Eliar Elektronik, Tekstil Firmalarına Hatasız Üretimi ve Sürdürülebilir Kaliteyi Garanti Ediyor
Kurulduğu 1984 yılından bugüne kadar gerçekleştirdiği Ar-Ge çalışmaları ile tekstil terbiye, cam, yalıtım, seramik ve kimya gibi sektörlere yönelik birçok cihaz, sistem ve yazılımı ülke ekonomisine kazandıran Eliar Elektronik, endüstriyel sektörlerin otomasyona geçmesine yönelik önemli katkılarda bulunuyor.
İlk olarak endüstri otomasyon firması olarak kurulan Eliar Elektronik, 1998 yılında tekstil sektörüne de yöneldi. Tekstil sektörüne, boya makineleri programatörleri ve yazılımları ile hizmet veren firma, 1996 yılında kimyasal otomasyon alanına yönelik mekatronik sistemler yapmaya başladı
Endüstriyel otomasyon sistemleri alanında ilk ve tek Ar-Ge merkezi olan Eliar Elektronik, Ar-Ge merkezi sıralamasında 196. sırada yer alıyor. 35 yıllık tecrübesiyle dünyanın hemen hemen her yerine hizmet veren firmanın bünyesinde 150’den fazla çalışanı bulunuyor.
Dergimizin bu ayki sayısına özel Eliar Elektronik firmasının İhracat Satış ve Pazarlama Lideri Cihan Devirenoğlu ve Türkiye Satış ve Pazarlama Lideri Özgür Sarıtaş ile bir röportaj gerçekleştirdik. Kendileriyle firmanın faaliyetleri ile Türk ve dünya pazarı hâkimiyetleri hakkında konuştuk.
Eliar Elektronik, tekstilin yanı sıra birçok sektöre hizmet veriyor. Fakat firmanın, tekstilde hizmet verdiği taraflarını sizden dinleyebilir miyiz?
Özgür Sarıtaş: Boyahane, terbiye, denim ve garment (yıkama) sektörlerine ağırlıklı olarak hizmet veriyoruz. Garment sektöründen bahsedecek olursak Eliar, dünya üzerinde bir markadır, diyebiliriz. Ayrıca garment sektörüne otomasyonu getiren ilk firmayız. Bu sektörde otomasyona çok uzak bakılırdı. Fakat başlatmış olduğumuz sistemlerle birlikte ciddi bir otomasyon talebi oluşmaya başladı. Hem Türkiye’deki hem de yurt dışındaki büyük firmalara sistemlerimizi kurduk. Otomasyon sistemleri diye tabir ettiğimiz şey aslında; kontrol cihazları, mekatronik sistemlerimiz ve bunların birbirleriyle haberleşmesini sağlayan sistemler ve yazılımlardır. İş gücünün çok fazla maliyetlere çıkmış durumda olduğunu biliyorsunuz. Bizim oluşturduğumuz sistemler, iş gücünü bir miktar aşağıya çekiyor. Tekstil sektörüne yönelik olarak yapmış olduğumuz otomasyon sistemleri ile de amacımız kimyasalı azaltmak değil, dışarıya atılanları kurtarmaktır.
Cihan Devirenoğlu: Kimyasalların ve boyaların kullanıldığı tüm tekstil işlemlerinde mekatronik yazılım ve elektronik otomasyon sistemlerimizi sunuyoruz. Böylece tekstile yönelik işlemler yapan makinenin kontrolünü yapabiliyor, uzaktan izleyebiliyor, veriler toplayabiliyor, kimyasalların ve boyaların doğru miktarda, zamanında transferini sağlayabiliyoruz. Tekstil fabrikası işlemlerini yaparken biz de, bu fabrikanın verimliliğini artırarak maliyetlerini düşürmeye çalışıyoruz. Toplam kaliteyi artırmaya çalışarak daha az insanla daha çok iş üretilmesini amaçlıyoruz. Ürünlerimiz kurulduktan sonra firma, daha verimli ve kaliteli üretime sahip oluyor.
Türk pazarındaki hâkimiyetinizden bahsedebilir misiniz?
