“Amacımız, Sektördeki Dönüşümün Takipçisi Değil Mimarı Olmak”
Röportaj: Tuğba KARADEMİR
ELiAR Uluslararası Satış ve Pazarlama Lideri Ata Turgutalp, tekstil sektöründe dijitalleşme, yapay zekâ entegrasyonu ve sürdürülebilirlik hedefleri üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu: “Katma değerli ürün üretmek, sadece bugünün değil geleceğin de anahtarıdır.”
Tekstil sektöründe otomasyon, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik kavramları her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Türkiye’nin önde gelen teknoloji firmalarından ELiAR, 40 yılı aşkın tecrübesiyle geliştirdiği elektronik kontrol cihazları, mekatronik sistemler ve yazılım çözümleriyle global pazarda güçlü bir konum elde etmiş durumda. Biz de ELiAR Uluslararası Satış ve Pazarlama Lideri Ata Turgutalp ile tekstil teknolojilerindeki son gelişmeleri, firmanın 2025 vizyonunu ve geleceğe yön verecek yatırımlarını konuştuk.
2025 ve sonrası için hem teknolojik gelişmeler hem de global ekonomik eğilimler ışığında ELiAR olarak kendinizi nerede konumlandırıyorsunuz? Önümüzdeki 5 yıllık vizyonunuz nedir?
Pandemi süreci, pandemi öncesi ve sonrası olarak sektörü ikiye ayırdı. Pandemi sonrası tüketim trendleri değişti, merkez bankalarının gevşek para politikaları geçici bir canlılık yarattı. Firmalar ciddi yatırımlar yaptı, fakat ardından sert bir düşüş yaşandı. Bu bize, katma değerli ürün üretmenin ne kadar önemli olduğunu gösterdi.
1984’te üniversite arkadaşı olan kurucularımızın, değer yaratmak hayaliyle yola çıktığı bir Start-Up olarak kurduğu firmamız, hâlâ aynı ruhla Ar-Ge ve inovasyona odaklanıyor. 200’e yakın çalışanımızla katma değerli, yenilikçi ürünler geliştiriyoruz. 2025 ve sonrasında da bu vizyonla, dünya konjonktüründeki dalgalanmalara rağmen emin adımlarla ilerlemeyi sürdüreceğiz.
“Rekabette Fiyattan Ziyade Teknolojiye Odaklanıyoruz”
Türkiye merkezli bir teknoloji firması olarak, global oyuncularla rekabet ederken nasıl bir strateji izliyorsunuz?
Bu çok önemli bir soru. Günümüzde dünya adeta bir “küresel köy” haline geldi. Tekstil sektörü de katma değer ve hasılat açısından dünyanın en büyük endüstrilerinden biri. Dolayısıyla Asya’dan Avrupa’ya, Amerika’dan hiç beklemediğiniz ülkelere kadar birçok noktada aynı alanda yatırım yapan, makine üreten firmalarla rekabet ediyoruz.
Bizim en çok zorlandığımız alan fiyat rekabeti. Çünkü ürünlerin sadece fiyat üzerinden karşılaştırılması sektördeki gerçek değeri yansıtmıyor. Bu nedenle biz kendimizi farklılaştırmayı; teknoloji ve sunduğumuz çözümlerin niteliği üzerinden yapıyoruz. Müşterilerimize her zaman teknolojik üstünlüklerimizi, inovatif yaklaşımımızı ve onların ihtiyaçlarına özel geliştirdiğimiz çözümleri anlatıyoruz. Stratejimiz de rekabeti fiyattan ziyade teknoloji odaklı hale getirmek üzerine kurulu.
“Bugüne Kadar 46 Ülkeye İhracat Gerçekleştirdik”
İhracatta güçlü olduğunuz ülkeler hangileri? Yeni pazar stratejileriniz var mı?
Faaliyetlerimizi üç ana ürün grubunda yoğunlaştırıyoruz: elektronik kontrol cihazları, mekatronik sistemler ve yazılım çözümleri. Elektronik kontrol cihazlarında neredeyse 40 yıldır sektöre hizmet veriyoruz. Mekatronik sistemlerimiz, özellikle otomatik dozajlama çözümleriyle ticaret hacmimizin yaklaşık %80’ini oluşturuyor. Yazılım tarafında ise; “Dijital Fabrika” adlı ürünümüz, boyahaneleri uçtan uca analiz ederek her bir metre kumaşın maliyetini ve karbon ayak izini şeffaf şekilde hesaplamaya imkân tanıyor.
