında yer alıyor. Örneğin, klasik kazan yıkamada 1 kg kumaş için 45–50 litre su kullanılırken, Kıray Makina ile geliştirdiğimiz kontinü halat yıkama sistemi sayesinde bu miktarı 8 litreye kadar düşürdük. Böylece su, enerji ve kimyasal tüketiminde ciddi tasarruf sağladık. Ram önü yıkama makineleriyle kumaş üzerindeki yağ ve elyafı önceden temizleyerek emisyonları azaltıyor, makine temizlik sürelerini uzatıyoruz. Bu da hem çevresel fayda sağlıyor hem de verimliliği artırıyor.
Ayrıca LED aydınlatma ve invertörlü motorlar gibi enerji verimliliği sağlayan sistemleri de yıllar içinde devreye aldık. Fiyat da elbette önemli, ancak tek başına belirleyici değil. Burada asıl dikkate alınması gereken, makinenin birim maliyeti ve sağladığı katma değerdir. Daha yüksek hızlı ve verimli bir makine, ilk yatırım maliyeti yüksek olsa da uzun vadede çok daha ekonomik olabilir. Kıray’ın makineleri fiyat-performans açısından da çok başarılı. Yıllarca ithal makinelerle döviz kaybı yaşadık, ancak bugün yerli makinelerle aynı hatta daha iyi kaliteyi elde ettiğimizi rahatlıkla söyleyebiliriz. Dayanıklılık da kritik bir unsur. Özellikle sulu proseslerde kullanılan makinelerde paslanmaz çelik kalitesi büyük önem taşıyor. Kıray Makina’nın bu konuda gösterdiği özen, saç kalınlıkları, paslanmaz çelik kalitesi ve hatta rulmanların dahi paslanmaz olması, makinelerin uzun ömürlü ve güvenilir olmasını sağlıyor.
Terbiye proseslerinde karşılaşılan başlıca zorluklar nelerdir? Bu zorlukların giderilmesinde Kıray Makina’nın sunduğu çözümlerin avantajlarından bahsedebilir misiniz?
Kıray Makina ile çalışmadan önce terbiye proseslerinde en çok zorlandığımız noktalardan biri, yaş kesme aşamasında yaşanan boy çekmezlikleriydi. Mevcut makinelerde bu gerdirme etkisi kaçınılmazdı ve biz de farkında olmadan bu sorunla sürekli mücadele ediyorduk. Kıray’ın sunduğu load cell’li sistemlerle kumaşı gerdirmeden işlemek mümkün hale geldi. Bu sayede kumaş, ram hattına çok daha kontrollü ve dengeli bir şekilde giriyor. Bu da çekmezlik problemlerini büyük ölçüde ortadan kaldırdı ve ramda daha stabil bir çalışma sağladı.
Bir diğer önemli konu ise yaş kesme hatlarındaki enzim banyolarında ortaya çıkan elyaf ve boya kalıntılarıydı. Kıray’ın sisteminde bu kalıntılar enzim teknesinde filtrelenip toplanabiliyor. Böylece ölü elyaf ve ölü boya daha sonraki proseslere taşınmıyor. Bu da kumaşın finish aşamasında çok daha temiz olmasını sağladı. Aynı zamanda ram makinelerimizin temizlik periyotlarının uzadığını, filtrelerin tıkanmadığını ve genel bakım ihtiyacının azaldığını gözlemledik. Tekstilde bir proseste yapılan iyileştirme, zincirleme şekilde diğer aşamaları da etkiliyor. Bu etkileri en net şekilde konfeksiyon aşamasında görebiliyoruz. Örneğin, temizlenmemiş kumaşın neden olduğu toz, dikiş makinelerinde çalışan personeli doğrudan etkileyebiliyor. Yani yaş kesme hattında yapılan doğru bir iyileştirme, en son aşamadaki çalışan sağlığına kadar pozitif etkiler yaratabiliyor. Kıray Makina ile bu farkı net şekilde hissettik.
Kıray, satın aldığınız makinelerle ilgili sizlerin taleplerine cevap verecek güncellemeler yapıyor mu?
Evet, artık Kıray’la aramızda gerçek bir iş ortaklığı oluştu. Biz ihtiyaçlarımızı net bir şekilde ifade ediyoruz, onlar da bu talepleri gerçekten dinliyor ve anlıyor. Bazen biz “Şurayı şöyle değiştirsek daha iyi olur” diyoruz, bazen de onlar bize öneriler sunuyor. Örneğin, bir makineye ekstra bir silindir eklemeyi önerdiler ve gerçekten faydasını gördük. Birlikte geliştirdiğimiz projelerde oldu. Örneğin, ram önü yıkama makinesi bu ortak çalışmanın bir ürünü. Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın ram makinelerine filtre zorunluluğu getirmesi üzerine, Beybo olarak farklı bir yaklaşım benimsedik. Kıray Makina ile iş birliği yaparak kirleticileri bacadan sonra değil, ramdan önce yakalamayı hedefleyen bir “ram önü yıkama makinesi” geliştirdik. Bu sistemde kumaş fikseye girmeden önce üzerindeki yağ ve elyaf temizleniyor; böylece baca emisyonları ciddi oranda azalıyor, hatta duman çıkışı bile görülmüyor.