Cihan Devirenoğlu: Eliar, 1984 yılından beri faaliyet gösteriyor. Mekatronik otomasyon sistemleri de 1996 yılında pazara sunuldu. 2000 yılından sonra işçilik ve enerji maliyetleri artmaya başladıkça kurduğumuz sistemlerin de değeri artarak otomasyonlara yatırımlar başladı. 2000 yılından sonra firmanın ürün satış miktarı da artmaya başladı. Eliar, Türkiye tekstilinin devrimini görüp bunu tecrübe edinebilmiş firma, diyebiliriz. Ayrıca müşterilerin; az para verme eğiliminin olması, rekabetlerin artması, küçük işletmelerin kapanma yoluna giderken büyük işletmelerin, bu sorunlarla nasıl baş edeceklerini bulma arayışları bize güzel bir koridor açtı. Eliar da bu koridordan yürüyebildi. Şu an da dünya genelinde 950’den fazla sistemimiz bulunuyor ve bunun %60’dan fazlası Türkiye’de yer alıyor.
Özgür Sarıtaş: Bu noktada maliyetlerin daha az oluşunu önemli etken olarak sayabiliriz. Tabi, ürünlerimizin tercih edilmesinin sebebi sadece maliyetten kaynaklanmıyor. En büyük kazanç, tekrarlanabilen kalitedir. Bu sebeple artık birçok tekstil firması kalite üzerine kurgulanıyor ve sürdürülebilir kaliteyi sağlamak adına, ürettiğimiz tarzdaki ürünlere ihtiyaç duyuyor. İnsana bağımlı çalışarak devamlı, aynı kalite elde edilemiyor. İşte o zaman otomasyon sistemleri devreye giriyor. Türk tekstil sektöründe yapılan bütün yeni yatırımlarda Eliar, çözüm ortağı oldu. Bu da kazanmış olduğumuz referanslardan kaynaklandı. Türkiye’deki pazarda hem mekatronik hem elektronik sistemlerimizle pazar lideri konumunda olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Yurt dışı pazarındaki hâkimiyetiniz nasıl?
Cihan Devirenoğlu: Üç ana hedef bölgemiz olan; Pakistan, Bangladeş ve Hindistan bölgelerine aktif olarak çalışmalar yapıyoruz. 2018 yılındaki ihracata yönelik projelerimizin yaklaşık %70’i esnek ve özel çözümler içeren projelerdi. Buradan dünya talebinin özel üretim tarafına kaydığının çıkarımını da yapabiliriz.
Özgür Sarıtaş: Orta Asya olarak bahsettiğimiz pazarlarda ve özellikle Özbekistan’da lider konumdayız. Orada bütün otomasyon kurulan firmalarda bizim sistemlerimiz bulunuyor. Türki Cumhuriyetler ve Rusya’da da pazar lideriyiz, diyebiliriz. Satış birimimiz iki ayrı bölümden oluşuyor. Birincisi satış yaptığımız pazarları, diğeri ihracatta hâkim olduğumuz ülkeleri kapsıyor. İhracat açısından baktığımızda tüm dünyaya yayılmış konumda olduğumuz görülüyor.
Müşterilerinizin Eliar firmasını tercih etme sebepleri nelerdir?
Cihan Devirenoğlu: Tekstil otomasyonunun; elektronik, yazılım ve mekatronik olmak üzere üç prensibi bulunuyor. Biz bu üçüne sahip yegâne firmayız ve en büyük gücümüz buradan kaynaklanıyor. Ayrıca ülkemizde sadece biz, tekstil otomasyonu yapıyoruz. Rakip firmalarımızdan daha fazla tecrübeye sahip olmamız da bizi avantajlı kılıyor. Tecrübemiz sayesinde ürün geliştirme noktasında çok daha hızlı cevaplar verebiliyor, müşteri taleplerine özel esnek ürünler geliştirebiliyoruz. Bunlarla birlikte müşterimiz bize, benim fabrikamı olabilecek en iyi şekilde otomatize et dediği zaman, a’dan z’ye anahtar teslim projeler yapabiliyoruz. Bunu da dünya pazarında aktif olarak yapan tek firmayız.
