Tekstil İşçisi Kadınların, Tüm Dünya Kadınlarına Armağanı: 8 Mart Dünya Kadınlar Günü
Haber/Röportaj: Özge Çağıl Sütcü
Dünyanın hemen her yerinde kutlanan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün ortaya çıkışı, tam 167 yıl önce yaşanan trajik bir olaya dayanıyor. Olayın kahramanları ise; Amerika’da çalıştıkları dokuma fabrikasında hakları için grev başlatan ve bunun sonucunda da yanarak ölen 129 kadın işçi…

Tarihler, 8 Mart 1857’yi gösterdiğinde Amerika Birleşik Devletleri’nin New York kentinde, bir dokuma fabrikasında çalışan kadın işçiler greve başladı. Kentteki 40 bin kadın işçinin destek verdiği bu grevin amacı; kadın işçilerin daha iyi çalışma koşullarına sahip olmak istemeleriydi. Kadın işçilerin, polisler tarafından grev yapılan fabrikaya kilitlenmesi ve o sırada neden kaynaklandığı bilinmeyen bir yangın çıkması sonucu içeride mahsur kalan 129 kadın işçi yanarak can verdi. İşçilerin cenaze törenine on binlerce kişinin katılmasıyla toplumsal bir hareket başlamış oldu. İşçi kadınların anısına 8 Mart’ın ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ olarak resmi bir şekilde anılması ise ancak 54 yıl sonra olabildi.
Peki her yıl 8 Mart’ta anılan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gün olan Dünya Emekçi Kadınlar Günü nasıl resmileşti? 8 Mart’ın kitlelerce benimsenmesinin sağlamış olduğu farkındalık, 1977 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 8 Mart gününün ‘Dünya Kadınlar Günü’ olarak tanımasıyla resmiyet kazandı.

Ülkemizde ise kadın hareketlerinin tarihi Cumhuriyet öncesine uzanıyor, 8 Mart’ın Türkiye’de ilk kez kutlanması da 1921’ye dayanıyor. 1975 yılından sonra kitlesel kutlamalar başlasa da 12 Eylül Darbesi ile ara verilen bu kutlamalar, 1984’ten bu yana Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde devam ediyor.
Tekstil Teknoloji dergisi olarak tekstil sektörü için anlamı büyük olan bu önemli günde tekstil sektörünün kadın yöneticileriyle özel röportajlar gerçekleştirdik. Sektörde kadın olarak var olmanın zorluklarından, çalışma koşullarına, kadın haklarından istihdama birçok konuyu konuştuğumuz kadın yöneticilerin ortak düşüncesi; sektörde kadın istihdamının artması ve erkeklerle eşit haklara sahip olunması.
Biz de Tekstil Teknoloji dergisi olarak; tüm dünyada kadınların daha özgür çalışma koşullarına sahip olmasını, cinsiyetinden ötürü dışlanmamasını ve en önemlisi yaşamaya değer görülmesini temenni ediyoruz…
“Yeri Geldi Makinede Parça Bağladım, Yeri Geldi Montaj Yaptım”

Asil Makina Genel Müdürü Sevda Kılıçkıran: “Babam sadece finans ve dış ticaret işlerine bakmamı istese de ben iş yeri ile alakalı her detayı öğrenmeye çalıştım. Üretim, yönetim, dış ticaret, pazarlama ile alakalı birçok eğitime katıldım. Yeri geldi makinede parça bağladım, yeri geldi montaj yaptım.”
Geçmişten günümüze kadın işçilerin çalışma koşulları ne tür değişikliklere uğradı, değerlendirebilir misiniz?
