Öğretmenlikten Tekstil Endüstrisine Uzanan Cesur Bir Yolculuk…
Röportaj: Dilek HAYIRLI
Öğretmenlikten tekstil makineleri sektörüne uzanan bir kariyer, aile ve iş arasında kurulan güçlü bir denge, erkek egemen bir alanda sakin ama kararlı bir duruş… 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle özel bir röportaj gerçekleştirdiğimiz Kıray Makina Genel Müdür Yardımcısı Emine Kıray, iş hayatındaki deneyimlerini, kadın bakış açısının şirket kültürüne kattığı değeri ve genç kadınlara verdiği güçlü mesajları içtenlikle paylaştı.
Bazı yolculuklar planlanarak, bazıları ise hayatın doğal akışı içinde başlar. Emine Kıray’ın hikâyesi, tam da bu ikinci gruba giriyor. Öğretmenlik mesleğinden, tekstil makineleri sektöründe yöneticiliğe uzanan kariyeri; cesaret, öğrenme isteği ve sorumluluk bilinciyle şekillenmiş bir dönüşümün hikâyesi.
Eşiyle birlikte kurdukları şirketin ilk günlerinden itibaren sürecin içinde yer alan Emine Kıray, 2018 yılında aktif olarak şirket yönetimine dâhil oluyor. Bugün ise sadece bir yönetici değil; kurum kültürünü şekillendiren, kadın emeğine ve saygıya dair net duruş sergileyen lider bir profili çiziyor.
Erkek egemen bir sektörde karşılaştığı zorlukları duygusallıktan uzak, profesyonel bir bakış açısıyla ele alan Kıray, kadınların empati gücü, çok yönlü düşünme yeteneği ve iletişim becerilerinin iş hayatında önemli bir fark yarattığını vurguluyor. Ona göre mesele “pozitif ayrımcılık” değil; kadınlara engel olunmaması.
Aile ve iş dengesini karşılıklı destekle kurduklarını ifade eden Kıray’ın en güçlü motivasyonu ise hem başardıklarını unutmamak hem de çocuklarına karşı duyduğu sorumluluk. Sözlerini ise güçlü bir inançla tamamlıyor: “Bir kadın isterse tüm hayallerini gerçekleştirebilir.”
Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz? Öğretmenlikten tekstil sektörüne uzanan yolculuğunuz nasıl başladı?
Marmara Üniversitesi’nden mezun olduktan kısa bir süre sonra evlendim. Şu anda on yedi yaşında bir oğlum ve on iki yaşında bir kızım var. Evliliğimizin beşinci yılında eşimle birlikte kendi işimizi kurduk. Aslında o dönemde aktif olarak şirket içinde görev almasam da en başından itibaren tüm süreçlerin içindeydim. Kararları birlikte alıyor, gelişmeleri yakından takip ediyordum. Zamanla işimiz büyüdü, ekibimiz genişledi ve sorumluluklarımız arttı. 2018 yılında eşim, işi gereği sık sık firma dışında olduğu için yönetimde daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu söyledi. Ben de bu noktada mesleğimden ayrılarak Kıray Makina’da aktif olarak görev almaya karar verdim.
“Öğretmenlik Bana İnsanları Anlamayı ve Sabırlı Olmayı Öğretti”
Öğretmenlik mesleği size iş hayatında hangi becerileri kazandırdı? Bu deneyimin bugün iş yapış biçiminize katkıları neler oldu?
Öğretmenlik bana insanları anlamayı, sabırlı olmayı ve motivasyonu yüksek tutmayı öğretti. Karşılaşılan durumlara hızlı ve doğru çözümler üretebilmek, disiplinli çalışmak ve empati kurabilmek bu meslek sayesinde kazandığım en önemli beceriler oldu. Bugün iş hayatımda da bu kazanımların büyük faydasını görüyorum. Ekiple sağlıklı iletişim kurmak, çözüm odaklı kalmak ve süreci dengeli yönetebilmek öğretmenlikten gelen bu birikimin en değerli katkılarından biri.