Bugüne kadar 46 ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Gelirlerimizin yaklaşık %60’ı ihracattan, %40’ı ise iç pazardan geliyor. Bu pazarlarda başarılı olabilmek için en çok önem verdiğimiz konu, Türkiye’de elde ettiğimiz başarı modelini birebir yurt dışına taşımak. Bu modelin temelinde doğru servis, doğru zamanda çözüm sunmak ve müşterinin üretim sürecine doğrudan entegre olmak var. Çünkü otomasyon sistemleri, sadece bir makine satışı değil; fabrikanın kalbi ve dolaşım sistemi gibi kritik bir rol üstleniyor.
Ana pazarlarımız arasında Türkiye ve Özbekistan öne çıkıyor. Bunun yanında Hindistan, Bangladeş, Pakistan ve Mısır da stratejik olarak güçlü olduğumuz bölgeler. Bu ülkelerde yalnızca teknik servis değil, aynı zamanda otomasyon ve boyama teknolojilerini bilen uzmanlardan oluşan yerel yapılanmalar kurduk. Çünkü yerelleşme olmadan kalıcı başarı sağlamak mümkün değil.
Stratejimiz, girdiğimiz pazarlarda tekil satışlarla değil, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir varlıkla ilerlemek. Bu anlayış sayesinde bugün 41 yıldır müşterilerimize güvenilir ve yenilikçi çözümler sunmaya devam ediyoruz.
“Yatırımımız Henüz Çok Yeni Ama Şimdiden Bölgede Ses Getiren Çalışmalar Yapıyoruz”
En son Hollanda’da bir yatırım yaptınız. Bu yatırımla ilgili detaylı bilgi verebilir misiniz?

Evet, Hollanda’nın Eindhoven kentinde, Brainport Industries Campus bölgesinde önemli bir yatırım gerçekleştirdik. ELiAR, kuruluşundan bu yana Ar-Ge, inovasyon ve akademi iş birliğine dayalı bir firma. 2015’ten beri Türkiye Cumhuriyeti onaylı Ar-Ge merkeziyiz ve elektronik alanında en çok Ar-Ge harcaması yapan firmalar arasında ilk sıralarda yer alıyoruz. İhracatta da Türkiye ortalamasının çok üzerinde, kilo başına 45–60 dolar değerinde ürünler üreten bir yapımız var.
Bu yatırımı iki ana amaçla gerçekleştirdik. Birincisi, Ar-Ge ve üniversite iş birliklerimizi uluslararası ölçekte geliştirmek. İkincisi ise satış ve pazarlama tarafında müşterilerimize bir “deneyim merkezi” sunmak. Bu merkezde geleceğin tekstil teknolojilerini sergiliyor, müşterilerimize sektörün 10 yıl sonrasına dair vizyonumuzu gösteriyoruz.
Brainport, dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerine ev sahipliği yapan bir ekosistem. Biz de burada dünyanın önde gelen teknoloji firmalarıyla dirsek temasında bulunuyor, bilgi ve teknoloji paylaşımı yapıyoruz. Yatırımımız henüz çok yeni—yaklaşık bir yıl oldu—ama şimdiden bölgede ses getiren çalışmalar yapmaya başladık.
Yapay zekâ gibi yeni teknolojilerin otomasyon sistemlerinize entegrasyonu konusunda yürüttüğünüz projeler var mı?
Yapay zekâ günümüzde herkesin gündeminde; biz ise bu alandaki çalışmalarımıza yaklaşık 7 yıl önce başladık. İlk olarak kendi sistemlerimizin sağlığını izlemek, akıcılığını artırmak ve kestirimci bakım yapmak amacıyla kullandık. Bugün bu uygulamalar aktif şekilde devrede.
Son dönemde yapay zekâyı doğrudan müşterilerimize değer katacak çözümler için kullanıyoruz. Örneğin geliştirdiğimiz yapay zekâ araçları sayesinde müşterilerimiz batch bazında karşılaştırmalar yapabiliyor, her bir boyama sürecinde ne kadar iyileştirme sağlanabileceğini görebiliyorlar. Böylece tek seferde doğru boyama oranı artarken, süreçler de optimize ediliyor.
Ayrıca devreye alım ve servis süreçlerini kolaylaştırmak için yapay zekâ destekli asistanlarımız var. Bu araçlar sayesinde müşterilerimiz, sistemlerini çok daha bağımsız ve hızlı şekilde devreye alabiliyor ya da servis ihtiyaçlarını çözebiliyor. Böylece hem merkezimize bağımlılık azalıyor hem de süreçler daha verimli hale geliyor.
