“Türkiye Pazarı ile İlgili Büyüme Beklentimiz Üst Seviyelerde”

Archroma Türkiye, Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde yeni ofis binasına ve laboratuvarına taşındı.  Archroma yeni CEO’su Heike van de Kerkhof, “Türkiye bizim için gerçekten çok önemli bir pazar ve büyüme beklentilerimiz oldukça üst seviyelerde.” dedi.

“Türkiye Pazarı ile İlgili Büyüme Beklentimiz Üst Seviyelerde”

Archroma Türkiye, Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde yeni ofis binasına ve laboratuvarına taşındı.  Archroma yeni CEO’su Heike van de Kerkhof, “Türkiye bizim için gerçekten çok önemli bir pazar ve büyüme beklentilerimiz oldukça üst seviyelerde.” dedi.

İsviçre merkezli Archroma, sürdürülebilir çözümlere yönelik renk ve özel kimyasallar konusunda lider firmalar arasına yer alıyor. 35 ülkede 3 bin çalışanı ve 26 üretim tesisi bulunan firmanın Türkiye’deki ofisinde ise 40 kişi çalışıyor.

Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyetlerine devam eden Archroma Türkiye, geçtiğimiz ay yeni ofisinin ve laboratuvarının açılışını gerçekleşirdi.  Archroma Türkiye Genel Müdürü Emrah Eşder’in ev sahipliğini yaptığı açılışa, Archroma’nın yeni CEO’su Heike van de Kerkhof’un yanı sıra çok sayıda davetli katıldı. Emrah Eşder açılış konuşmasında, yeni ofis ve laboratuvarın ürün uygulama geliştirme, pilot ölçekli üretim gibi konularda çalışmalar yapacağını söyledi. Eşder, “Bu yatırım ile Archroma, Türkiye ve EMEA bölgesindeki müşterilerini desteklediğini ve Türkiye’deki varlıklarına, çalışanlarına ve iş ortaklarına olan bağlılığını teyit ettiğini gösteriyor.” dedi.

Açılış konuşmasının ardından davetliler, Archroma’nın yeni ofis binası ve % 50’si yenilenen ekipmanlardan oluşan laboratuvarını gezdi. Tekstil Teknoloji dergisi olarak açılış programını takip ettik ve ardında Archroma’nın yeni CEO’su Heike van de Kerkhof ile bir röportaj gerçekleştirdik.

Archroma’nın Türkiye’de yeni ofis binasına taşınması ve yeni laboratuvar açmasıyla ilgili düşüncelerinizi sizden dinleyebilir miyiz?

Öncelikle çok etkilendiğimi belirtmek isterim. Tahmin edeceğiniz gibi bu çapta bir yatırım için para harcanması gerekiyor. Ancak kimi zaman çok para harcayarak da bir noktaya gelinmiyor. Bunun için kendisini işine adamış bir ekibe ihtiyacınız var. Bu yeni ofise baktığınızda, sadece para vermekle kalınmadığını herkesin kendisinden bir parça kattığına şahit oluyorsunuz. Archroma stratejisinin bir parçası olarak çevre ile uyumlu, farklı renklerle oluşturulmuş bir konsept görüyorsunuz.

Bu ofis diğer Archromalar için referans noktası hatta lider konumunda olacak. Bu nedenle özellikle Türkiye ekibine böyle bir girişimde bulundukları için çok teşekkür ediyorum.

Son dönemde boya endüstrisindeki trendler neler? Archroma firması yeni trendleri yakalamak adına ne tür çalışmalar yapıyor?

Biz genelde bir hammadde tedarikçisi ya da basit ürünler tedarikçisi olmak istemiyoruz. Biz sistem yaklaşımı yaparak paket halinde satış yapmayı tercih ediyoruz. Bunun da en büyük sebeplerinden birincisi müşteri açısında oluşacak maliyetleri düşürmek. İkincisi de geliştirmiş olduğumuz sürdürülebilirlik araçları ile ki bunlardan bir tanesi de ‘One Way Proses Simülatörü’, bu araçları kullanarak atık sudaki yükleme miktarını düşürebiliyor, çevreye olan etkilerini minimize etmeye çalışıyor, kimyasal kullanımını ve işlem sürelerini azaltıyor, daha az su kullanımı sağlıyoruz. Bunlar aynı zamanda müşterilerimizin maliyetlerini düşürüyor, performanslarını arttırmalarını sağlıyor. Dolayısıyla bakış açısı tamamen sürdürülebilirlik ve ekonomi şemsiyesi altında birleşiyor.

Daha spesifik olarak söylemek gerekirse; yakın zamanda geliştirdiğimiz anilin içermeyen Denisol® Pure Indigo buna en güzel örnek. Zaten bu hali hazırda bütün endüstrinin beklediği inovasyonlardan bir tanesiydi. Anilin, çevreye pek çok açıdan zararı olan bir ürün. Çünkü anilin pek çok yasaklı listeye girdi. Biz bu inovasyonu çok önce yaparak hem müşteriyi toz kullanmaktan uzaklaştırıyoruz ki bu da sağlık ve güvenlik açısından çok önemli. İkincisi anilini tamamen devre dışı bırakarak çevreye olan zararını da ortadan kaldırmış oluyoruz.