Geçmiş zamanlarda kadınlarımızın çalışma hayatına katılmasındaki öncelikli sebep, ailelerine ek gelir getirmekti. Günümüzde ise eğitim düzeyleri arttıkça ekonomik katkıda bulunmanın yanı sıra meslek sahibi olma, geleceğini güvence altına alma, kendini gerçekleştirme gibi sebeplerle çalışma hayatında daha fazla kadın çalışan bulunuyor. Kadının yaratılışı itibariyle fiziksel olarak narin bir yapıya sahip olması, analık ve doğurganlık gibi özelliklere sahip bulunmasından dolayı, kadının erkeklerden farklı olarak iş yaşamında ayrıcalıklara sahip olması gerekiyor. Pek çok ülkede kadın erkek eşitliği sebebi ile özellikle kadının fiziksel üstünlüğünün olmaması göz ardı edilse de bizim ülkemizde kadının analığı ve doğurganlığına ilişkin yasalarla kadınları koruyucu tedbirler alınması çok güzel.
Tekstil makine sektöründe hala yeterince kadın yönetici göremiyoruz ne yazık ki. Sizin makine sektöründeki kariyer yolculuğunuz nasıl başladı? Kadın yönetici olarak yaşadığınız zorluklar var mı?
Makine üretim sektöründe bildiğiniz üzere hem mavi yaka hem beyaz yaka kadın çalışan sayısı çok az. Yönetici sayısı ise oldukça az. Benim işe başlamam aslında aile şirketinde işe başlamamla gerçekleşti. Babam okul bittikten sonra kendisi ile çalışmaya başlamamı, ürünlerimizi yurt dışı pazarlarında tanıtmamı istedi. Ben, öğrenimimi İşletme ve Uluslararası İşletmecilik üzerine tamamladım. 2009 yılında işe başladım. İlk beş altı yılım, ihracatlar yaparak üretim ve idareciliği öğrenerek geçti. Ancak 2015 yılından sonra işe daha hâkim olmaya, tam anlamıyla hem üretim hem idari anlamda iş yerine yetebilmeye ve yurt dışı pazarlarda sürekli müşteriler edinmeye başladım.
Firmada çalışmamı babam ne kadar çok istese de benim sadece muhasebe, finans, dış ticaret işlerine bakmamı, bu konularda gelişmemi istiyordu. Ama ben iş yeri ile alakalı her detayı öğrenmeye çalıştım. SRC belgesi alıp, yeri geldi gümrüğe ihracat malzemelerini bıraktım, yeri geldi tedarikçilerden mal ve ürün aldım. Üretim, yönetim, dış ticaret, pazarlama ile alakalı birçok eğitime katıldım. Gün geldi makinede parça bağladım, yeri geldi parça montaj ettim. Kadın çalışan olmanın dışında yaşadığım bir diğer zorluk da aslında firma sahibinin kızı olmamdı. İnsanların bilgi ve becerime karşı ön yargıları vardı. Ancak beş altı yıl sonunda çalışanlar, tedarikçiler, müşteriler tarafından emeklerim görülmeye ve yöneticiliğim kabul edilmeye başladı.
Makine üretim sektöründe olduğunuzda ne olursa olsun ilk önce kadın yöneticiye karşı, işi tam bilemeyeceği, anlamayacağı, otorite kuramayacağı, sistemi sürdüremeyeceğine yönelik ön yargılar
oluyor maalesef.

“Kadın Çalışanlarımızı, Departmanları ve Becerileriyle İlgili Eğitimlere Gönderiyoruz”
Asil Makina firmasında hem bir kadın çalışan hem de yönetici olarak kadın personellerinizin çalışma koşullarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Kadın çalışanlarınıza yönelik ayrıcalıklarınız var mı? Kadın istihdamını destekliyor musunuz?