Bizim uzmanlık alanımız boyama prosesleri ve elimizde yaklaşık 40 yıllık büyük bir proses hazinesi mevcut. Kontrol cihazlarımız ve yazılımlarımız sayesinde biriken bu veriler, müşterilerimizin geçmişe yönelik analiz yapmasına, proseslerini geliştirmesine ve yapay zekâ destekli araçlarla geleceğe daha güvenle bakmasına imkân tanıyor.
“Hem Çevreye Duyarlı Hem De Maliyet Açısından Etkin Çözümler Sunuyoruz”
Tekstil boyama süreçlerine entegre ettiğiniz otomasyon ve yazılım çözümleri, üretim verimliliği, renk doğruluğu ve kaynak optimizasyonu açısından nasıl somut faydalar sağlıyor? Bunu birkaç örnekle detaylandırabilir misiniz? Müşterilerinizden nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?
Çok sayıda uygulamamız var ama birkaç örnek vermek gerekirse, geliştirdiğimiz akıllı sensörler önemli fark yaratıyor. Spektrofotometrik absorbans, pH ve iletkenlik sensörlerimiz ile bunların arkasındaki yazılım algoritmaları sayesinde makineler adeta “oto pilot” modunda çalışabiliyor. Bu da insan hatasının önüne geçiyor ve süreci daha güvenilir hale getiriyor.
Müşterilerimizden aldığımız geri dönüşlere göre, yalnızca süreçlerin hızlanması sayesinde bile %10–15 civarında maliyet avantajı sağlanabiliyor. Ayrıca otomatik dozajlama sistemlerimiz, konvansiyonel yöntemlere kıyasla kimyasal kullanımında yaklaşık %8-10 tasarruf imkânı sunuyor.
Sonuçta hem çevreye duyarlı hem de maliyet açısından son derece etkin çözümler sunuyoruz. Bu sayede müşterilerimiz üretim verimliliğini artırırken kaynaklarını da daha sürdürülebilir bir şekilde kullanabiliyorlar.
Entegre sistemlerinizin Endüstri 4.0 ile bağlantısını nasıl kuruyorsunuz? Firmalar bu sistemleri kullanarak dijital dönüşüme nasıl uyum sağlayabilir?
Endüstri 4.0 ve dijitalleşme günümüzün en güncel başlıklarından biri. Ancak tekstil sektörü, diğer sektörlerle kıyaslandığında bu yolculuğun henüz emekleme aşamasında. Örneğin otomotiv gibi sektörlerde dijitalleşme çok daha ileri seviyelerdeyken, tekstil hâlâ emek yoğun yapısını sürdürüyor.
Endüstri 4.0 yolculuğunu beş basamaklı bir süreç olarak değerlendirebiliriz. Tekstil fabrikalarının büyük kısmı hâlâ ilk basamakta, yani makine ve proseslerin otomasyon seviyesinde. Biz burada yalnızca cihazların otomatik çalışmasını sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda reçetelere uygun doğru dozajlama parametreleri ile sürecin ilerlemesini, fabrikanın tamamının izlenmesini sağlayacak yazılım çözümleri geliştiriyoruz.
Türkiye bu alanda önemli yol kat etmiş durumda. Şu anda üçüncü ve dördüncü seviyelere ulaşan çok sayıda tekstil firması var ve biz yaklaşık 30–35 yıldır bu firmalarla birlikte yol alıyoruz. Sadece ürün değil, danışmanlık seviyesinde bilgi paylaşımı da yaparak dijitalleşme yolculuklarına eşlik ediyoruz. Türkiye’de edindiğimiz bu tecrübe, bizi dünya arenasında da güçlü kılıyor. Pakistan, Bangladeş, Mısır ve Hindistan gibi pazarlarda henüz yolun başında olan firmalara Türkiye’den kazandığımız deneyimi aktararak destek veriyoruz.
Örneğin iplik üretimi yapan entegre bir tesisi ele alalım. Türkiye’de pamuktan başlayıp kumaşa kadar birçok safhayı kapsayan tesisler mevcut. Siz dijitalleşmeyi yalnızca boyahane bölümünde mi uyguluyorsunuz, yoksa ham maddenin fabrikaya girişinden nihai ürünün sevkiyatına kadar tüm süreci kapsayan bir yazılım çözümü mü sunuyorsunuz?
