“Zorlu Yıla Rağmen Tekstil Makine İhracatı 2025’te %10 Artışla 1 Milyar Doların Üzerine Çıkacak”
Röportaj: Dilek HAYIRLI
Artan maliyetler, daralan iç pazar ve küresel belirsizliklere rağmen Türk tekstil makine sektörü, 2025 yılında ihracat odaklı duruşunu koruyarak güçlü bir performans sergiledi. Ocak–Kasım döneminde 969 milyon dolara ulaşan ihracatın yıl sonunda 1 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor. TEMSAD Başkanı Adil Nalbant, “Tüm bu değişen koşullara rağmen, üreticilerimiz Ar-Ge yatırımları yaptı, ihracat pazarlarındaki varlığını korumaya devam etti.” dedi.

Tekstil Makineleri ve Aksesuar Sanayicileri Derneği (TEMSAD) Başkanı Adil Nalbant
Türk tekstil makine sektörü, 2025 yılında artan maliyetler, daralan iç pazar ve küresel belirsizliklere rağmen ihracat gücünü korumayı başardı. Gelişmekte olan pazarlara açılımını sürdüren sektör, yılın Ocak–Kasım döneminde 969 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirerek bir önceki yıla göre %9,3’lük artış yakaladı ve yılı 1 milyar doların üzerinde ihracatla kapatma potansiyelini ortaya koydu. Tekstil Makineleri ve Aksesuar Sanayicileri Derneği (TEMSAD) Başkanı Adil Nalbant, Türk Tekstil Makineleri Endüstrisi özel sayımız için verdiği röportajda, 2025 performansını, küresel rekabet koşullarını ve sektörün gelecek vizyonunu kapsamlı şekilde değerlendirdi.
“Üreticilerimiz Ar-Ge Yatırımı Yapmaya Devam Etti”
2025 yılı Türk tekstil makine üreticileri açısından nasıl geçti? Özellikle makine üretimi, satış rakamları ve ihracat performansı açısından değerlendirebilir misiniz?
Türk tekstil makine sektörü, diğer birçok sektörde olduğu gibi 2025 yılında da önemli zorluklarla karşı karşıya kaldı. Üretim maliyetlerindeki artış, küresel ölçekte rekabet gücümüzü olumsuz yönde etkiledi. Özellikle ülkemizde tekstil ve hazır giyim sektörlerinde yaşanan daralma, sektörümüzün iç pazardaki satışlarına negatif yansıdı.
Buna karşın, ihracat pazarlarındaki gücünü korumaya çalışan ve gelişmekte olan yeni tekstil pazarlarına açılmayı sürdüren sektörümüz, 2025 yılının Ocak–Kasım döneminde 969 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Bu rakam, 2024 yılının aynı dönemine kıyasla %9,3’lük bir artışa işaret ediyor. Söz konusu artışta, ihracat pazarlarına gönderilen yeni makinelerin yanı sıra; Mısır’a tekstil ve hazır giyim üreticilerinin taşınma sürecinin devam etmesi ve ülkemizde kapanan tekstil ve hazır giyim fabrikalarındaki makinelerin ikinci el olarak farklı tekstil pazarlarına ihraç edilmesi de etkili oldu.
Tekstil makine ithalatı ise 2025 yılında, 2024’ün Ocak–Kasım dönemine kıyasla %20 azalarak yaklaşık 1,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu veriler doğrultusunda, 2025 yılının tamamında ihracatımızın yaklaşık %10 artışla 1 milyar doların üzerine çıkabileceğini; ithalatımızın ise yaklaşık %20’lik bir düşüşle 1,2 milyar dolar seviyelerinde gerçekleşebileceğini öngörebiliriz.
Enerji, hammadde ve işçilik maliyetlerindeki artış, rekabetçiliğin sürdürülebilmesi adına üretici firmalarımızın makine satış fiyatlarına aynı oranda yansıtılamadı. Yıllardır “Avrupa’dan daha uygun fiyatlı, Çin’den daha kaliteli” şeklinde özetlenebilen sektörümüzün maliyetleri, bugün gelinen noktada maalesef Avrupa seviyelerine ulaşmış durumda. Öte yandan Çin, fiyat avantajını korurken kalite ve standartlar açısından da alışılmışın dışına çıkarak önemli bir rekabet unsuru haline geldi.