Archroma’nın Denim boya sektörüne yönelik son yenilikleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

İnovasyon dışında bu sektörde en önemli şey; dünyadaki büyük denim markalarıyla birlikte çalışıp bu endüstride oluşan kirliliği ve su tüketimini olabildiğince minimize edebilmektir. Bu noktada birçok ünlü firma bizi takip ediyor.

Denim sektöründe öncelik tozdan likide geçmek ama bu tek başına yeterli değil.  Aynı zamanda bu ürünün tamamen anilinden de arındırılması çok önemli. Çünkü sonuçta biz yaşadığımız dünyayı yarın bir başkasına; çocuklarımıza, torunlarımıza bırakacağız. Anilin sadece çevre için değil insan sağlığı için de çok zararlı bir malzeme. Biz bunu düşünerek hem global anlamda hem de Türkiye, Ortadoğu ve Afrika pazarı için bir liderlik örneği gösterdik. Sonuçta dünyada anilin içermeyen Indigo’nun ilk üretimini yapan firmayız. Bununla ilgili patentlerimizde var.  Dolayısıyla bu da bizim hangi doğrultuda gittiğimizi gösteriyor.

Son dönemde tekstil sektörünün yaşadığı en büyük sıkıntılar neler? Archroma firması bu zorluklarla mücadele etmek için nasıl bir yol izliyor?

Sektörde ekonomik nedenlerle bir yavaşlama var. Ancak bu yavaşlama her segmentte aynı düzeyde değil. Bazı segmentler büyümeye devam ediyor. Önemli olan bu segmentleri izlemek, tanımlamak, odak noktasını buraya yöneltmek ve gerektiği zamanda yavaşlamadan kaynaklanan açığı bu büyümeyi durdurmayan segmentlerde devam ettirmektir. Böyle ekonomik anlamda kötü bir zamanda, yavaşlama döneminde hem çevreye duyarlılık hem de maliyetleri düşürücü nitelikte bir yaklaşım benimsemek gerekiyor. Bunun en güzel örneğini yakın zamanda çok ünlü bir hazır giyim firması gerçekleştirdi ve recycle ürünlerden triko ve giysi yaptı. Bu çok güzel bir yaklaşım biz de benzer bir yaklaşım benimsiyoruz. Archroma’nın The Foron® SP-WF ürünü bunun bir örneği. Polyester örme spor giyim için bir renklendirme sistemi olan Archroma Fast Sport’un merkezinde yer alan bu ürün, daha az çevresel ayak iziyle, mümkün olan en kısa sürede en iyi haslığı sağlıyor.

Ayrıca biz bir tedarikçi olarak partnerlerimizle yakın temas halindeyiz. İnovasyon ve sürdürülebilirlik bizim sistemimizin en önemli saç ayaklarını oluşturuyor. Tüm boyama işlemlerinde kullanılan kimyasalları çıkarmak ve su tüketimini azaltmaya odaklandık. Bunu yaparsak ekonomik anlamda da tercih edilen ortak olacağımıza inanıyoruz.

Archroma firmasının gelecek birkaç yıl için yatırım ve büyüme planları neler? Türkiye’de üretim merkezi kurmayı düşünüyor musunuz?

Firma olarak bizim bu konudaki yaklaşımımız belli; yeni yatırımlar yapmak ya da mevcut set-up’ı büyütmek istediğimizde ülkelerdeki performansı, büyüme hızını ve kârlılığı çok yakında takip ediyoruz. Ve uygun olduğu zaman gereken aksiyonları alıyoruz ki geçmişte de bunun örnekleri oldu. Yakın zamanda yine olmuştu.

Şu anda Türkiye; Mısır ve Avrupa’ya yakın olduğu için tedarik açısından çok uzak bir mesafede değil. Hali hazırda çok rahatlıkla ürün yetiştirilebiliyor. Ne zaman ki gerek olduğunu hissederiz bu konuda yatırım yapmaktan kaçınmayız.

Ayrıca Türkiye bizim için gerçekten çok önemli bir pazar ve büyüme beklentilerimiz oldukça üst seviyelerde. Bizim büyüklüğümüzde bir firmanın bir ofis ve laboratuvar bile olsa böyle bir yatırıma girmesi zaten bizim Türkiye ile ilgili niyetimizi çok net gösteriyor.

Özellikle altını çizmek istiyorum buradaki işletme sadece laboratuvar değil aynı zamanda inovasyon merkezi olarak kullanılacak. Yakın gelecekte yeni projeler belki de Türkiye’deki laboratuvarda yapılacak.

Archroma firmasının 2020 planları neler?

2020 için baktığımızda bizim için yine en önemli şey sürdürülebilirlik olacak. Sürdürülebilirlik hızını aldı ve devam ediyor. Biz bu konuda yine proaktif olmaya devam edeceğiz. Kanunun çıkıp kural haline gelmesini beklemektense daha o çıkmadan zararlı maddelerin olduğunu bilip önceden tedbir alacağız. Özellikle önümüzdeki yıllarda bu tür kurallar daha da artacak. Bizim burada yapacağız şey bazı şeyleri önceden görüp proaktif olmak ve aksiyon almak olacak.

Röportaj: Dilek HAYIRLI

COMMENTS