Proje, yalnızca çevresel fayda değil, üretim açısından da önemli kazanımlar sağladı: Bacalarda ve eleklerde kirlenme azaldı, temizlik periyotları uzadı, kimyasal kullanımı azaldı. Kumaş temiz girdiği için ram hızı arttı, son ürün kalitesi iyileşti ve %30 oranında enerji tasarrufu sağladık. Çevre İl Müdürlüğü başlangıçta bu çözüme temkinli yaklaşsa da İTÜ’den alınan teknik raporlar ve yerinde yapılan ölçümler sonucunda ikna oldu. Bu sayede mahalle çevre kurul kararı değiştirilerek ram önü yıkama sistemi resmî olarak filtre alternatifi olarak kabul edildi.
Ram önü yıkama makinesinden elde ettiğimiz başarılı sonuçların ardından, benzer bir yaklaşımı boyahaneye taşımak istedik. Hedefimiz, kazanda yapılan işlemleri daha verimli bir hale getirmekti. Bu noktada Kıray Makina ile “halat tipi kontinü yıkama” sistemi geliştirdik. Başta açık en düşünsek de Samet Bey’in yönlendirmesiyle halat sistemine geçtik. Böylece boyahaneden çıkan kumaş, direkt olarak halat yıkama hattına giriyor, ardından senkronize şekilde yaş kesme hattına geçiyor. Sistem tam otomasyonlu çalışıyor; tek operatör yeterli oluyor. Sonuç olarak: zaman kazancı sağlandı, şarj süreleri kısaldı, su, enerji ve kimyasal tüketimi ciddi oranda azaldı, operasyonel verimlilik arttı.
Sürdürülebilirlik, çevre bilinci ve kalite yönetimi konularında hangi belge ve sertifikalarınız bulunuyor?
Kalite, çevre ve enerji yönetimi bizim için vazgeçilmez öncelikler arasında. 2050 yılına kadar sıfır karbon hedefini destekliyor, bu doğrultuda somut adımlar atmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda uzun yıllardır sahip olduğumuz ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi belgemize ek olarak, ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi ve ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi belgelerine de sahibiz. Sürekli olarak kendimizi güncelliyor, verimliliğimizi artıracak teknolojilere yatırım yapıyoruz. Karbon ayak izimizi azaltmak için çeşitli çalışmalar yürütüyor, yenilenebilir enerji kaynaklarını daha fazla kullanmaya özen gösteriyoruz. Araç filomuzu da bu doğrultuda dönüştürüyoruz; şu anda 7 elektrikli aracımız var ve zamanla tamamını elektrikliye çevirmeyi planlıyoruz.
“Yerli Üreticilere Şans Verdik ve Karşılığını Fazlasıyla Aldık”
Tekstil sektörü olarak zor bir dönemden geçiyoruz. Ancak siz bu süreçte yatırım yapmaya devam ettiğinizi söylediniz. Bu yaklaşımınızın arkasındaki motivasyon nedir?
Evet, sektör zorlu bir dönemden geçiyor, ancak biz bu süreçte yatırımdan vazgeçmedik. Çünkü hâlâ bu sektöre inanıyoruz. Üretim ve yatırımların devam etmesi gerektiğine inanarak 2025 Ocak ayında Kıray’ın halat yıkama makinesini devreye aldık. Mevcut makinelerimizle üretim sürdürülebilirdi, ancak bu yatırımı verimlilik, sürdürülebilirlik ve tasarruf için yaptık. Yeni makine sayesinde su ve enerji tüketiminde önemli tasarruf sağladık, üç vardiyalık işi artık iki vardiyada yapabiliyoruz. Yatırımlarımız sürecek çünkü firmalar da yaşayan organizmalar gibi; gelişmek ve dönüşmek zorunda. Teknolojiye ayak uydurmayan firmaların ayakta kalması mümkün değil. Bu bilinçle hareket ediyor, mümkün olduğunca yerli makineleri tercih ediyoruz. Yerli üreticilere şans verdik ve karşılığını da aldık. Umarım tüm sanayiciler aynı vizyonla hareket eder.