Tüm bu değişen koşullara rağmen, üreticilerimiz Ar-Ge yatırımları yaptı, ihracat pazarlarındaki varlığını korumaya devam etti ve gelişmekte olan yeni tekstil pazarlarında ortaya çıkan fırsatları değerlendirmek amacıyla faaliyetlerini kararlılıkla sürdürdü.
“Türkiye Dünyanın 5.Büyük Tekstil İhracatçısı Konumunda Yer Alıyor”
Tüm dünyayı ve Türkiye’yi etkileyen küresel ekonomik dalgalanmalar, hammadde ve enerji fiyatlarındaki artış gibi zorluklar Türk tekstil makine üreticilerini nasıl etkiledi? Firmalar bu durumlara nasıl uyum sağladı?
Global ölçekte yaşanan talep durağanlığı, savaş ekonomileri, küresel güç olarak kabul edilen ülkelerin yeni bir düzen ve denge arayışları, Çin’in ve diğer Asya ülkelerinin her alandaki hızlı yükselişi ve bunun küresel dengeler üzerindeki olası etkileri; ülkemizde ise kur, faiz ve enflasyon dengesini sağlamaya yönelik politikaların üretici tarafında yarattığı olumsuz yansımalar (dövizin baskılanması, faizlerin yüksek seyretmesi vb.), iç talepte yaşanan sert düşüş ve dış talebin dalgalı bir seyir izlemesi gibi birçok faktörün etkisi altında 2025 yılını geride bırakıyoruz.
Söz konusu faktörler yalnızca Türk tekstil makine üreticilerini değil, Avrupalı üreticileri de zorladı ve finansal darboğaz yaşayan ülkelerin tamamında benzer sorunlar görüldü.
Bilindiği üzere ülkemiz, dünyanın en büyük tekstil ve hazır giyim üreticisi ve ihracatçısı ülkelerinden biridir. 2024 yılı verilerine göre; 350 milyar dolar seviyesindeki küresel tekstil ihracatı içerisinde ülkemizin payı %3,3 ile 11,6 milyar dolar olup, Türkiye bu alanda dünyanın 5’inci büyük ihracatçısı konumunda yer alıyor. Hazır giyim ve konfeksiyon tarafında ise 620 milyar dolarlık küresel ihracat hacmi içinde %3,2 pay ve 19,7 milyar dolar ihracat ile 6’ncı sırada bulunuyor. Ancak bu yıl mevcut verilere bakıldığında; ciddi bir kapasite düşüşü ve istihdam kaybının yanı sıra, küresel pazardaki payımızın yıllar sonra ilk kez %3’ün altına gerilediği ve tekstil ile hazır giyim sektörlerinin ülkemiz toplam ihracatı içindeki payının %10’un altına düştüğü görülüyor.
Bu süreçte üretim maliyetleri ve uygulanan döviz politikaları, tekstil ve hazır giyim üreticilerinin bir bölümünün başta Mısır olmak üzere Fas, Tunus ve Özbekistan gibi ülkelere taşınmasına ya da faaliyetlerini sonlandırmasına neden oldu. Söz konusu taşınmalar ve kapanmalar, ağırlıklı olarak “basic tekstil” olarak tanımlayabileceğimiz ürün gruplarında gerçekleşti. Buna karşılık, ülkemizde teknik tekstil üretimi ve ihracatındaki artış, sektörde bir anlamda kabuk değişiminin yaşandığını da ortaya koyuyor.
“Bu Zorlu Sürecin Kalıcı Olmayacağına İnanıyoruz”
Ortaya çıkan bu tablo hem tekstil sektörünün hem de tekstil makine sektörünün oldukça zorlu bir süreçten geçtiğini açıkça gösteriyor. Bununla birlikte, bu sürecin kalıcı olmayacağına; değişen nitelikler ve yeni ihtiyaçlar dikkate alındığında, sektörlerimizin yeni koşullara uyum sağlayarak güçlü yapısını koruyacağına inanıyoruz. Zira ülkemizin tekstil geçmişi son derece derin ve köklüdür. Tekstilde edinilen tecrübenin makine üretimine evrilmiş olması ve yerli makine üretim süreçlerinde kazanılan birikim, bizler için son derece önemli bir kazanımdır. Bu kazanımları yok saymak yerine; üzerine yeni nitelikler ve katma değerli üretimler eklenmesini sağlayacak uygun zemin ve şartları oluşturmamız gerekiyor.