Asil Makina, makine sektöründe faaliyet gösterdiği için; üretim kısmında çalışan kadın sayısı erkek sayısına göre hala çok az. İdari kısımda çalışan kadın çalışanlarımız bulunuyor ve işe girdikleri günden itibaren departmanları ve geliştirmek istedikleri becerileri ile ilgili eğitimlere gönderiyoruz. Kişinin kendine kattıkları hali hazırda çalıştıkları firmaya fayda verse de beceriler hayat boyu kendileri ile kalacak. Kadınların özellikle çalışırken sadece mevcut işleri yapıp monoton bir çalışma hayatı yaşamalarındansa; ileriye dönük hedefleri olan bireyler olmaları için uğraşıyoruz. Kazandıkları yetkinlik ve becerilerle iş yerindeki sorumlulukları artarken bir yandan da yetki ve mevkilerini yükseltiyoruz.
Yürüttüğünüz veya planladığınız Sosyal Sorumluluk Projeleriniz var mı? Derneklerle veya STK’lar ile çalışmalar yürütüyor musunuz veya yürütmeyi düşünür müsünüz?
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kadın Girişimciler Kurulu’na ve TOBB Genç Girişimciler Kurulu’na üyelik gerçekleştirdim. Burada kadın ve genç girişimcilere yönelik eğitimler ve seminerlerle kadınların sanayide daha aktif rol alabilmesi için çalışmalar ve projelere başladık.
“Kadınların Sanayideki Varlıkları, Başarıları Kabul Edildi ve Takdir Görüyor”
Kadınların iş hayatındaki özellikle de tekstil sektöründeki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz? İş hayatına yeni atılan kadın çalışanlara tavsiyeleriniz nelerdir?
Makine üretim sektörü için herkeste bir önyargı var. ‘Bu iş erkek işi’ diye düşünülüyor. Kadınlara tavsiyem; sektöre girmekten korkmamaları. Artık birçok şirket çalışan ile çalışmayanı, emek verenle vermeyeni ayır edebiliyor. Artık kadınların sanayideki varlıkları, başarıları kabul edildi ve takdir görüyor. İş hayatına atılacak kadınlara ve girişimcilere tavsiyem, kendilerine hedefler koyup bu hedefler doğrultusunda bilgi ve becerilerini geliştirip bu hedeflere ulaşmak için sıkıca çalışmaları. Emeklerinin karşılığını illaki alacaklar.
“Eğitim ve Çalışma Hayatında Tüm Bireylere Niteliklerine Göre Adil Davranılmalı”
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dünya genelinde ne gibi bir farkındalık yaratıyor? Kadınların iş hayatındaki yerlerini güçlendirmek ve teşvik etmek için nasıl bir yol izlenmeli?
Öncelikle toplum eğitilmeli; kadınlarımızın iş gücüne katılım oranı artırılmalı. Kadınların eğitimlerinin önündeki engeller kaldırılmalı ve ekonomik özgürlüklerine kavuşmaları için kadın girişimcilerin teşvik edilmesi gerekiyor. Daha önce başka bir röportajda yine atıfta bulunmuştum. Virginia Wolf’un ‘Kendine Ait Bir Oda’ kitabının başlangıcında ‘bir kadın eğer kurmaca yazacaksa, parası ve kendine ait bir odası olmalıdır.’ ifadeleri yer alıyor. Yüzyıllar boyunca resim, müzik, edebiyat gibi sanat dallarının yanı sıra iş yaşamı, üretim, yönetim gibi konularda her zaman erkeklerin daha başarılı olduğu, bunların erkek işi olduğu düşünüldü. Kadınlar aile içinde yetiştirilirken erkek kardeşlerinden farklı muameleye maruz kaldılar, bazıları hala maruz kalıyor. Kadının okumasının, çalışmasının, beceri sahibi olmasının önüne ilk önce aileler kızlarını yetiştirirken engeller koydular. Bu engellerin kalkması, erkek ve kadın tüm bireylere eğitim ve çalışma hayatında niteliklerine göre adil davranılması önem arz ediyor.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için özel bir mesajınız var mı?
Hayatın her anını daha özel kılarak güzelleştiren, başta aile olmak üzere toplumun en önemli yapı taşı olan tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum.