Tekstil sektörüne adım atarken en büyük motivasyonunuz neydi? Geriye dönüp baktığınızda “iyi ki bu yola çıkmışım” dediğiniz an hangisiydi?
Benim için en büyük motivasyon her zaman çalışmak ve öğrenmeye açık olmak oldu. Alınan kararların güzel sonuçlara dönüşmesine katkı sağlamak, gerektiğinde risk almak ve ortaya verimli bir sonuç çıkardığını görmek gerçekten çok keyifli. Geriye dönüp baktığımda, aslında bu yolculuğun en başından beri “iyi ki” dediğimi fark ediyorum. Eğer böyle hissetmeseydim, aynı istek ve heyecanla devam etmek mümkün olmazdı.
“Zorlukla Karşılaştığımda Sakin Kalmayı ve İşime Odaklanmayı Seçiyorum”
Erkek egemen bir sektörde olmanın getirdiği zorluklarla nasıl başa çıktınız? Tekstil sektöründe bir kadın yönetici olarak görev yapmanın size kattığı en büyük avantajlar neler oldu?
Zorluklar var ve evet zaman zaman da bu zorluklarla yüzleşiyoruz. Sadece işini yapmaya çalışan kadınlarla telefonda bile konuşmak istemeyen ya da kadını yok sayan yaklaşımlarla karşılaşabiliyoruz. Bu durum sadece ülkemize özgü değil, tekstil sektörünün olduğu bazı coğrafyalarda da bunlar yaşanıyor. Böyle anlarda en önemli şeyin verdiğimiz tepki olduğuna inanıyorum. Ben zorlandığımda sakin kalmayı ve işime odaklanmayı tercih ediyorum. Zorluklara cinsiyet üzerinden bakmak yerine, profesyonel kalıp çözüm üretmeye odaklanıyorum. Duygulardan arınarak ilerlemek, karşılaştığım engelleri daha sağlıklı yönetmemi ve yoluma kararlılıkla devam etmemi sağlıyor.
Şirket kültürünüzde kadın bakış açısının etkisi olduğunu düşünüyor musunuz? Kadın çalışanlara yönelik özel bir yaklaşımınız ya da hassasiyetiniz var mı?
Kesinlikle var. Kadın bakış açısı çok yaratıcı, ayrıntıyı da geneli de görebiliyoruz, düzenliyiz. Bu işimizi yapma şeklimizi gerçekten zenginleştiriyor. Karar alırken çeşitli fikirleri dinlemek, sadece daha iyi sonuçlar almamızı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda herkesin kendini değerli hissetmesine de yardımcı oluyor. Ekibimizin iyi olması, şirket olarak bizi daha güçlü ve uyumlu kılıyor.
Firmamızda her gün aktif çalıştığım birimlerdeki arkadaşlarım hemcinsim. Kadın çalışanlarımızın kendilerini güvende ve değerli hissetmeleri bizim için çok önemli. Hafta sonu dinlenmelerine özen gösteriyoruz ve iş ortamında saygı bizim için vazgeçilmez bir kural. Erkek çalışanlarımızın kadın çalışanlarımızla tartışmasına ya da eşine şiddet uygulayan erkeklere asla tolerans göstermiyoruz. Bu yaklaşım, şirket kültürümüzün en temel ve en net prensiplerinden biri.
“İşim Önemli Ama Ailemde Önceliğim”
Yoğun iş temposu içinde dengeyi nasıl sağlıyorsunuz? Ailenizin ve çevrenizin bu yolculuktaki desteği nasıldı? Zorlandığınız zamanlarda sizi ayakta tutan şey ne oldu?
İşim benim için önemli ama ailem de önceliğim. Günümü planlarken hem işime odaklanmaya hem de kendime ve aileme zaman ayırmaya özen gösteriyorum. Çocuklar küçükken özellikle aile desteği olmasaydı bu yoğunlukta çalışmamız zor olurdu. Çünkü işi kurduğunuzda yoğun çalışmak tercih değil zorunluluk. Biz eşimle sürekli birbirimize çok destek olduk, konuştuk, danıştık. Bu sayede ailemizin varlığını da koruyabildik.