“2025 Yılında En Çok Makine İhraç Ettiğimiz Ülkeler: Mısır, Pakistan, Hindistan”
Türk tekstil makinelerinin en çok hangi ülkelere ihraç edildiğini ve en çok talep gören makine türlerini paylaşabilir misiniz? Son dönemde bazı pazarlarda yaşanan daralmalar veya büyüme fırsatları Türk üreticiler için ne gibi stratejik değişiklikler gerektiriyor?
Tekstil makine ihracatımızı 2024 yılına kıyasla 2025 yılında en fazla artırdığımız ülkeler Mısır, Pakistan ve Hindistan oldu. Bu üç pazarda, bir önceki yıla göre daha yüksek makine satışları gerçekleştirdik. Bununla birlikte Özbekistan, Bangladeş, Rusya ve İran gibi pazarlar da önemini korumaya devam etti. Fas, Tunus ve Cezayir başta olmak üzere Kuzey Afrika bölgesi ile Portekiz ve Rusya, sektörümüz açısından potansiyel taşıyan ve ihracatımızı artırabileceğimiz hedef bölgeler arasında yer alıyor.
Bu pazarlara ağırlıklı olarak boyama ve terbiye makineleri, denim makineleri, baskı makineleri ile kalite kontrol ve serim-kesim makineleri ihraç ettiğimizi söyleyebiliriz. Ayrıca tekstil makine yedek parçaları da söz konusu ülkelere yönelik ihracatımızda önemli kalemlerden biri olmayı sürdürdü. Bazı pazarlarda büyüme fırsatları güncelliğini koruyor. Bu pazarlarda rekabet gücümüzü artırabilmek adına, enerji tasarrufu sağlayan ve üretim verimliliğini yükselten yeni teknolojilerimizin ön plana çıkması ve gerekli ilgiyi görmesi, sektör ihracatımızın artışı açısından kritik unsurlar arasında bulunuyor.
Sürdürülebilirlik ve çevre dostu üretim konusunda Türk firmaları ne kadar ileride? Bu alanda atılması gereken adımlar nelerdir?
Bilindiği üzere tekstil sektöründeki hareketlilik, büyük ölçüde küresel alıcıların tercihleri ve yönelimleri doğrultusunda şekilleniyor. Bu çerçevede, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik konuları, tekstil sektörümüzün ana gündem maddeleri arasında yer almaya devam edecek. Sektörümüzün, tekstil sanayisinin üretim süreçlerinde sürdürülebilirliğe katkı sağlayan ve temiz üretimi mümkün kılan teknolojilerinin ön plana çıkarılması ve tercih edilirliğinin artırılması yönündeki çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.
Bu kapsamda geçtiğimiz yıl, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) bünyesindeki tekstil sektörü birlik yöneticileriyle ortak bir istişare toplantısı gerçekleştirdik. Toplantıda sektörümüzün sürdürülebilirliğe sunduğu katkıları aktardık; 25 üye firmamızın bu alandaki yenilikçi çözümlerini ve teknolojilerini hazırlanan sunumlar aracılığıyla yetkililere paylaştık.
Ayrıca, INDITEX’in küresel tedarikçileri için oluşturduğu sisteme tekstil makine teknolojilerimizin entegrasyonu konusunda grup yöneticileriyle toplantılar gerçekleştirdik. Süreci IVY DECARB tarafından yönetilen platforma Türk tekstil makine üreticilerimizin entegrasyonunun sağlanması yönündeki desteğimizi sürdürmekteyiz.
Enerji ve su tasarrufu ile üretim verimliliği alanlarında önemli ilerlemeler kaydeden firmalarımız bulunuyor. Küresel rakiplerine kıyasla ciddi avantajlar sunan bu firmalarımızın, hem ülkemiz tekstil sanayisinde hem de hedef pazarlarda fark yaratmaya devam edeceğini söyleyebiliriz.
Tekstil makine sektörünü önümüzdeki yıllarda en çok etkileyecek küresel trendler ve teknolojik dönüşümler sizce neler olacak? Bu trendler, üretim süreçlerinden ihracat stratejilerine kadar sektörde nasıl bir değişim yaratabilir?”