Uzun yıllardır uzmanlık alanımız, özellikle boyahanelerdeki ıslak işlemlerde proses kontrolü oldu. Ancak 2021 yılından itibaren sektörün gelişen ihtiyaçları ve müşterilerimizin talepleri doğrultusunda yeni bir adım attık. Aslında yıllardır birlikte çalıştığımız firmalar bize, “Eğer bu işi yapacak biri varsa, o da ELiAR’dır” diyerek tüm sürecin uçtan uca izlenebilirliğini sağlayacak bir çözümü işaret ediyordu. Bu yönlendirmeler bizi “dijital fabrika” konseptine yatırım yapmaya teşvik etti.
Dijital fabrika, ham kumaşın veya ipliğin depodan girişinden başlayıp sevkiyata kadar geçen tüm süreci kapsıyor. RFID teknolojileri ile malzeme takibi, makinelerden veri toplama ve analiz sistemleri sayesinde üretim süreçleri baştan sona otomatikleştiriliyor. Dolayısıyla iki ayrı uzmanlık alanımızdan söz edebiliriz: Islak işlemler tarafındaki derin uzmanlığımız ve son yıllarda geliştirdiğimiz dijital fabrika çözümlerimiz.
Bu yeni alan, dünya genelinde olduğu gibi bizim için de başlangıçta yeniydi. Ancak sektördeki köklü deneyimimiz sayesinde başarıyla geliştirdik. Bugün kullanan müşterilerimizden aldığımız geri bildirimler, sağlanan faydaları açıkça ortaya koyuyor ve biz de bu raporları analiz ederek sürekli iyileştirme yapabiliyoruz.
Önümüzdeki yıllarda tekstil otomasyonu alanında hangi teknolojik trendlerin öne çıkacağını düşünüyorsunuz? ELiAR olarak yeni ürün ve sistemlerle sektöre nasıl yön vermeyi hedefliyorsunuz?
Gelecekte robotik teknolojiler ile düşünebilen ve öğrenebilen sistemler, tıpkı diğer sektörlerde olduğu gibi tekstilde de belirleyici olacak. Biz de bu alandaki çalışmalarımızı yoğun şekilde sürdürüyoruz. Bugün örneğin bir kimyasalın boru hattı ile A noktasından B noktasına taşınmasını sağlayabiliyoruz. Ancak yarın bu süreçler robotik sistemlerle veya daha gelişmiş otomasyon araçlarıyla yapılabilecek. Bu basit bir örnek, fakat endüstrideki dönüşümün hızını göstermesi açısından önemli.
Kontrol ekipmanları ve mekatronik sistemlerde çok hızlı gelişmeler yaşanıyor. Bizim yaklaşımımız ise dünyadaki ve farklı endüstrilerdeki yenilikleri yakından takip ederek, bunları tekstil sektörüne en kısa sürede adapte etmek. Önümüzdeki dönemde, robotik çözümlerle desteklenen, kendi kendine öğrenebilen ve karar verebilen sistemlerin yönettiği üretim süreçlerinin yaygınlaşacağını öngörüyoruz. ELiAR olarak amacımız, bu dönüşümde sadece uyum sağlamak değil, sektöre öncülük eden firma olmaktır.
“Tüm Süreçleri Otomatikleştiriyor ve İnsan Müdahalesinden Bağımsız Analizler Yapıyoruz”
Sürdürülebilirlik ve çevreci üretim giderek önem kazanıyor. ELiAR olarak bu alanda yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir ve müşterilerinizden nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?
Sürdürülebilirlik göreceli bir kavram gibi görünse de, gerçek anlamda ete kemiğe bürünmesi ancak şeffaflıkla mümkün. Bunu sağlamak için tüm süreçleri otomatikleştiriyor ve insan müdahalesinden bağımsız analizler yapıyoruz. Bu sayede ne kadar sürdürülebilir olduğumuzu objektif olarak ölçebiliyoruz.
Tekstil sektöründe ise su tüketimi ve atık üretimi son derece yüksek. Ayrıca dünya genelinde tekstil ürünlerinin geri dönüşümü sırasında ortaya çıkan enerji kullanımı ve yakılan ürünler, sera gazı salınımını artırıyor ve iklim krizine doğrudan katkı sağlıyor. Bu noktada biz sürdürülebilirliğin merkezinde yer alıyoruz. Firma olarak ‘Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne bağlıyız ve sistemlerimizi bu hedefler doğrultusunda tasarlayıp uyguluyoruz. Ürettiğimiz ürünlerin enerji tüketimini minimize ediyor, süreçleri optimize ediyoruz. Merkezimizde ve fabrikamızda elektrik enerjisinin önemli bir kısmı güneş panelleriyle sağlanıyor.