Özgür Sarıtaş: Bunların yanı sıra üretmiş olduğumuz ürünlerin sorunsuz olmasının getirdiği etkenler var. Servis kısmında da ciddi bir yapılanmamız bulunuyor. Müşteri memnuniyeti birimimiz ile müşterilerimize çözüm bulma yolunda adımlar atıyoruz. Kurmuş olduğumuz sistemlere periyodik ziyaretler yapılıyor. Sistemi kurulan makine, internet ağına bağlıysa o makinenin performansını uzaktan izleyerek müşterimize raporlayabiliyoruz.
Müşteri taleplerine yönelik üretimler gerçekleştiriyor musunuz?
Cihan Devirenoğlu: Artık müşterilerin, özellikle otomasyon yatırımı için karar alma süreçleri çok uzun oluyor. İşletmeler, çözüm ortağı arıyorlar. Biz, büyük çoğunluğu kurumsal olan ve birden çok ülkede işletmeye sahip olan firmalarla çalışıyoruz. Bu müşterilerle kurduğumuz ortaklık seviyesi de farklı oluyor. Müşterilerin farklı projeleri için farklı çözümler üretiyoruz. Ayrıca onların da bize kattığı çok şey var. Sonuçta birçok ürün, müşteri talebi neticesinde geliştiriliyor. Aynı firmanın, üç adet projesini yaptıktan sonra dördüncüsünü de yapmaya başlayınca artık diğer firmalarla rekabet söz konusu olmuyor. İş ortaklarımızla beraber büyüyoruz, diyebiliriz.
2020 yılından beklentileriniz nelerdir?
Cihan Devirenoğlu: Bir firmaya bir kere otomasyon sistemini kurduğumuzda, o firma zaman içerisinde büyümüş olsa dahi otomasyon sistemlerinin sürelerini uzatabiliyoruz. Bu sistem, esnetilerek yeni makinelere de hizmet edebilir noktaya getirilebiliyor. 50 adet makineye bir tane otomasyon sistemi yetebiliyor. Böyle olmasına rağmen 2019 yılının sonu itibarıyla daha önceden aşamadığımız barajımızı aştık. Sadece tekstil otomasyonları için olan bu baraja ’10 Milyon Euro’ adını vermiştik. Bundan sonraki yıllarda bu barajın altına düşmeden ilerlemeyi amaçlıyoruz. Şu anda 15 Milyon Euro’luk cironun üzerindeyiz ve bunun %55’ini ihracatımız oluşturuyor.
ITM 2020’den neler bekliyorsunuz? Fuarda ilk kez tanıtımını yapmayı planladığınız ürünleriniz bulunuyor mu?
Cihan Devirenoğlu: ITM 2020 Fuarı’nda iki ayrı holde yer alacağız. Rotasyon baskı otomasyonunun profilini değiştirecek bir ürünü de fuarda tanıtacağız. Şu ana kadar mevcut olan baskı otomasyon sistemleri, boyaların ya da kimyasalların belirli bir kısmını otomatize edebiliyordu. Biz, bunun çapını artırdık. Artık mümkün olanın hepsi, bizim sistemimiz ile otomasyona dâhil olabilecek ve hepsi iç içe olacak. Yani aynı makine, hem sıvı hem toz hem pat tartabiliyor olacak. Bu makinenin baskıda reçinelerin hazırlandığı sistemle entegre olması yetecek. Reçetelerin hazırlandığı yazılıma sahip olmayan müşterilere, bu tür yazılım çözümümüz de olacak. Müşteri baskısını yapacağı desenin reçetesini hazırlayacak ve bu baskı otomasyonu sistemi, bu reçeteye istinaden gerekli boyayı veya gerekli kimyasalları otomatik olarak dozajlayıp baskı makinesine bağlanabilir hale getirecek. Baskı makinesi de belirli oranlarda buradan içeriye alıp kumaşın üzerine uygulayacak. Bu makinenin yurt içindeki ve yurt dışındaki alıcılardan büyük ilgi görmesini bekliyoruz.
Özgür Sarıtaş: Ayrıca bu makine sayesinde tozdan yapılan boyanın tartılıyor olabilmesi ile ciddi bir üretim maliyeti düşüşü meydana gelecek. Bu işlem otomatik hale geldiğinde hem makine tek tip makine oluyor hem de boya maliyetleri ile de uğraşılmamış oluyor.
Röportaj: Kübra KARACA