Önümüzdeki dönemde, sürdürülebilirliğe katkı sağlayan ve verimlilik odaklı teknolojilerin sektördeki trendleri belirlemeye devam edeceğini söyleyebiliriz. Bunun yanı sıra otomasyon sistemleri ve iş gücü ihtiyacını azaltabilecek her türlü yenilik, özellikle tekstil ve hazır giyim sektörlerinin maliyet baskısı altında olduğu bu dönemde daha da fazla dikkat çekiyor.
Ayrıca yapay zekâ destekli kalite kontrol sistemleri; üretimdeki hata oranlarını düşürmesi, verimliliği artırması ve israfı önlemesi sayesinde sektörde önemli bir fark yaratacak teknolojiler arasında öne çıkıyor.
“Fas, Portekiz, Rusya ve ABD’de Tekstil Yatırımları Artış Eğiliminde”
Türkiye’nin tekstil makine ihracatında önümüzdeki dönemde hedef pazarlar hangileridir? Rekabetçi avantajımızı artırmak için üreticilerimizin odaklanması gereken alanlar nelerdir?
Hedef pazarlarımız arasında yer alan Bangladeş, Hindistan, Pakistan, Özbekistan, İran ve Mısır önemini korumaya devam ederken; Fas, Portekiz, Rusya ve ABD’de tekstil yatırımlarının artış eğiliminde olduğunu söyleyebiliriz. Bu bölgeler, tekstil makine üreticilerimiz açısından yeni fırsatlar barındırıyor. Rekabet avantajımızı artırabilmemiz, öncelikle üretim maliyetlerinin daha kontrollü ve yönetilebilir hale getirilmesini gerektiriyor. Kalitesinden ödün vermeden, her türlü koşula rağmen üretim gücünü koruyabilen firmalarımızın ürünlerinin ve yeni geliştirilen teknolojilerinin hedef pazarlarda etkin bir şekilde pazarlanabilmesi için, yönetilebilir bir fiyat algısının oluşması ve finansman enstrümanlarının diğer ülkelerle kıyaslandığında rekabetçi seviyelerde olması büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda, uygun zemin ve elverişli bir ekonomik atmosferin sağlanması halinde; kalite ve standartlar açısından Avrupa ile rekabet edebilen makinelerimizde çok daha avantajlı bir konuma ulaşabileceğimizi söyleyebiliriz.
Ulusal ve Uluslararası fuarlar ve etkinliklerde Türk firmalarının görünürlüğünü artırmak için TEMSAD’ın projeleri nelerdir?
Fuarlar konusunda TEMSAD olarak faaliyetlerimize devam ediyoruz. Malumunuz ülkemizde gerçekleştirilen en büyük uluslararası tekstil makine fuarı ITM 2026, 9-13 Haziran 2026 tarihlerinde Tüyap’ ta gerçekleştirilecek. Ülkemiz ve bölge coğrafyasının potansiyelini yansıtan bu fuar, yeni teknolojilerin ve trendlerin buluşma noktası olacak.
Yurt dışında hedef ülkelerdeki sektörel fuarlara da üyelerimizle katılımlarımız devam ediyor. Hindistan, Bangladeş, Pakistan, Rusya vb. pazarlarımızdaki fuarlarda üyelerimize fiyat avantajları sunularak katılımlar sağlanması yönünde desteklerimiz oluyor. Ayrıca Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) ile tanıtım stantları satın alarak ilgili fuarlarda üyelerimizin yanında yer alıyor ve tanıtım faaliyetleri yürütüyoruz.
“2026 Bir Denge Yılı Olacak, Mücadeleye Devam Edeceğiz”
2026 ve yakın gelecekte tekstil makine sektörüyle ilgili öngörüleriniz ve beklentileriniz nelerdir?
2026 yılının da 2025’ e benzer para politikalarıyla devam edeceğini söyleyebiliriz. Bu kapsamda baskılanan döviz ve dengeli faiz politikaları, enflasyonu düşürme odaklı politikalar gereği makro ekonomik şartların 2025’ e benzer olacağını öngörüyoruz. Bu sebeple 2026 yılının bir denge yılı olacağını, üretim ve ihracatta gücümüzü korumaya devam etmek için mücadele edeceğimiz bir yıl olacağını düşünüyoruz.