Önemli bir nokta da ürünlerimizin müşterilere sağladığı sürdürülebilirlik faydalarıdır: Su tüketimini azaltıyor, gereksiz kimyasal kullanımını engelliyor ve tüm süreçleri şeffaf şekilde takip edilebilmesini sağlıyoruz. Bu çalışmalarımız kapsamında birçok büyük marka ve uluslararası firma ile iş birliği yapıyor, sürdürülebilirlik direktörleriyle ortak projeler yürütüyoruz. Hollanda’daki yatırımımız da markalarla trendleri ve iş birliklerini daha etkin şekilde takip etmemize büyük katkı sağlıyor.
ELiAR’ın uzman kadrosunu oluşturan mühendislik altyapısından bahsedebilir misiniz? Çalışanlarınıza şirket içinde kurduğunuz inovasyon kültürü nasıl ilerliyor?
ELiAR’ın en önemli unsurlarından biri, kökten gelen Start-Up ruhunu kaybetmeden Ar-Ge kültürünü sonraki nesillere aktarmaktır. Bu, kurucularımızdan aldığımız bir görev. Şirket özelinde çok özgür bir ortam yarattık; özellikle genç mühendislerimiz kendilerini ifade edebildikleri ve beklentilerini karşılayabildikleri serbest ortamlarda yeni projeler tasarlayıp geliştirebiliyorlar.
Buraya yatırım yapmamızın nedeni de bu özgürlük ve yaratıcılığı desteklemektir. Çalışma ortamımız hem profesyonel hem de sosyal açıdan çok eğlenceli ve motive edici. Ar-Ge merkezimizi gezdiğinizde, mühendislerimizin yeteneklerini ortaya çıkarabilecekleri alanlar olduğunu görebilirsiniz. Bu sayede inovasyon süreçlerimiz hem sürdürülebilir hem de oldukça verimli ilerliyor. ELiAR, değerli mühendis kadrosu sayesinde bu başarıyı yakalayabiliyor.
Genç mühendisler ve yeni mezunlar için ELiAR nasıl bir kariyer vizyonu sunuyor? Özellikle otomasyon ve yazılım geliştirme alanında kariyer hedefleyen genç mühendis ve girişimcilere ne tür tavsiyeleriniz var? Üniversitelerle iş birlikleriniz nasıl ilerliyor?
ELiAR’da stajyerlikten başlayıp uzun yıllar boyunca şirkette kariyer yapan birçok çalışanımız var; kimileri 15-20 yıldır aramızda. Genç mühendisler, baskı altında hissetmeden, kendilerini özgürce ifade edebildikleri ve sadece ürettikleri işle meşgul oldukları bir ortamda çalışabiliyorlar. Burada, işin tanımı net olsa da, Ar-Ge biriminde çalışanlar yeni projeler üretme özgürlüğüne sahip. Bu, kendini geliştirmek isteyen ve mühendislik becerilerini ortaya koymak isteyenler için çok iyi bir okul niteliğinde.
Yeni mezunlar için de sektör ve çalışma hayatına adım atarken kendi ilgi ve merak alanlarında araştırma yapma ve bunları bulma fırsatı sunan bir ortam sağlıyoruz. Üniversitelerle iş birliklerimiz ise, hem Ar-Ge projelerinde hem de staj ve eğitim programlarında aktif olarak ilerliyor, böylece genç yeteneklerin sektöre adaptasyonunu ve gelişimini destekliyoruz.
Yakın zamanda katılım sağlayacağınız fuarlar hangileri?
Fuarlar bizim için vazgeçilmez. Önümüzdeki dönemde Ekim ayında ITMA Asia fuarına katılacağız ve bu fuardan beklentimiz oldukça büyük: yeni pazarlara açılmak ve mevcut ana pazarlarımızdaki müşterilerimizle buluşmak bizi oldukça heyecanlandırıyor.
Bunun dışında ITM Fuarı da yine önümüzdeki yıl ajandamızda yer alıyor. Bölgesel olarak Bangladeş,Hindistan, Pakistan ve Mısır’da da fuarlarımız olacak. Ancak ITMA ve ITM gibi büyük fuarlar bizim gözbebeğimiz. Bu platformlarda her zaman olduğu gibi yeniliklerimizle kendimizi ifade edeceğiz ve değerli dostlarımıza bu yenilikleri beyan edeceğiz.