Zorlandığımda hayatımda başardıklarımı, yapmak istediklerimi düşünürüm ve bunları kendime yeniden hatırlatırım. Çabuk yıkılıp kendine acıyan bir yapım da yok. Eşimin duruşunu çok örnek alırım. Çocuklarımdan sonra ona karşı da sorumluluk hissediyorum ve hızlıca toparlanıyorum.
Sizce kadınların iş hayatındaki en güçlü yönü nedir? Kadınların yönetim kadrolarında ve çalışma hayatında daha aktif rol almasıyla sektörde nasıl bir değişim ve dönüşüm yaşanıyor? Gözlemlerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?
Bence herkesin kendi güçlü yönleri var; önemli olan bunları ortaya çıkarabilmek. İş hayatında kadınlar, empatiyi, iletişimi ve çok yönlü düşünmeyi güçlü bir şekilde kullanabiliyorlar. Bu sayede ekipleri bir arada tutabiliyor ve yaratıcı çözümler üretebiliyorlar.
Tekstil sektöründe hâlâ yeterince kadın yönetici göremiyoruz ne yazık ki. Kadınların yönetim pozisyonlarında daha fazla yer alması için sektörde neler değişmeli ve bu konuda ne tür adımlar atılmalı?
Bence bu durum büyük ölçüde sistematik ve kültürel bir mesele. Kadınlar son derece yetenekli ve istekli, ancak çoğu zaman iş ve aile arasında bir tercih yapmak zorunda bırakılıyor ya da kendilerini üst yönetimde hayal etmekte zorlanabiliyorlar. Oysa mesele sadece yönetim pozisyonları değil; kadınların üretimin ve hayatın her alanında özgürce var olabilmesi.
Son yıllarda sıkça dile getirilen “pozitif ayrımcılık” kavramına ise farklı bir açıdan bakıyorum. Kadınlara ayrıcalık tanınmasından ziyade, onların önüne engel konulmaması yeterli. Çocuklarımızı bile ‘şu meslek kadına çok yakışıyor’ diye yetiştiriyoruz ki öğretmen olmam da bu düşünce yapısı etkili oldu. Toplumsal dönüşüm şart. Bu dönüşüm her kadının toplumsal dayatmaları kabul etmemesiyle aşılabilir ancak. Modern toplumlar bunu başarmış. Ancak dünyanın geri kalanının hâlâ çok yolu var.
Mustafa Kemal Atatürk, kadınların eğitim ve iş hayatında özgürce yer almasını sadece bir hak değil milletin kalkınmasının temeli olarak görüyordu. “İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Mümkün müdür ki, bir kütlenin bir parçasını ilerletelim, diğerini ihmal edelim de kütlenin tamamı ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı zincirlere bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin?”
“Bir Kadın İsterse Tüm Hayallerini Gerçekleştirebilir”
Bugün tekstil sektöründe kariyer hedefleyen genç kadınlara ne söylemek istersiniz? “Bir kadın isterse…” diye başlayan cümleyi nasıl tamamlarsınız?
Tekstil çok geniş ve dinamik bir sektör. Genç kadınlara öncelikle bu alanı iyi araştırmalarını ve hangi bölümde gerçekten verimli ve mutlu olabileceklerini keşfetmelerini öneririm. En az otuz yıl iş hayatında olacaklar bu nedenle yapacakları işte mutlu olmaları çok önemli. Alanlarında kendilerini sürekli geliştirmeleri, bilgiyle beslenen bir öz güven oluşturmaları gerekiyor. Doğal ve güvenilir olmak, ekip çalışmasına açık olmak, doğru iletişim kurabilmek ve hata yaptıklarında vazgeçmeden yola devam etmek başarıyı getirir.
“Bir kadın isterse tüm hayallerini gerçekleştirebilir.” Bu vesileyle her gün her sosyal rolünde kendisinin en iyi haline ulaşmak için emek veren, üreten tüm kadınlarımızın 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.






